NEW YORK'TA ÜST-DÜZEY MEDYA BULUŞMASI’DAN İZLENİMLER VE ÖNERİLER

Üst Kategori: Sayı: 24 Kategori: Yazı
Salı, 03 Aralık 2013 tarihinde oluşturuldu Son Güncelleme: Salı, 11 Mart 2014 Yayınlanma: Salı, 03 Aralık 2013 Bircan ÜNVER tarafından yazıldı.

kuzey-amerika-medya-bulusmasi-grup-foto-sultanmagazine

New York'ta Üst-Düzey sunum ve katılımla Kuzey Amerika'daki ilk Türk Medya Mensupları Buluşması gerçekleşti… 
Kuzey Amerika Medya Buluşması, 24 Kasım 2013 pazar günü, The Westin New York Grand Central Hotel’de gerçekleşti.  110’dan fazla Kuzey Amerika kapsamında ve Kanada’dan katılımın teyit alınmış olduğu bildirildi. 20 medya mensubunun da  Kanada’dan olmak üzere, teyit etmiş olanlardan 100’e yakın medya mensubunun katılımıyla ilk Medya Buluşmasıgerçekleşti.

                                                                                                                                Pdf dosya 

Üst Düzey sunumlar ve evsahipliğiyle T.C. Başbakanlık Basın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünden sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,Basın Yayın Enformasyon Genel MüdürüMurat Karakaya, T.C. Washington Büyükelçisi Namık Tan, Anadolu Ajansı Genel Yayın Müdürü Kemal Öztürk ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü Cemalettin Haşimi katıldı. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletlere Daimi Temsilci Büyükelçi Halit Çevik, Yardımcı Daimi Temsilci Levent Eler ile New York Başkonsolosu M. Levent Bilgen, Başkonsolos Yardımcısı Ayten Eler, KKTC New York Temsilcisi Mehmet Dânâ ve Ankara’dan bir çok devlet gorevlisi ile muavin konsoloslar ve bazı dernek temsilcileri de toplantiya katıldı.

Medya Buluşması’nın sabahki bölümü iki ana bölümde sunuldu. İlk bölümde; resmi program gündemindeki sunumlar yapıldı. İkinci bölümde ise toplantıya katılmış olan tüm medya mensuplarıyla bire bir tanışma ve soru/sorun ve önerilerini almayı teşvik edici bir yapıda gerçekleşti. Öğleden sonraki üçüncü bölümde ise Anadolu Ajansı’nın 43.ncü sokak ve 2.nci cadde köşesindeki binada yer alan New York Ofisi’nin resmi açılış töreni gerçekleşti. 

T.C. Başbakanlık, Basın Yayın Enformasyan Genel Müdürü (BYEGM) Karakaya’nın açılış konuşmasını, Washington Büyükelçisi Tan’ın sunumu izledi.  Programın ana konuşmasını ise Başbakan Yardımcısı yaptı. BYEGM faaliyetleri hakkında aydınlatıcı bilgileri ise BYEGM Genel Müdürü Karakaya’nın ardından Anadolu Ajansı Genel Müdürü Öztürk ise A.A.nın faaliyetleri ve hedeflerine ilişkin bir sunum yaptı.  Sayın Karakaya ve Öztürk’ün konuşmalarında ise ortak bir bilgi çıktı ortaya. BYEGM (Nisan 1920) ve A.A.nın aynı yıl (Haziran 1920), Cumhuriyet’in kuruluşunun ön hazırlıkları ve temellerinden biri olarak kurulmuş olduğu açıklandı. Bu bilgi doğrultusunda Cumhuriyet’ten de üç yıl önce kurulmuş olan ve bu önemli iki kuruluşun 93.ncü yılında; özellikle de A.A.nın 2020 için 100.ncü yıldönümü hedefleri çerçevesinde, son iki yıldaki başarı grafiği video sunumuyla, rakamlarla/grafikle sergilendi ve yakın-uzun dönemli plan – yatırım ve hedeflerin ana hatları tanımlandı. 

 

Sayın Bakan Arınç, A.A.nın taa 1920'de kuruluşunda, Türkiye'yi dünyaya ve dünyayı da Türkiye'ye tanıtan bir haber ajansı olma vizyonunun yeni tanımlaması olarak ise 100.ncü yılda dünyanın belli başlı haber ajansları arasında ilk 5'ye yer alma hedefi olduğunu açıkladı. Bunu başarmak için büyük yatırımlar ve altı dilde çok iyi konuşan/yazan bir kadroya olan ihtiyaç olduğu vurgulandı. Ancak gerekli nitelikli kadro ve tam kadrolu eleman temininde, mevcut yasanın öngörmüş olduğu maaş kriteryaları doğrultusunda, Türkiye dışından eleman almak istedikleri zaman da, ücretlerin yetersiz bulunduğu için gelmedikleri belirtildi. Rakip olan haber ajanslarının da uzmanlık alanlarına değinildi. A.A. Genel Müdürü Yalçınkaya ise son iki yılda yapmış oldukları aşama ile rakip haber ajanslarla, son iki yılda habercilik yarışında ilk 10 sıraya yükselinmiş olduğu bilgisi verildi. 

