ULUCANLAR CEZAEVİ MÜZE ve KÜLTÜR SANAT MERKEZİ

Yazdır
Üst Kategori: Tüm Sayılar Kategori: Sayı: 23
Yayınlanma: Perşembe, 26 Ocak 2012 Yüksel OKTAY tarafından yazıldı.

 

Altındağ Belediyesi, Ankara - 27 Ocak 2012

2010 senesinde halka açılan Ulucanlar Cezaevi Müzesini gezmek, karlı bir güne nasip oldu. Cezaevinin girişindeki büyük bahçesinde, iki balmumu askerin olduğu nöbetçi kulelerinin arasından, 37 senelik askerlik arkadaşımla beraber geçip içeriye girdiğimiz zaman, neleri göreceğimizi bilmiyorduk.

İkimizde emekli olduğumuz için giriş ücreti ödemeden ve müze tanıtım kitapçığını aldıktan sonra, ismi ‘’Adnan Menderes Bulvarı’’ olan uzun bir ara yolda yürüdük ve karşımıza ilk çıkan ‘’Hilton’’ lakaplı 9. ve 10. koğuşlara girdik (Resim 1). Sağ taraftaki koğuş 4 kişilik, sol taraftaki 2 kişilikti ve aradaki hol’de yemek yiyen iki mahkumun balmumu heykelleri vardı, önlerinde tencere ve ellerinde kaşıklarla. Duvarlarda birkaç gazetenin ilk sayfaları asılı idi.

Türk Cumhuriyet tarihine en başından beri tanıklık eden Ulucanlar Hapishanesi 1926 senesinde inşa edilmiş. 2006 yılında Altındağ Belediye’sine devredilmiş ve müze restorasyon işlerine başlanmış. Hüseyin Cahit Yalçın, Bülent Ecevit, Necip Fazıl Kısakürek, İskilipli Atıf Hoca, Osman Bölükbaşı, Muhsin Yazıcıoglu, Yılmaz Güney, Deniz Gezmiş ve onlar gibi çok sayıda fikir suçlusu burada zaman geçirmiş ve bir çok mahkum burada asılmış. Hepsinin kısa hayat hikayeleri, fotoğraflarıyla beraber çift katlı ranzaların önünde sergileniyor. Oral Çalışlar ve kadınlar koğuşunda yatmış olan eşi İpek Çalışlar’ı tanıtan panolar yan yana. Biraz ilerdeki ranzanın önünde Kasım Gülek gibi, hapishanede yatmış  Türkiye’nin en tanınmış siyasetçilerinin de fotoğrafları var.

 

Bir de Taner Akçam’ın fotoğrafı var, 8nci koğuşta yatmış. 1977 yılında bu cezaevinin Marangozluk bölümünden 4 arkadaşı ile kaçmadan duvara şunları yazmış: ‘’Duvar, o duvarlar, vız gelir bize vız.’’. Taner Akçam’ın hemen hemen bütün kitaplarını okudum, en son Ermeni Davanian’la beraber yazdığı kitap dışında. Kaçtiği Almanya’da müthiş bir Türk düşmanı oldu. Sonra Ermeni diasporasının fonları ile Amerika’ya davet edildi ve University of Minnesota’da hocalık yaptıktan sonra Clark University’e geçti. Zaman zaman Türkiye’ye geliyor, her nasılsa fakat babası ‘’Cılavuz’’ köy enstitüsü mezunu yazar Dursun Akçam adına Adıyaman’da açılan Kültür merkezinin açılışına davet edilmemiş.

 

Orta okul yıllarında ‘’Türkiye Gezileri’’ yazılarını okuduğum Hüseyin Cahit Yalçın, 79 yaşında, 26 ay 20 gün Ankara Merkez Hapishanesinde yatmış. 1875-1957 yılları arasında yaşamış ünlü gazetecinin fotoğrafı olan koğuşun bir kısmı müze gibi. Bülent Ecevit’in kasketi, Hüseyin Cahit Yalçın’ın, kendisini cezaevine gönderen yazıyı yazdığı kalemi, saati, sergilenen objeler arasında.

 

Büyük koğuşların yanı sıra birde ‘’Disiplin Hücresi’’ dedikleri zindanlar var. Koğuşların bulunduğu sahaların duvarlarında bir çok hükümlünün fotoğrafları var. Bütün koğuşlarda balmumu heykeller.. Bazıları ranzaların üstünde kitap veya gazete okuyor. Yurtdışında yapılıp gemiyle Isanbul’a, oradanda cezaevine getirilmiş 22 heykelin olduğunu söylediler.

 

Kütüphane ve müze sevdalısı Zübeyde hanım.

 

Bütün koğuşları gezdikten ve sergilenen gazete ilk sayfalarının ve tanıtımyazılarının bazılarını okuduktan sonra kapısında ‘’Kütüphane’’ yazan bölüme geldik. Fakat kütüphane kapalıydı. Bana hemen yan taraftaki kantinden çıkıp Hoş geldin diyen Serap Hanım’a ’Niçin?’’ diye sorduğum zaman ‘’Kütüphane Müdürü olmadığı için’’ dedi. Israr etmem üzere açtı. Büyük bir yer değil, ayrı bir okuma odası var. İki duvarı kaplayan rafların birisinde en çok Necil Fazıl Kısakürek’in kitapları. Birde Başbakan’ın günlük proğramlarından oluşan kitaplar. Doğa Enerjinin sponsorlığında bastırılan ‘’Nazım Hikmet’’ kitabını alıp, üstü fotoğraflarla kaplı masaya oturduğum zaman, içeriye bir hanım girdi ve bize ‘’Hoş geldiniz’’ dedi. Sonra uzun bir sohbet başladı. Ankara Üniversitesi mezunu olduğunu söyleyen Zübeyde hanım, müze hakkında bilgi verdi. (Resim 3) ‘’Burada kaç önemli kişi idam edildi?’’ diye sordugum zaman ‘’18’’ diye cevap verdi ve çıkış kapsının yanında darağacının sergilendiğini söyledi. Zübeyde hanıma, mğüze hakkında bilgi almak için internette müze sitesine girdiğim zaman şu mesajla karşılaştığımı söyledim: ‘’Altındağ Belediyesi'nin yönetiminde olan Ulucan Cezaevi müzesinin internet sayfası, Firmamıza olan borçlarını bir yılı aşkın süredir ödemediği için kapanmıştır.’’ Zübeyde hanım, belediyenin herhangi bir borcu olmadığını ve sitenin ‘’Belediyenin herhangi bir müdahale etmek isteğini kabul etmedikleri için kapatıldığını söyledi.

 

 

 

Ulucanlar cezaevinin müzeye dönüştürülmesi için restorasyan işlerini başlatan Altındağ Belediye Başkanı Sayın Veysel Tiryaki’yi hem tebrik eder hemde kendisine ve müzede çalışanlara teşekkür ederiz. Görülmeye değer bir müze.

 

 

 

Yüksel Oktay, PE

Istanbul

 

Yorumlar (0)

500 karakter kaldı.

Cancel or