AÇIK MEKTUP: SAYIN BAŞKAN BARAK OBAMA, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

Üst Kategori: Tüm Sayılar
Yayınlanma: Salı, 11 Haziran 2013

“ Ermeni Tasarısı”,  “Ayrımcılık” ve Türk-Amerikalılara yönelik devam eden “Tehditler”…

GİRİŞ NOTU: Bu Açık Mektup, 22-23 Nisan 2011'de yazılmış ve yayınlanmıştır. Türkiye'deki son dönemdeki gelişmelerin ışığında ve Lozan Barış Andlaşması'nın 90nci yıldönümü çerçevesinde (24 Temmuz 2013); mektubu çevirerek, Türk kamuoyunun ilgi ve dikkatine sunuyoruz.

lozan

Sayın Başkan Barack Obama
Amerika Birleşik Devletleri 
Beyaz Saray
1600 Pennsylvania Avenue
Washington, DC 20500

22-23 Nisan 2011

“ Ermeni Tasarısı”,  “Ayrımcılık” ve Türk-Amerikalılara yönelik devam eden “Tehditler”…

Sayın Başkan:

Aşağıda göreceğiniz üç talebi içeren mektubu, en temel bireysel ve savunma hakkım olan, Anayasanın “ her insan onur ve refah içinde yaşama hakkına sahiptir” ve “ifade özgürlüğü” maddelerine dayanarak yazıyorum.

Gündeme getirmek istediğim üç talep:
1-  Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Senatosu’nun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu [Lozan’ı] resmen tanıması.
2-     “Ermeni Tasarısı’nın” ABD Senatosu’ndan bir daha getirilmemek üzere geri çekilmesi.
3-   Amerika Başkanı tarafından, Ermenilerin 1915 tarihine yönelik suçlamalarına dair yıllık konuşmanın yapılmaması veya bu tarihte ve Amerika’nın da içinde bulunduğu diğer emperyalist güçlerle birlikte 20. Yüzyıldan günümüze kadar sebep olduğu Osmanlı ve Türklerin kayıplarının da eşit bir şekilde dile getirilmesi.    

Türk asıllı bir Amerikalı olarak yaşadığım ABD topraklarına ilk kez ayak bastığım 1989 yılından beri kişisel anlamda saldırıya ve suçlamaya uğradım. 20 yıldan fazla bir zamandır yaşadığım bu ülkede ne zaman zıt görüşlü Ermeni bir vatandaşla karşılaşsam, kişiden kişiye değişen sayılarla 1,5 ila 3 milyon Ermeni’nin katili olduğum ile ilgili suçlamalarla yüzleşmek zorunda kaldım. Sadece Türkiye’de doğmuş olmak yüzünden bu hakarete uğradım ve ayrımcılığa maruz kaldım. Yıllar boyunca ne zaman zıt görüşlü bir Ermeni’nin sorumlu ya da etkili olduğu bir kurumda, yapıcı tüm girişimlerime rağmen ayrımcılığa ve engellenmeye maruz kaldım. Benim durumumdaki pek çok insan sırf Türk asıllı oldukları için günlük temel uygulamalar da bile Ermeniler tarafından bu tür bir ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır. Amerika’da yaşayan şahsım ve tüm Türk-Amerikalılar adına hepimiz benzer durumlarla karşılaşmaktayız.

Ermeni Diasporası ve ABD temelli Ermeni Topluluğu, “hukuksuz”, “haksız”, “ana-akım medyayı ve ulusal kanalları engelleyerek”, en etkili eğitim kurumlarında sesimizin duyulmasını önlemektedir. Bazı eyalet/şehirlerde de ilkokul eğitiminden itibaren programlarına tek yanlı tezlerini dahil ederek, Türk-Amerikalılara ve geniş anlamda da Amerikan topluluğuna nefret tohumlarını ekerek,  Amerika’da yaşayan Türk-Amerikalılar, Türkiye’de ve dünyada yaşayan tüm Türkleri sürekli hakarete uğratmaktadır. Bu durum tüm Türk-Amerikalılar için doğuştan gelen temel insan haklarının açıkça ve şiddetle saldırıya uğratılması anlamına gelmektedir.

ABD Senatosu büyük gayretlerle ve uzun bir süredir Ermeni Diasporası’nı, Türk-Amerikalılara, Türk ulusuna ve dünyadaki Türklere karşı desteklemiştir.

Bütün bu kaynaklar, zihinlerde ön yargı ve ülke [Amerika] çapında nefret uyandırmak amacıyla, özellikle eğitim sistemi içinde başlayarak Amerika halkının gözleri önüne serilmiştir. Bu bir başka anlamda “Sevr Antlaşması” (1920) koşullarının yeniden canlandırma isteği ile kasıtlı bir çabanın devamı/parçası olarak kabul edilebilir. Oysa ki bu süregelen tehdit ve nefreti kökleştirme girişimleri ne genel kapsamda Amerikan vatandaşlarının, ne Amerika’daki Ermeni ve Türk topluluklarına ne de iki sınır komşusu ülke olan Ermenistan ve Türkiye’de yaşayan vatandaşlarının yararınadır.