A.A.ya yönelik, dünyada ilk beş haber ajansinin icinde yer alma hedeflerine paralel en çok ilgimi çeken ise 6 dilden yayın yapma hedefi oldu. Zira Birleşmiş Milletler’de de resmi ve geçerli olan dil de 6’dir. Bu altı dil içinde, Arapça yayınlarda, bazı önde giden haber ajanlarını yakaladıklarını da rakamlarla ve karşilatırmalı olarak özetlendi. Bu vizyon ve hedef; nispı olarak biraz geç kalınmış da olsa, bunun 2020'de başarılmasının da; Cumhuriyet Türkiye'si ve Atatürk vizyonlarından global konjektür'de yer alma hedeflerinden birinin daha  başarılmış olacağıaşikardır. Çünki bunun temelleri taa 1920'derde atılmıştır ve bunun gerekliliği ilk baştan o zamandan öngörülmüştür. Bunun hedefine ulaşması, tabii aynı zamanda, Türkiye ve dünyadaki tüm Türk vatandaşları adına da bir gurur ve onur kaynağı olacaktır. 

Bu hedefler doğrultusunda Anadolu Ajansı’nın,  önemli bir gecikmeyle de olsa, Amerika'daki temelden yapılanmasının ilk adımı da, New York merkez ofisinin aynı gün öğleden sonraki açılışıyla atıldı.  

Bakan Arınç, Büyükelçi Tan, Sayın Sarıkaya ve Öztürk’ün konuşmalarını takiben, “Kuzey Amerika’daki Yerel Türk Medyasının Durumu, Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu oturum ve katılımcıların soru-cevam-temenni bölümü ise Medya Buluşması’nın ikinci ve interaktif bölümünü oluşturdu. 

Oturumun yönetmenliğini ise Bakan Arınç yaptı. İlk turda toplantıya tüm katılan medya mensupları ve resmi temsilciler, kendilerini bağlı bulundukları yayın organlarıyla birlikte kısaca tanıttı.

İkinci turda ise soru sormak isteyen, sorunu ve veya önerisi olan herkese tek tek söz verildi. Derlenen sorulara yanıtlar, gruplar halinde Bakan Arınç, BYEGM Genel Müdürü Karakaya, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Öztürk ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü Cemalettin Haşimi tarafından yanıtlandı. 

kuzey-amerika-medya-bulusmasi-grup-foto-sultanmagazine

MEDYA BULUŞMASI İZLENİMLERİ VE YORUMLAR

Kuzey Amerika'da ilk kez Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Anadolu Ajansının; medyanın çeşitli kollarında Amerika ve Kanada kapsamında faaliyet yapanları bir araya getirmiş olan bu ilk toplantıya, henüz Türkiye’de kanunlaşmamış bir statüyle “kamu yararına bir medya kuruluşu ve Birleşmiş Milletler'e de STK/NGO daimi temsilcisi olarak katıldım. Bu vesileyle, New York Basın Ateseliği’ne daveti için teşekkür ediyorum. Zira, Türkiye’den “sarı basın kartı”na sahip olmadığımız veya “kamu yararına medya” kapsamı da henüz Türkiye’de “kanunlaşmamış ve yerleşmemiş” olduğu için -olsa gerek!-, bu nitelikteki toplantıların da, ilk Kuzey Amerika Medya Buluşması’na değin,dışında tutulmuştuk. 

Bir ilk niteliğindeki kapsamlı ve ana-akım ve yerel Türk-Amerikan medyası dışındaki, medyanın çeşitli alanlarında ve çeşitli formasyonlarda faaliyet gösteren (basılı dergi-gazete, televizyon, online gazete/dergi/haber portalı, radyo benzeri) diğer çeşitli medya kuruluş temsilcilerinin de katılımının sağlanmış olmasını ise en baştan kutlamak gerek. Zira bunun tekrarlanmak isteği ve kapsama alanının daha da genişletilmesi ve her yıl “bir öncekinden öğrenilmiş tecrübeler/dersler” ile “iyileştirici” düzenlemelerin de o doğrultuda yapılacağı vurgulandı. Bu uygulamanın yerleşmesi ve gelenekselleştirilmesiyle, etki ve sonuçlarının ise sadece Amerika’daki Türk medya mensuplarını birleştirici/teşvik edici değil aynı zamanda Türk toplumunu da Kuzey Amerika kapsamında birleştirici bir etki ve rol oynama güç ve kapasitesine de haizdir. 

