yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Kitap

UYKU GETİREN yada UYKU KAÇIRAN KİTAPLAR...

Elvan ARPACIK

Bazı kitapları bitirdikten sonra tatlı bir uyku çekmek istersiniz. Bazıları kafa karıştırır, bazıları da uyku kaçırır. Hakan Yılmaz Çebi’nin İsrail’in Şifresi adlı kitabı, yazılanların bir kısmının kuruntu olduğunu varsaysak bile, gösterdiği kimi kaynak ve belgeler nedeniyle okuyanın uykularını kaçırmaya yetiyor.

Daha da beteri, “iş madem bu noktaya gelmiş yapacak bir şey yok” çöküntüsü içinde buluyorsunuz kendinizi. Ama insana özgü, doğal olmayanı reddetme itkisi ve inadıyla belki de, “ama olmalı yapacak bir şeyler” çabası içinde de buluyorsunuz kendinizi aynı zamanda. Doğrusu, bugüne dek içinizden sessizce onayladığınız, işin içine pek fazla girmediğiniz, zaman ayıramadığınız kimi STK’ları (sivil toplum kuruluşları) daha fazla destekleme isteği duyuyorsunuz.

Kitabın, şu ya da bu ülkeyi, dünya düzenini bozan bir tehdit unsuru olarak göstermesinden daha önemlisi ise, istese de istemese de, çıkar birliği ya da varlığını korumak için devletlerin bu kirli işlere sürüklenmesi. Devletleri elinde oyuncak eden küresel sermaye ağı içinde herkes, birbirine midesinden bağlanmış. Herkesin birbirinin sırtından geçindiği, en altta kalanın (bırakılanın kim bilir ne söz dinlemezlik etmiştir) canın çıktığı bu tuhaf sistemde var kalmak, sürekli yok olmak korkusu nedeniyle, hastalıklı bir sürece dönüşmüş.

İnsan olarak “benden sonrası tufan”, diye düşünenlerden değilseniz, gelecek kuşaklar için sorumluluk duyuyorsanız, bırakın gelecek kuşakları, bugününüzü güven içinde ve insanca yaşamak istiyorsanız, yapacak bir şeyler olmalı derdinde buluyorsunuz kendinizi.

Bir avuç silah satıcısı şirket, üşenmeyip bunca kötülüğü planlıyorlar, milyarlarca insan da, kendisini bu kader içinde sürüklenirken buluyor. Savaşlara ve silahlara giden paralar yüzünden sağlık, eğitim, dünya nimetlerinden eşit faydalanma gibi haklarımız elimizden alınıyor. Silahlara, üstelik nükleer silahlara yapılan harcamalar bir yana, her nedense, her devletin bu yarışa çekilmek istenmesi, ki bu çok doğal, satışlar ve dolayısıyla kazanç artacak, o devletlerin başına da akılsız yöneticilerin getiriliyor olması. Tabii yönetici akılsız olduğu için destekleniyor o da başka bir çıkmaz. İş yumurta mı civcivden, civciv mi yumurtadan çıkar noktasına gelmiş dayanmış.

Peki, bu yok ederek veya yok olma korkusuna dayanan var olmak, var kalmak anlayışı nereye kadar sürecek? Kişi olarak silahsızlanmaya karşı olmak, ki herkes karşı, pek o kadar da bir şey ifade etmiyor çünkü, bizler, günlük hayatımızda attığımız her adımda, farkında olmadan silah tüccarlarını besliyoruz. Siyasi seçimlerimiz çok gerilerde kalıyor aslında çünkü, silah tüccarının yatırım alanı yalnızca silahlar değil, yaşam biçimimiz ve ilişkilerimiz de aynı zamanda. Büyük silah devleri, kendi alanlarında sınırlı kalarak pek fazla etkin olamayacaklarını bildiklerinden, tüketim ekonomisini canlı tutacak her alanda faaliyet gösteriyor, günlük yaşamda kullandığımız pek çok çokuluslu ürün ve markaların hissedarları veya kurucuları oluyorlar. Yediklerimiz, içtiklerimiz için cebimizden çıkan para onların cebine giriyor. Çok büyük oynuyorlar ve oyunun kurallarını da kendileri koymuş olduklarından çok büyük kazanıyorlar. Her şeyi hesaba katıyor, çok yönlü düşünüyorlar. Kaybedecek bir şeyi olmayanın gözünün kararacağını da bildiklerinden, bu ölümcül oyunu dikkatli oynuyorlar.

Kitaba dönersek; Amerika, Ortadoğu’yu ve dünyayı yönetmeye çalışıyor olsa da, Amerika’daki güçlü lobileri ve devletten daha zengin kimi kurum ve kuruluşlarıyla, arka planda İsrail yapıyor bunu, üstelik din eksenine dayandırarak.

Bütün bu oyunların din eksenine dayandırılması da ilginç. Çünkü bilim çağında yaşıyoruz ve bilimsel gelişmeleri, inançların peşinden gitmek amacıyla silahlara yatıran bir mantıkla karşılaşıyoruz. Bütün bunların, kaynakları kıt bir bölgeyi, civar bölge kaynaklarını ve dünyanın zenginliklerini çeşitli alavere dalaverelerle, yetmezse savaşlarla kendi halkına aktarmak için yapılıyor olması da uzun vadede ne kazandıracak?

Bunun için kendi halkını da sürekli bir savaş ekonomisi ve psikolojisi içinde tutmaya değer mi? Bu onlar için de çok zor ve mantıksız bir süreç değil mi?

Yurtdışındaki İsrailliler çeşitli lobilere aktardıkları parayı doğrudan kendi ülkelerine aktarsalar ve ortalığı karıştırmasalar olmaz mı?

Harcanandan kat be kat daha fazlası elde edilecekse ve başkaları da nemalanacaksa olmuyor demek ki. Burada yine inançları devreye sokmak lazım ama insana ve insanlığın bu olumsuzlukların üstesinden gelebileceği inancına. Ve tabii sormadan edemiyor insan kendi kendine: dünyayı kendi anlayışınca dize getirip yönetince ne olacak, başın göğe mi erecek? Ne olacak yani, herkesin mutsuzluğu, yoksulluğu üzerine kurulu bir sistem, sistemi kuranları çok mu mutlu edecek.

Bu kadar zavallı bir var oluş anlayışına sahip olanların, dünyayı bu hale getirmekte bu kadar başarılı olabilmesi hem çok şaşırtıcı hem de değil. Şaşırtıcı çünkü, bir sürü kendi küçük çıkarlarını düşünen kafasızı bir araya getirmeleri lazım, üşenmeyip bir araya getirmişler, şaşırtıcı değil çünkü “tamam bizi yönetme görevini başkalarına tevdi ettik, şimdi biz kendi günlük işlerimize bakalım” diyen, daha doğrusu yöneticiler tarafından böyle yetiştirilmesi uygun görülmüş biz sıradan insanların vurdumduymazlığını kullanmak çok yorucu değil onlar açısından.

Biz kendi küçük dünyamızda yuvarlanıp giden iyi niyetliler, farkında olmadan birbirimize en büyük kötülükleri böyle yapıyoruz galiba. Kendi işimize bakmak ama etrafa da neler olup bitiyor diye göz atmak lazım. Bu vurdumduymazlıkla yaşarsak, ne kendi işimiz, ne de göz atacak bir etraf kalmayabilir ortada.

Elvan ARPACIK, 7 Temmuz 2006, Istanbul

© Temmuz 2006, IşıkBinyılı

   Yazarın Diğer Yazıları
© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works