FEVZİ KARAKOÇ'UN ATLARI VE İÇİMİZDEKİ KÖPRÜLER

Yazdır
Üst Kategori: Tüm Sayılar Kategori: Sayı: 23
Yayınlanma: Salı, 08 May 2012 isikbinyili.org tarafından yazıldı.

Rüzgâr estikçe, tülden ve beyazdan olan perde dalgalanıyor. Dalgaların arasında lekeler görüyorum. Yaklaşıyorum. Atlar koşturuyor sanki dalgaların arasında. Tepelerin üstünde beliriyorlar önce ama sonra, hemen ardından, gözden yitiyorlar. Tıpkı sevinçlerimiz, tıpkı görmezden gelmelerimiz hatta tıpkı kederlere batıp çıkmalarımız gibi.
fevzi-karakoc4

Deniz ATAY

Beyaz tüller bir tek İstanbul’da dalgalanır böyle. Karşı yakayı kimi zaman örten sis gibidirler. Atlar hayallerimizde sadece bu şehirde böyle koştururlar. Görünmez ayaklarla. Şehir hayal kurmaya izin verir. 

Büyülü, mekânsız bir atmosferde dörtnala sesler yankılanırmış kimi zaman. İstanbul’da… Anneanneler böyle anlatır. Sonraları, henüz küçük birer çocukken Boğaz’ı at üstünde aşmayı hayal ederiz her birimiz.  Ben hep sorar dururdum bu ihtimal mümkün mü diye. Kendi kendime. Çünkü boğaz kocaman denizlere açılacak ve atlar da bizi özgürlüğümüze kavuşturacaktı. Gündelik olandan kurtaracaktı atlar bizi. Ramon Martinez-Villareal

 fevzi karakoc.3
Fevzi Karakoç

Sınırları aştıktan sonra belirsizdir varılacak yer. Önemli olan eşik atlamaktır. Önemli olan, kendi kendimizi kimi zaman seve seve bağladığımız zincirlerimizden kurtulmaktır. Denizi de havayı da yırtarak yitmektir. Bir masalın sonundaki üstü örtülmeye çalışılan ve hatta şimdiki zamanın şaşaasıyla unutturulmak istenen belirsizliğe varmaktır amaç. Masallar mutlu sonla biterler. Ancak ertesi gün ne olacağını asla kestiremeyiz. Rutine sığınıp tahminlerle avunmaya çalışırız. 

fevzi-karakoc

İşte tam da o belirsizlik anında eşlik eder bize F. Karakoç’un tabloları. Eserlerin arasında dolaşmaya başladığınız anda bir zaman tüneline girersiniz. Bu hem öznel bir tüneldir hem de sizden başka bir sürü yabancıyla karşılaşırsınız. Onlar yabancıdır evet. Ama yabancı demeye diliniz varmaz. Her biri birbirinden farklı olsa da aynı bütünün parçasıdır bu sözde yabancılar. Göz onları birleştirir. Farklılıklar sisin içinde yiter gider. Hepsinin kendine ait bir hikâyesi ya da hayalleri vardır. Ama bu onları bütünden ayırmaz. Aynı alanı tecrübe ederler. Birbirlerine aitliklerini hissederler.

Sen de izleyici olarak girdiğin bu zaman tüneline katılırsın. Artık orada sana gösterilen bedenlerden biri de sensindir. Bir ata dönüşmüşsündür artık. Karakoç’u anlamak, tanımak için girdiğin mekânda ister istemez bir ata evrilirsin. Çocukken kurduğun hayaller tekrar nüfuz eder bilincine. Şimdi o kapı açılacak ve sen tuzlu suların içinde koşacaksın rüzgâra karşı. Gücünü hissedeceksin. Sonrasını bilmeden ve düşünmeden.

Karakoç’un tabloları iki boyutlu bir düzlem sunar izleyiciye. Tuvalin sınırlarını zorlamaz sanatçı. Çünkü yanılsamalar bizim içinde bulunduğumuz dünyaya aittir. Ama hayaller bizi başka düzlemlere götürebilir. Seyirci Fevzi Karakoç Sergisi’nde eserleri sadece bakarak tüketemez. Karakoç tüketilmesine izin vermiyor tablolarının. Karakoç seyirciyi “seyirci” olma durumundan kurtarır ve onu deneyimlemeye çağırır. Karakoç’un işleri ancak seyirci tarafından alımlandığında ve onun hayal dünyasını harekete geçirdiğinde tamamlanır. Dolayısıyla Karakoç’un eserleri “sergilenme” halinin gerektirdiği statik durumu içermezler. Her seyirci için farklı bir hayal ya da aslında oyun alanı oluştururlar. Karakoç sergi boyunca izleyiciye tek bir imge hediye eder. Bu imge izleyiciye sunulan bir anahtardır. At biçimindedir. Aynı çocukken oynamamız için bize verilmiş olan bir kutu veya kumaş parçasından yola çıkarak kurguladığımız oyunlarımız gibi bir fırsat sunar bu imge bize. İster binici oluruz, ister atın kendisi, ister tek bir at ya da atların hepsi. Sanatçıyı anlayabilmek için onun dünyasına girmemiz şart koşulmuştur. Anahtarımız da sanatçının bize sunduğu bu tek imgedir.