Özellikle de, "serbest ve kaşeli" gazetecilerin çalışma koşullarının daha iyileştirilmesine ve güçlendirilmelerine bağlı olarak, aynı zamanda; Türk-Amerikan toplumu bireyler ve toplumun çeşitli kesiminde ayrımlara/ayrıştırmalara maruz bırakılmadan “toplum haberciliğinin” yapılması  ise bu amaçta ilk temel iyileştirici adımlardan biri olacaktır

TOPLUM HABERCİLİĞİNDEKİ "AYRIMCILIĞIN" GİDERİLMESİ

Yaklaşık Amerika’daki –gidiş/gelişlerle- 25 yıla yaklaşan şahsi gözlemlere dayanarak, sadece bir etkinliğin, kutlamanın, toplantının, konferansın veya festivalin başarısının da, onun Türk kamuoyuna çeşitli yayın organları aracılığıyla etkin olarak ulaştırılmasının da eşit düzeyde önemli bir oynadığı herkesin aşina olduğu temel bir gerçektir. O nedenle, medya mensuplarının Türkiye’ye ilişkin/ilişkili bir konudaki bir etkinliğe ilgi göstermesinin de protokol katılımına (veya protokol haberciliğiyle) veya popüler bir kişiye bağlı yada magazin haberleriyle sınırlı olmaması gerekir. Bu aynı zamanda çoğulcu ve katılımcı demokrasinin de temel ilkelerindendir.

Sorunları görüşmek ve önerilerimizi almak da” toplantının hedeflerinden biri  olarak programa alınmış olduğu için, naçizane şu öneriyi yapmak isterim: Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, sadece Türkiye’ye yönelik ve çoğunluğu politik içerikle sınırlı olmayan, ister bağımsız kişi veya bir kurum, STK, grup/sosyal medya adı ve altında olsun; bu nitelikte yayın ve faaliyetlerini bir yıldır sürdürmüş ve devam etmekte olan tüm Türk vatandaşlarını ayrım yapılmaksızın kapsayan “Yurt Dışı’nda yaşayan Türk Toplumu ve Toplum Haberciliği’nin basın-yayın-enformasyon” kriteryası ile faaliyetlerini de kapsayan/destekleyen/teşvik eden yeni bir yapılanmaya/düzenlemeye gidilmesi. Özellikle de İnternet ve sosyal medya çağında, bir “medya mensubu” olmak ve bir haber yapmak/yayınlamak/yaymak/geniş kitlelere ulaştırmanın da artık sadece ana-akım medya ile “sarı basın kartlı” medya mensuplarının bir konuya ilgi gösterip/haber yapıp/yapmamalarıyla sınırlı olmadığı ise  ayrı bir gerçektir. Ancak, düzensiz ve koordinesiz olarak, buna neredeyse tüm Kuzey Amerika’daki STK’ler de dahil olmak üzere, herkes birbirinden bağımsız ve hatta birbirini de nispı olarak dışlayarak, kendi kapasitesinde tanıtım/yayın yapmaya çalışmaktadır.

Tabii “Amerika’daki toplum haberciliği” konusundaki burada mevcut gerçekler üzerinden genel ve somut bir olguya dikkati çekmekte fayda var. Çunki, çoğunluk gazeteci arkadaş, serbest çalışıyor. Öz olarak ise kadrolu veya serbest çalışan medya mensupları, Türkiye’den (özellikle Ankara ve İstanbul merkezli) kendi yayın kuruluşlarından talep gelmedikçe veya Ankara’dan teşvik edilmedikçe; zaman-emek ve haberlerinin çöpe atılmaması için, ilgi göstermediklerini düşünüyorum. Zira hiçbir medya mensubunun kendi yayın merkezlerinden veya resmi kurumlardan gelen bir talebe, kayıtsız kalamayacakları da, eğer bu meslekte devam etmek istiyorlar ise, somut bir gerçektir. Bu nedenle, Türkiye’deki medya kuruluş merkezleri ve/veya politik kriteryalar yada tercihlere bağlı olarak bu nitelikte adeta kronikleştirilmiş “ayrımcı” bir uygulama ise süregelmekte olup, adeta doğallaştırılmıştır. Bu çerçevede, Amerika’daki yerel ve Türkiye’ye yönelik çalışan her kategoride medya için “toplum haberciliği” konusunda “protokol” ve “magazin” haberciliğine paralel, aynı ağırlık/oran ve önemde, politik olarak benimsensin veya benimsenmesin, diğer toplum haberlerinin de çarpıtılmadan ve öz’üne uygun olarak yer verilmesi anlayışı da hızlıca uygulanmaya geçirilmelidir. Aynı zamanda, tüm yayın kuruluşları merkezlerinin ve ilişkili yetkin resmi kuruluşları da bu nitelikteki temel ilkeler üzerinden hareket etmeleri için “resmi bir yönetmelik” ile bu uygulama güvenceye alınmalıdır. Buna  bağlı olarak, haberler de daha çeşitlenecek, zenginleşecek ve “politik”, “protokol” ve “magazine” haberciliğine verilen yer ve öneme paralel, “toplum haberciliği”de her düzeyde hakettiği yer ve önemi ancak alabilecektir. 