Dahası, ABD Temsilciler Meclisi 1981’den itibaren her yıl “Ermeni Tasarısı”na ilişkin olarak, 1923’te kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin [14 Temmuz 1923] Lozan Barış Andlaşması çerçevesindeki [hakları ve varlığını] görmezden gelmekte [ve tek taraflı değerlendirme ve kararlarla, sürekli Ermeniler lehine oy kullanılmaktadır. Haddi zatında iddialar ilk olarak 24 Nisan 1915 olarak 1981 yılında gündeme getirilmiştir.

Aradan geçen yıllar içinde, bu tarih,  daha sonra ki dönemlerde 1918, 1920, 1922 ve 1923’e kadar sürekli ve kasıtlı olarak değiştirilmiş ve genişletilerek, Cumhuriyet’in kuruluş yılı olan 1923’e kadar uzatılmış/bağlanmıştır. Buna karşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren ABD Senatosu “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu” resmen onamamıştır. Bu durum Ermeni Diasporası’nı ve dünyadaki tüm Ermenileri,
a) ABD Temsilciler Meclisi’nin doğrudan desteği ile Sevr Antlaşması’nı (1920) geri getirmek;
b) ABD Temsilciler Meclisi, Ermeni ulusunun Türkiye’yi bölmeye yönelik sözde “tazminat” talebine uluslararası düzeyde destek vererek Türk ulusunun haklarını ve Türkiye’nin egemenliğini zayıflatmak;
c) Türkiye’nin ve ABD’nin NATO nezdinde ortak olmalarına rağmen, Büyük Orta Doğu Projesi adına, güvenlik ve doğudan batıya, kuzeyden güneye uzanacak “enerji dönüşümü” için yapılmış, yılda 45 milyon dolarlık anlaşmaya rağmen ABD Ermeni Sorusuna çözümü öne sürerek; özellikle de Amerika’daki Ermeni Lobisi’ni cesaretlendirmektedir.

Bu nedenle, her yıl gündeme getirilmekte olan “Ermeni Tasarı”ları, sadece Türkiye’ye değil, tüm bölge ve daha büyük bir çerçevede/resimde Amerikan vatandaşları için de bir tehdittir.

AYRIMCILIK: Türk Amerikalılar pek çok alanda, çeşitli kurumlarca ve medya tarafından, kurnaz yollarla ve kapalı kapılar ardında, iş başvurularında, ortaklıklarda ve reklam ödeneklerinin dışında bırakılarak, 1981’den beri her yıl ayrımcılığa maruz kalmaktadır. ABD Başkanı’nın 24 Nisan’da yapmış olduğu açıklamalar Ermeni Diasporasının tüm Türk- Amerikalılara karşı tutumunu destekler niteliktedir.  Özellikle “Anti-Türk” Ermeni Çözümü Türk Amerikan Toplumuna karşı nefretin artmasına yol açmakla beraber, adil olmayan faaliyetlere, çekişmelerin sürdürülmesine ve Türk-Amerikan ve Ermeni Amerikan toplumları arasında hem ABD hem komşu ülkeler hem de dünya çapında bir başka “ soğuk savaş” varlığına hizmet etmektedir.

Sayın Başkan,

Sade bir Türk asıllı Amerikan vatandaşı olarak, sizden ricam:
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren [Lozan Andlaşması'nın] ABD Senatosu tarafından resmen tanınması ve her yıl gündeme getirilmekte olan Ermeni Tasarısı’nin ise ABD Meclisi ve Senatosu tarafından bir daha gündemine alınmasından ve görüşülmesinden tamamen vazgeçilmesidir.

ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi asla, ABD’nin de diğer emperyalist ülkeler gibi sorumlu olduğu “1915” için [zorunlu göç'e zemin hazırlayan olayları], tarihin fabrikasyon olaylarına dayanarak, nüfusu 75 milyona yakın bir ülke olan Türkiye ve vatandaşlarının hakkında, karar verecek en yüksek mercii olarak görülmemelidir.

İlave olarak, gün geçtikçe berraklaşmaktadır ki, I. Dünya Savaşı’ndan önce tasarlanmış “Eski Dünya Düzeni” hala, sizin [küresel] ortaklıkları, birliği ve daha barışçıl bir dünyayı destekleyen “Yeni Dünya Düzeni” öngörünüzü [olumsuz] etkilemektedir.

Çok değerli zamanınızı ayırarak [1923 Lozan Barış Andlaşması çerçevesinde] “Türkiye Cumhuriyeti”nin resmen tanınması ve ABD Senatosunun da, Ermeni Tasarılarınında tümden geri çekilmesi talebime ilişkin açık mektubumu okuduğunuz için minnettarım.

Saygılarımla

Bircan Ünver (Culkin)
"The Light Millennium" (Işık Binyılı)
Kurucu Başkanı ve Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi
Mektubun orijinali için: http://www.lightmillennium.org/tas/open_letter_to_president_obama.html


Bu Açık Mektup, 22-23 Nisan 2011'de yazılmış ve yayınlanmıştır. Türkiye'deki son dönemdeki gelişmelerin ışığında ve Lozan Barış Andlaşması'nın 90nci yıldönümü çerçevesinde (24 Temmuz 2013); mektubu çevirerek, Türk kamuoyunun ilgi ve dikkatine sunuyoruz. - 11 Haziran 2013, New York - http://www.isikbinyili.org

Yorumlar (0)

500 karakter kaldı.

Cancel or