fevzi-karakoc2

Eserle aramıza mesafe koyarak algılamamız mümkün değildir Karakoç’u. Bu fazlasıyla batılı bir yaklaşım olur ve doğu’nun içselliğini içermediği için eksik kalacaktır. Mesafe tuvalin iki boyutuna sıkıştıracaktır algıyı. Oysaki tuvaldeki sis perdesi eserin içine girmemize izin verir. Aynı minyatür sanatında olduğu gibi. Nakkaş arka planda durur seyredeni özgür kılabilmek için.

 Karakoç eserlerinde kendisini sadece biçemde belli eder. Sanatçının üslubu batılıdır. Böylece davetkârdır. Batıyı doğuya davet eder sanatçı. Aynı, eserleriyle izleyiciye kendi iç dünyasını telkin ettiği gibi. Aynı, sanatçının içinde yaşadığı ve kendini ait hissettiği şehir olan İstanbul gibi. Karakoç’un eserleri de İstanbul gibi bir köprüdür aslında. Uzakta olanları birbirine bağlar köprüler. Acaba Karakoç Köprü2 Sergisi’nde içimizdeki hangi uzaklıklara köprüler kurmayı amaçlıyor?

fevzi-karakoc4

Sergi:  Fevzi Karakoç  (21.12.2011-31.01.2012 Çırağan Sarayı Sanat Galerisi'nde gerçekleşmiştir.)

Deniz Atay
Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Yüksek Lisans Öğrencisi


Fevzi Karakoç:

1947 Çankırı'da doğdu.

1968-72 Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu

1979 Uluslararası Salzburg Yaz Akademisi

1983 Özgün baskı resim dalında sanatta yeterlilik

1986 Doçent oldu.

... 1993 Profesör oldu.

2002 Ocak ayına kadar Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde çalıştı.

2002 Şubat ayından itibaren Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde çalışmaktadır.

Ödüller

1979 Salzburg Şehri Onur Ödülü

1981 Devlet Resim Heykel Sergisi Ödülü

1983 Devlet Resim Heykel Sergisi Ödülü

1983 Viking Kağıt, Baskıresim Ödülü


S.Sema Olgaç'a çok teşekkür ediyoruz.  

http://www.isikbinyili.org - 8 Mayıs 2012

Yorumlar (0)

500 karakter kaldı.

Cancel or

joomla 1.6 templates free

©IŞIKBİNYILI.ORG'un e-yayını; The Light Millennium bünyesinde kamu yararı;na ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Ünver tarafından, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statüsüne (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden geçerli olmak üzere hak kazanmıştır. IŞIK BİNYILI'nın konsept ve vizyonu "Lightmillennium.Org" bünyesinde ilk kez web ortamında Ağustos 1999'da tanıtılmıştır. Ocak 2000 ila Eylül 2005'e değin Lightmillennium.Org bünyesinde yayımlanmıştır. Sonbahar 2005 tarihiyle isikbinyili.org" alan adı ve bağımsız sitesinde yayındadır. Aynı zamanda, 11 Ocak 2010 tarihi itibariyle de Türk Dernekler Kanunu çerçevesinde, İstanbul merkezli olarak kurumlaşmıştır.  Bu sitenin içeriği kurucularının izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tüm içeriği Türkiye'de "IŞIKBİNYILI.ORG"a, uluslararası da "The Light Millennium"a aittir. Uluslararası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."  2005-2011 Pelin Bali tarafından tasarlanmıştır.  2012/23-25.nci sayılar ise Tülün Ulusoy | OdakSevgi.Biz -  tarafından yeni bir platformda kurulmuş ve geliştirilmiştir. Bu sitenin web-hosting'i ise Ağustos 2011-2014 arasında Horon Solutions tarafından sağlanmıştır. | Kurucu Başkan ve Genel Yayın Yönetmeni: Bircan Ünver         E-posta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. |  http://www.isikbinyili.org ©1999-2016

By Joomla 1.6 templates free