Bu nitelikteki bir anlayışın resmi düzeyde hayata geçirilmesi ise kanımca acil ve zaruridir. Neden zaruriymiş denilirse, o zaman toplum adına hizmet veren doktorları hatırlamakta yarar var. Nasıl bir doktor, hastasına politik görüşü ve yaşama biçimine göre muayene edip/tedavi uygulayamayacağı evrensel ahlaki değerler ve prensipler içindeyse, bu aynı şekilde ve önemde “toplum haberciliği – yayıncılığı” için de başlıca temel ilkeler ve kriteryalar arasında olması ve uygulanması gerekir. 

Bu nitelikteki gündeme gelebilecek yeni bir düzenlemenin ise toplantıya Kanada'dan katılmış olan bir gazeteci arkadaşımızın kendi programının sloganıyla ifade ettiği gibi “hiç birşey kucaklanmayacak kadar geniş değildir.” Ve bu amaçla bir yapılanma/düzenleme de tüm Türk toplumunun farklı kesitlerini bir araya getirici vekucaklayıcı” olacaktır. 

ANADOLU AJANSI'NIN AMERİKA'DAKİ YAPILANMASI VE MERKEZ OFİSİ

Reuters
'dan A.A.ye ve A.A.nın Genel Müdür Yardımcısı olarak transfer edilmiş olan Çağatay M. Çulcuoğlu da, Medya Buluşması'na katılmış olan bazı gazeteci arkadaşların gündeme getirmiş olduğu; Türkiye'den gazeteci atamak yerine, buralardan yetişmiş insan kaynaklarından yararlanılması konusunda, somut ve etkin bir örnek olarak gösterildi.Aynı zamanda, toplantıya D.C.den katılmış olan Washington Basın Ateşesi Mustafa Sungur da örnek olarak gösterildi.

Kısa bir süre öncesine kadar New York’ta A.A. adına bir gazeteci ve bir de fotoğrafçı ikilisinden oluşan bir ekip vardı. Amerika’da yaşadığım bir çeyrek yüzyıla yaklaşan süreç içindeki izlenimleriminin bir özeti ise A.A. adına bir tek bayan gazeteci olarak Özlem Sakar’ı tanıdım. Son bir-iki yılda yeniden yapılanmaya yönelik değişiklikler üç vermeye başladı. Örneğin; burada farklı yerel basılı veya online gazetede çalışan arkadaşlarımızdan ikisinin Anadolu Ajansına transfer olduğunu biliyordum. Ancak ilk kez, 24 Kasım Pazar günü A.A.nın New York ofisinin açılışı esnasında; A.A.nın 2020 ve  100.nci yıldönümü hedefleri çerçevesinde kapsamlı bir yatırım ve açılmaya girişmiş olduğuna tanık olduk.

Yeni yapılanmada dikkati çeken bir nokta ise taa 1920’de kurulmuş ve 2020’de dünyanın ilk beş haber ajansı içinde yer almayı hedeflemiş olan A.A.’da, bayan bir gazeteci veya yöneticinin olmaması oldu. 

ÇATI BİR MEDYA KURULUŞUNUN EKSİKLİĞİ

Sayın Bakan’ın gündeme getirmiş olduğu diğer önemli ve halen eksik olan bir noktaya da burada değinmek gerekiyor.  O da New York veya Amerika kapsamında, Türk medya mensuplarını bir çatı altında toplayan/temsil edecek bir kuruluşun olmamasına dikkati çekmesiydi. Bu konuda, çok da haklı. Zira, bir dönem Birleşmiş Milletler – Muhabirler Derneği’ne de başkanlık yapmış ve geçtiğimiz Nisan (2013) ayında 95 yasında yaşama veda etmiş olan Behzat Barış, New York’ta Bağımsız Türk Gazeteciler Derneği’ni kurmuştu. Ve bu dernek kısa süreli aktif olduğu dönemde, eski NY Anadolu Ajansı muhabiri temsilcisi Ender Ülgen, özellikle websitesinin tasarım-haber ve yayınlarını üstlenmişti.  Kısa dönemli de olsa gerçekten birleştirici ve medya mensupları arasında bir birlik-dayanışma sağlayan ve websitesi aracılığıyla da faaliyetlerin haberlerini yayınlayan-paylaşan ve boşluğu dolduran organik ve etkin bir yapı oluşmuştu. 

