yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Fatoş ŞİMŞEK

Fatoş ŞİMŞEK

Vahşi Ben

Her gun ofise git gellerden biktim. Calismakdan degil de bu programlanmis ruh halinden.. Istiyorum ki bu hic evcillestiremedigim gonlum sabah 8 aksam 5 misali gitti geldiler yerine atsin kendini dis mekanlara. Yine calismaliyim hic durmadan tukenmecesine ama iclere daral getiren kapali yerlerde degil.

Bir suredir yokluyorum kendimi ve soruyorum eger para, zaman ve hali hazirdaki sorumluluklar sozkonusu olmasaydi bu dunyada ne yapmak isterdim diye. Kendimi hayal kurmanin luksunde buluyorum elbette ve sorularla henuz cevap olusturamamis dusunceler arasinda gidip geliyorum.

Evden mi calismaliyim ki keyfimce bahcemle de mesgul olabileyim, yoksa bir kahvehane/kitapci mi acmayi denemeliyim ki ilkbahardan sonbahara kadar disarlardaki masalarda gelene gidene cay kahve satarken bahcesindeki ekolojik sebze alanlari uzerine sohbetler edip sebze, meyve ve cicek tohumlari degis tokus yapayim, yoksa durup dururken bir gezginci mi olayim?

Ya sundadir ya bunda seklindeyim gercekten; ama nereden geldi bilinmez bir suredir kendimi sorgular oldum. Kahvehane/kitapci fikrimi sorguluyorum mesela ve diyorum ki halk sagligindan kahvehane isletmesine yatay mi dikey mi gecilir? Bilgisayar programlamasindan kahve yapmaya, standard error hesaplamasindan tost ve kek sunmaya, burokrat kafa yapisindan tabelalara konser reklamlari asmaya mermi misali mi atlamaliyim yoksa kurmayi dusundugum harmoni dolu bahcelerin yetismesini beklerken hissedilecek turden endiseyle mi? Sonra bir de durup dusunuyorum evden calisacak olsam ne yapardim ya da gezginci olsam ilk nerden baslardim diye? Sorular ve yiginlarca sorular ve tatmin edici olmayan cevabimsi dusunceler derken gider gelirim ofisime gunbegun.

Universite yillarimdan bu yana calisir para kazanirim. O gunlerde hic bir ise burun kivirmadan sadece aldigim parayla yapacaklarimi dusunmenin verdigi hazla calisarak her daim harcligimi cikardim ve hep kendimle gurur duydum. Mezuniyetin hemen ardindan yari resmi bir bankada super zevkli, yasim ve deneyimim goz onunde bulunduruldugunda kelimeleri kifayetsiz birakacak bir maasla fevkalade gelecek vaadeden bir ise basladim. Hayatimin ilk kadrolu ve kalici isiydi. Fazlasiyla sevdiydim o isimi. Ancak iki yilin sonunda ayrildim ve evlenip Amerika’ya yerlestim. Buraya yerlesmemizin ucuncu ayinda devlet dairesinde prestijli bir iste calismaya basladim. Ardindan UNC – Chapel Hill School of Public Health den master derecemi aldim ve is degistirdim. On yili askin bir suredir de ust duzey burokrat olarak halk sagligi alaninda istatisikci/programci/danisman gorevlerini ustlenmekteyim.

Simdi artik her ne kadar isimi icerik olarak seviyorsam da omrumu ofisde tuketmekte oldugum dusuncesi icimi her gecen gun biraz daha fazla tirmaliyor. Hele etrafimda profesyonel islerini hayalleri ugruna terkedip de mutlu olan tanidiklardan yeni hayatlarina ait bahtiyar itiraflar duydugumda bu icerlek ve dar alanlar daha da tatsiz gorunuyor. Ve tekrardan gomuluyorum hayallerime.

Insan hayalleri oldugu surece yasar deyip paylastim benimkileri sizlerle. Anlasilacagi uzere, henuz hangi hayalin pesinden gidecegime karar verebilmis degilim.. Hadi gezginci olmak bu yastan ve iki “TAPILASI” cocuktan sonra hayal olmasina hayal de bu dunyada gorup de unutulmayacak yerlerin oldugu gercegini degistirmiyor maalesef. Gitmeliyim, gezip gormeliyim, resimler cekip notlar tutmali, onlardan biri gibi yemeli, icmeli, sularinda yuzmeli, havasini solumali ve insanlarini tanimaliyim. Istedigim oralarda o insanlarin icinde onlardan biriymis gibi yerleri ve duzenleri kesfetmek gonlumce. Ancak o zaman sindirebilirim icime o alemlerin kulturlerini. Farkindayim bol zaman ve bol para lazim; ha unutmadan “bol para arti bol zaman arti ben” olmazsa olmaz. Iste bu formul sayesinde sozkonusu olasililgi ilerideki yillara erteledim. Ozgun muzik ve huzurlu atmosferiyle bir kahvehane/kitapci/bahcemodel hayaline kapilip ofise elveda mi demeli? Evden calissam ne yapardim? Yoksa bir tarla edinip ciftlik yasantisina mi baslasam?

Unutmadigim en onemli sey ise tek basina yasamadigim, ve dogal olarak bu sorulara tek basima cevap vermemin soz konusu bile olmadigi. Yine de fikir uretmek doyumusuz bir tat.

Hayat kiminde cevapli kiminde cevapsiz sorularla ve celiskilerle dolu.. Ve bu sorular hayata nereden baktiginiza bagli olarak iyi ya da kotu gorunup mutlu veya mutsuz etmeye yariyorlar.. Sizin de cevapli veya cevapsiz sorularinizla hayatin bir parcasi olan celiskileriniz ve hayalleriniz hic tukenmesin ki hayat isiginiz parlasin.

Sevgiyle ve muhabbetle kaliniz,

Raleigh 2005

© Aralık 2005, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works