Ancak, maalesef bu dernek, bazı iç anlaşmazlıklar nedeniyle devam edemedi. Bir daha da kimse -bildiğim kadarıyla-  benzer nitelikte bir derneğin kurulması veya bir öncekinin canlandırılması üzerinde yoğunlaşmadı. Özellikle Sayın Bakan’ın da dikkatini çeken bu konudaki önemli bir boşluğun da, bu ilk toplantıda olduğu gibi New York Basın Müşavirliği’nin teşviği ve lojistik desteğiyle bu amaçta yeni bir toplantının da programa alınması ve görüş alış-verişinde bulunulmasıyla hızlıca bu sureç başlatılabilinir! 

Bu nitelikteki çatı bir kuruluşun Amerika’da etkin ve başarılı olarak kurulabilmesi ve devamı için iseilk başlangıçtan itibaren dikkate alınması gereken hususlar-öneriler:      
a) siyasi etkilerden bağımız/güdümsüz olması
b) aynen bu toplantıda olduğu gibi her kapasite/tanım ve statüde faaliyet gosteren/yayın yapan medya mensuplarını ayrım yapmaksızın bir çatı altında toplaması; 
c) bu çatı altında ve yönetiminde de özellikle de yerel toplum haberciliğinde, haber ve yayınların sadece Türkiye’den Cumhurbaşkanı/Başbakan/Başbakan Yardımcısı/Dışişleri Bakanı kategorisinde üst düzey bir politikacının katılımı/delegasyonun Birleşmiş Milletler ziyareti, Büyükelçilik/Başkonsolosluk düzeyinde bir katılımın dışında da; her düzeyde toplum haberciliğine ayrım yapılmaksızın ve demokratik bir anlayışla yer verilmesi ve desteklenmesi; 
d) yerel haberlerin hem Amerika çapında hem de Türkiye’ye yansıtılmasında etkin bir rol oynaması
e) Amerika'daki diğer ana-akım, yerel ve diğer topluluklara ait medya mensuplari ile uluslararası medya mensupları ve kuruluşlarıyla ilişkiler geliştirmek, ortak programlar, konferanslar hazırlamak, sunmak... 

Geçmiş tecrübelerden yola çıkarak, bu konudaki yeni bir oluşumda ve kuruluş aşamasında, yukarıdaki önerilere vizyon ve amaçlar içinde yer verilmesi ve bunun da özen ve dikkat içinde uygulanması gerekir.  

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ SORUSU

Amerika’da yaşayan hepimizi bir şekilde etkileyen ve doğrudan/dolaylı ilgilendiren “düşünce özgürlüğü” konusundaki sorunları da biri Kanada’dan diğeri New York’tan iki gazeteci arkadaş gündeme getirdi. Genelde burada Türkiye’ye yönelik bu konuda sıkça karşılaştığımız sorular ve  bunun sonucu yaşanmakta olan rahatsızlıklar dile getirildi. Sayın Bakan, bu konuda Türkiye’de cezaevlerinde yatmakta olan, hakkında dava açılmış/davası sürmekte olan ve/veya gözaltında bulunan tüm gazeteci, yazar ve sanatçıların hiçbirinin yazı, karikatür veya gazetecilik mesleklerini yapmış olmaktan ötürü hapiste olmadıkları şeklinde bu soruya yanıt verdi. Başka bir deyişle, bugün Türkiye’de “düşünce özgürlüğü”nden hapiste olan tek bir gazeteci yoktur, içeriğinde bir açıklama yaptı. Meslekleri gazetecilik/yazarlık veya düşünce çalışanları olmaları, onların da herkes gibi “adi suçlar” da işleyebileceğine vurgu yaparak, hapiste oluşlarının nedenlerinin “düşünce suç”undan değil “adi suçlar” nedeniyle olduğunu ifade etti. 

A.A.na ÖNERİ: Kuzey Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve Türkiye’nin yurt dışında doğal temsilcileri olarak; üniversitelere, araştırma ve düşünce kuruluşları ve Birleşmiş Milletler nezdinde resmi olarak kaynak gösterilecek nitelikte ve İngilizce olarak tüm hapiste yatan veya cezai müeyyidelere maruz kalmış gazeteci/yazar/düşünür/çizer benzeri tam isimleri ve kanıtlanmış adi suçlarının ad ve tanımlarıyla bir listeyle; A.A. tarafından 6 dilde ve haberin de tüm medya mensupları-organları tarafından ücretsiz kullanma hakkıyla yayınlanmasını öneriyorum! Böylece, bu kaynak, bu konuyla ilgilenen herkese ulaşabilsin ve referans olarak gösterilebilsin. 

Bunun A.A. tarafından bir an önce yapılması-yayınlanmasına bağlı olarak, özellikle Kuzey Amerika kapsamında yaşayan her bir Türk vatandaşı, medya ve sivil toplum kuruluşu mensubu ve hayatın her alanında çeşitli meslek ve konumlarda yer alan Türk ve Türk kökenli vatandaşlarımız; "Türkiye'nin düşünce özgürlüğü karnesinde Çin'den sonra olduğu" ve "Türkiye'de medya organları ve gazeteciler üzerine olan baskılar ve hapise atılmaları" konusunda ne düşünüyorsunuz konusunda, bu içerikteki bir kaynak bizleri güçlendirecek ve Amerika'da yaşayan bir Türk vatandaşı ve/veya medya/STK temsilcisi olarak, Türkiye adına bu mahcubiyetten nispı de olsa kurtaracaktır.   

ÖZET

Başa dönersek ve özet olarak, Kuzey Amerika çapında Türkiye’ye bağlı ana-akım medyaya, TRT, Anadolu Ajansı kadar aynı zamanda, bu toplantının bir ilk niteliği taşımasının bir özelliği de; sadece Türkiye’deki resmi veya özel veya yerel yayın organlarına bağlı çalışan gazeteci – editör ve televizyoncular değil, aynı zamanda, Amerika ve Kanada içinde bağımsız ve kendi kapasiteleriyle basılı, online veya yerel kanallarda yayın/programlar yapmakta olan ve ifade edildiğine göre ulaşılabilen tüm medya mensuplarının da davet edilmiş olmasıydı.

Bu toplantı, "Amerika'da Türk medya yapılaşması ve hedefleri" kapsamında, birleştirici, yapıcı, kucaklayıcı ve ümit verici olmuştur. Zira, bugüne kadar uygulanmış olan “sarı kartlı” kriteryası veya illa de Türkiye’de ana-akım medya veya resmi kuruluşlardan birine bağlı çalışıyor olma kriterya ve sınırları asılmış ve katılımda kapsama alanı olabildiğince geniş tutulmuştur.  

Kanada’dan toplantıya katılan ve üç dilde Anadolu Gazetesi’ni tamamen kendi olanaklarıyla yayınlayan gazete sahipleri/yayıncıları ve Kanada/Turkuvaz TV’nin yapımcıları da dahil olmak üzere 20 kadar medya mensubu ise Kanada’dan gelerek toplantıya katılmştır. Aynı zamanda, DÇ’den ve Los Angeles’tan gelen medya mensupları da katılımda belli bir oranı oluşturdu. Özellikle de Kanada’da yerel ve bağımsız 20 yılı aşkın yayınlar yapan medya mensuplarının katılım sayısı da dikkati çekmiştir.

İlk Kuzey Amerika Medya Buluşması, resmi sunumlar ile bilgilendirici; hedeflerin sergilenmesiyle ilham verici; kapsama alanının geniş tutulması ve birebir tanışma ve toplantıya katılmış olan herkese ayrım yapılmaksızın eşit söz hakkı verilmesiyle de bu düzeydeki toplantılarda da, bir ilk’i teşkil ederek başarıyla gerçekleşmiştir. 

SONUÇ

Genel olarak ve toplantıya bilfiil katılmış kamu yararına medya ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak, özellikle bu toplantının bugüne kadar yapılmış toplantılardan farklı ve genel eleştirilere de (sosyal medya) somut bir yanit olarak, sadece "taraf" medya mensuplarını değil 100'ye yakın medya temsilcisinin katılımıyla gerçekleşmiş olduğunu vurgulamak gerekiyor. 

Ayrica, toplantıya katılmıs olan  hiç birimize, "sen soru sorma" benzeri bir uyarı da yapılmamıştır.  Aksine her birimize, ilk tur da kendimizi tanıtma ve ikinci tur da ise dileyen herkese tek tek soru ve yorumlar için söz verilmiştir. Ve soru, yorum ve eleştiriler de kesintiye uğratılmamıştır.  Programın uzamasına rağmen, üçüncü tur da,  tekrar söz almak isteyen bir kaç gazeteci arkadaşa da, ayrıca söz hakkı tanınmıştır. O nedenle, ilk kez bu nitelikte çoğulcu bir katılım ve demokratik bir uygulamaya tanıklık etmiş olduğum için de, ‘Sezar'ın hakkı’nı” vermek gerekir. 

Bu toplantı aracılığıyla ve doğrusu ilk defa, TRT, Anadolu Ajansı, Türkiye’nin içinde ve dışındaki tüm iletişim, enformasyon ve medya birimlerinin ve buna ilişkin düzenleme ve yasaların da,  Başbakan Yardımcılığına, dolayısıyla Sayın Bakan Arınç’a bağlı olduğu bilgisiyle; aşağıdaki önerileriBaşbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç; Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Sayın Murat Karakaya ve  Anadolu Ajansı Genel Yayın Müdürü Sayın Kemal Öztürk’e kamuoyu önünde ana fikir başlıkları olarak sunmak istiyorum.

GENEL ÖNERİLER:

1) Amerika’daki tüm sarı-basın kartı taşıyanların isimlerinin ve temsil etmiş oldukları yayın organları ve iletişim bilgileriyle, toplantıya katılmış olan tüm medya mensuplarıyla paylaşılması. 

2) New York Ateşiliği’nin lojistik teşviğiyle “North American Turkish Journalists Association”ın kurulma girişimlerini başlatacak teşvik edici bu konuda bir toplantının programa alınması.

3) Bu amaçta bir çatı kurulana değin de,  o sürecde Kuzey Amerika kapsamındaki tüm siyasi, ekonomik, dünya, kültür, magazin ve de toplumsal haberlerin bülten ve duyurularının da, NY Basın Müşavirliği tarafından oluşturulacak bir sitede yayınlanması/portal oluşturulması veya tüm medya mensuplarına duyurulacak bir uygulamanın başlatılması.

4) Sarı-Basın kartına ilişkin mevcut ve ileride gündeme gelecek  tüm soru ve konulara ilişkin, bu nitelikteki toplantılardan önce, soru veya sorunu olan tüm medya mensuplarının NY Basın Müşavirliğine, toplantı tarihinden –açıklanmasına bağlı olarak- en az 3-4 hafta öncesinden emaille bildirilmesi, o soru/sorunların önceden araştırılmış olması ve toplantı öncesi o sorunlara ilişkin devam eden sorun/duruma ilişkin yanıtlar verilmesi ve toplantı öncesinden önemli bir bölümünün yanıtlanmış/çözümlenmiş olması. 

5) Serbest çalışan tüm medya mensuplarına ilişkin de kapsamlı ve iyileştirici bir düzenlemeye gidilmesi ve çözümlerin getirilmesi. Devam edecek olan veya sonradan devreye girecek benzer konudaki sorunların da 4.nci maddekine benzer bir uygulamaya gidilmesi. Bunun sonucu olarak 4 ve 5’e ilişkin çözümler – yanıtlar – iyileştirmeler - düzenlemelerin özeti, bir sonraki Medya Buluşması’nın da resmi sunumların bir bölümü olarak programa alınması.

6) BYEGM ve A.A.nın 100.ncü yıldönümü hedefleri çerçevesinde ve ilk kuruluş amaçları Basın/Yayın-İletişim ve Enformasyon’un taa 1920’lerden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temellerinden olduğunu da, 100.ncü yıldönümü hedefleriyle, dünya kamuoyuna Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek kapsamlı bir programla mal etmek.

7) A.A.; Amerika’daki belli başlı iletişim/medya/gazetecilik/online medya yapan eğitim kurumlarıyla semester bazlı ve dönüşümlü ve/veya “öğrenci değişim”, “stajerlik” benzeri projelerle işbirliğine gidilmesi.

8) Amerika’da yerel kanallarda ilk Türkçe haftalık televizyon programlarını, “VOICE OF ANATOLIA” adıyla başlatmış ve bunu 15 yılı aşkın bir süredir sürdürmüş olan (2004’de yaşama veda etti) ALİYE AK – Voice of Anatolia adına; Kuzey Amerika çapıUluslararası Türk Medya Ödülleri’nin başlatılması.  Bu ödül, özellikle de medyanın çeşitli alanlarında öğrenim gören/master yapan tüm Türk öğrenciler ile ikinci kuşak ve anne veya babası Türk olmayan öğrencilerin katılımını teşvik Türkçe ve İngilizce iki dilden yıllık veya iki yılda bir yapılması hedeflenerek (A.A. veya BYEGM veya işbirliğiyle) örneğin 2014’te başlatılması hedeflenebilir!

9) “Ortadoğu ve Dünya Konjönktör’ünde Türkiye” veya bu çizgide ki bir temada, yıllık veya üç yılda bir; bu kez katılım kapsama alanı ise Amerika’da yaşayan ve medyanın tüm alanlarında çalışan Türklerle sınırlı olmayan ve özellikle de Türk olmayanların katılımını cazip hale getirecek bir yapıda; örneğin ilk ödül töreni BM’de yapılabilecek nitelikte ve Amerikan ana-akım ve uluslararası  medya mensuplarının da ilgi göstereceği İngilizce (veya altı dilde) bir haber, televizyon, yorum, multi-medya, röportaj (yazılı veya video), araştırma  benzeri kategorilerde ve yine tüm medya formatlarına açık bir yarışma ve ödül projesi… 

10) MOZAICS OF TURKEY haftalık veya iki haftada bir televizyon serisi projesi. Bu projeyi ilk kez 2000 yılında dönemin New York Başkonsolosluğuna ve Basın Müşavirliğine sunmuştum (yine dönemin Federasyon Başkanı’na da -E.Bağış- cc’lemiştim).  Sonuç alamayınca, Eylül 2003’te İstanbul’a giderek, bu kez, projeye İstanbul’dan ilgi göstermiş olan dolaylı bir kanaldan bir tanıdık aracılığıyla-ve-tarafından, kendileri Türkiye ayağı olmak üzere TRT’ye sunulmuştu.  Yine conuç çıkmadı. Projenin genel kapsamı ise 28 dakikalık haftalık veya iki haftada bir, İngilizce veya Türkçe altyazılı/İngilizce programlar olması.  Amerika kapsamında yerel, kamu yararına-reklamsız yayın yapan, kablolu kanallardan ve her bir eyalette part-time bu iş ile görevlendirilecek/yerel kanallarla andlaşmaları yapacak/programları zamanında teslim edecek, tanıtımını üstlenecekyerel medya ve diğer kurumlarla işbirliğini kurup-yürütecek bir ekip ile gerçekleştirilmesi öngörülmüştü. Bu projenin gerçekleştirilmesi ise iki etapta öngörülmüştü:
1) İlk 3 yılda 25 eyalette;
2)
5 yıl içinde ise 50 eyalette yayına geçilmesi.

Önerilerin gelmesinin teşvik edilmesi bazında ve bugünki mevcut hızlandırılmış IT teknolojileri doğrultusunda, ilginize sunuyorum. 

                                                        - . -

Bircan ÜNVER, New York merkezli “The Light Millennium” Kamu Yararına Medya ve Kültür Organizasyonu Genel Yayın Müdürü ve Birleşmiş Milletlere’e Daimi Temsilcisidir (2005’ten itibaren). 1992 yılından itibaren ise QPTV’de bağımsız yapımcıdır. 13 Ocak 2000’te ise, QPTV’de başlatmış olduğu  “The Light Millennium TV” Serisi ve özel programlarının da genel yayın yönetmeni ve editörüdür (http://www.lightmillennium.org/lmtv/all-2013.html - https://vimeo.com/user1730765/videos). The Light Millennüm (İngilizce) ve Işıkbinyılı’nı (Türkçe) yayınlarla ilk kez İnternet ortamında Ağustos 1999’da tanıtmıştır. Ocak 2000’den itibaren ise çok katılımlı global bir platform olarak yayın hayatına iki dilden geçmiştir (http://www.lightmillennium.org/intro99fol/turkce.htm).  

“The Light Millennium”, Amerikan Sivil Toplum Kuruluşları yasası ve NY Eyaleti kanunları çerçevesinde; kamu yararına global multi-medya ve kültür altbaşlığı ve 501c3 vergiden muaf statüsüyle, Temmuz 2001’de resmen kurumlaşmıştır.

IKBİNYILI.Org ise dernek ve yayın olarak “The Light Millennium”dan Ocak 2010 itibariyle bağımsızlaştı ve İstanbul’da, Türk Dernekler Kanunu çerçevesinde, kardeş kuruluş olarak kurulmuştur. (15 Ekim 2013’te bu sitemiz “hacked” edilmiştir. Sitenin tümden virüslerden arındırılıp/yeniden yapılandırılmasına kadar geçecek olan süreçte ise geçici olarak www.onesoul.biz’de yayınına devam etme çalışmaları içindeyiz.) 

Yukarıdaki metnin tamamını pdf dosya olarak okumak veya indirmek için burayı tıklayınız.

Foto: Sultan Magazine

http://www.lightmillennium.org - www.isikbinyili.org 

Yorumlar (0)

500 karakter kaldı.

Cancel or