yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

D.Appia

Yazı

D.Appia’nın Bir Tablosu

m. Çevik ARIKAN

Şişşt! Şimdi benim gürültü yapmadan girmeye çalıştığım bir ev düşleyin. Şöyle üç katlı, küf yeşili aşı boyalı bir ev. Evin pencere çerçeveleri beyaz. Diğer ayrıntıları hayal etmeyi sizlere bırakıyorum.

Ben evin çatı katında yaşıyorum ve anahtarım olmadığı için eve sevgili baykuşun yaşadığı ceviz ağacından tırmanarak çıkıp, her zaman açık duran odamın penceresinden giriyorum. Biz bu evde sürekli birbirine yazılar yazan bir takım insanlarız. Herkes istediği odada kalıyor, istediği sokağa bakıyor, istediği gibi odasını döşüyor, yemek pişiriyor, ortalığı topluyor, odasının kapısını açık bıraktığı için yakalanabiliyor ya da koridorlarda şarkılar söylüyor; bazıları vazolara çiçek koymaya meraklı, bazıları aşık, bazıları değil, bazıları harıl harıl ders çalışıyor, bazıları işten yada hayattan başını kaşıyamıyor. Eve herkes istediği zaman geliyor istediği zaman çıkıyor. Nasıl anlatsam; anlayacağınız her türden insan ve yaşantı var bu evde. Tek ortak noktaları belki de bu ev. Ama herşeyden önemlisi özgür olmak, anlamak ve anlaşılmak . İşte ben bu evi kendimi özgür hissettiğim için seviyor ve çatı katında kaldığım saatler boyunca, eğer yıldızlara bakan cam damımda değilse gözlerim; içimden geldiği gibi düşünüp yazabiliyorum. Evdeki herkes gibi. Böyle bir evde olmak ne güzel! Gerçekmiş gibi hayal edebilmek bile!

Benim eve giriş çıkış saatlerim hep geceleri oluyor ve herkes uykuda olduğu için gürültü yapmamaya çalışıyorum. Sevgili baykuş ile de bu nedenle karşılaşıyorum. Kocaman ve bilgiç bilgiç bakan gözleri var. Geceler hakkında çok şey bilir ama hiç söylemez. Bugün odamın duvarlarını pembeye boyadım ve odama asmak için bir tablo getirdim. Asıl amacım size bu tabloyu anlatmak. Bakalım gözünüzün önünde canlandırabilecek misiniz? Aslında bu bilinen bir tablo ve siz ben anlattıktan sonra hatırlayacaksınız. Anlatmaya başlıyorum, hazır mısınız? Tablonun bendeki çerçevesi oldukça küçük, minyatür boyutlarda denebilir. Ele avuca gelecek kadar. Bu bile insanı duygulandırmaya yetiyor. Resimde bir oda görüyorsunuz. Odanın görünen iki buçuk duvarı var. Duvarlardan karşıdan bakınca sağdaki, boydan boya benim henüz okumadığım kitaplarla dolu. Kitaplar öylesine güzel dizilmişler ve öylesine iştah açıcılar ki! İnsan adeta bakmaya, dokunmaya kıyamıyor. Onların henüz okunmamış olmaları ise bana ayrıca heves veriyor. Daha diyorum, okunacak öğrenecek ne çok şey var! Ne güzel herşeyi okuyup bitirmemiş olmak! Ama o da ne? odanın ortasında bencileyin bir küçük kız/kadın var. Küçük kızın/kadının saçları kısa ve kıvırcık ve kızıl. Bencileyin küçük kızın/kadının kolları, kafası ve bacaklarından ayrı vücudu görünmüyor, yok! Küçük kızcağız/kadıncağız odanın ortasında küçük, büyük kitapları açmış okuyor da okuyor. Ama o da ne? Odanın görünen ikinci duvarında ve resme bakarken tam karşıda koyu kızıl kahverengi mermer çerçeveli bir şömine var ve bu şöminenin ateşi dışarıda; kitapların bazıları yanıyor. Küçük kız/kadın bu durumdan belki de habersiz, belki de haberli ama oralı olmuyor sanki. O da okudukça bazı kitapların yakılmasını istiyor gibi. Şöminenin sağ ve sol tarafında diğer odalara açılan kapılar var. Sağdaki kapıdan içeriye sular doluyor. Bu kapı bir koridora açılmış ve koridorun diğer ucunda dumanı tüten bir yolcu vapuru var. Düdüğünü öttüre öttüre koridorun denize açılan kapısından içeriye doğru geliyor. Onun ittiği sular içeriye dolan sular. Mavi mi mavi, yeşil mi yeşil, Akdeniz mi , Marmara mı, Ege mi Karadeniz mi desem? Şöminenin solundaki kapının açıldığı odada beyaz bir malzemeden yapılmış yakışıklı bir erkek büstünün yarısı görülüyor. Büstün başında benim ceviz ağacımın yapraklarından saçlar var. Bu baştan çıkan yeni yeşeren dallar da var. Ama erkeğin görünen tek gözünde bir hüzün okudum. Yüz hatları da çok ciddi. Ciddi ve hüzünlü erkekleri sever misiniz? Aynı odanın penceresinden mavi gökyüzü, yaklaşan akşamı hatırlatıyor; zira yeni doğmuş ay var gökyüzünde. Batan güneşin ve kirli havanın kızıllığına büründüğünü hayal etmekte zorlanmayacağınız bir de gürültülü şehir! Küçük kızın/kadının oturduğu odaya dönelim yine; yarım duvarlardan soldakinde bir tablo asılı; İtalya’daki eğri Pizza kulesinin eğri resmini düzgün göstermek için birisi tabloyu eğri asmış. Kulenin eğriliğini düzeltmek için çok komik bir yöntem ama bana çarpıcı geldi. Hayatta bir genetik hatayı başka anlamsız bir genetik hatanın düzelttiği durumlar olabilir ve bu durumun en çok bakterilerde de olsa hayat kurtarması mümkündür. Doğru söylüyorum!

Aynı duvarın olmayan diğer yarısında neler görüyoruz dersiniz? Bizim gövdesi görünmez küçük kızımız/kadınımız ayakta yıkılmış yarım duvardan dışarıya bakıyor. Elinde de bence günlük yazdığı bir defteri tutuyor. Dışarıdaki uçan balona dikmiş gözlerini. Uçan balon ona yemyeşil umutlar gibi yeni yeşeren fidanlar getiriyor. Ama balonun aşacağı yol uzun. Aşamaz ise düşeceği buz dağları keskin. Zaten bu buz dağları değil mi duvarı yıkan ve odaya kadar girenler. İşte odada tam bu yıkık duvarın yanında bir ağaç var. Kış uykusuna yatmış bir meşe ağacına benzettim bu ağacı. Dalları kupkuru kışın geçmesini bekliyor. Belki de uçan balonun getireceği bahar ile beraber yeşerecek. Yeni yeni umutlar olacak. Umutla bekliyor bu meşe ağacına benzettiğim ağaç da küçük kız/kadın gibi ilkbaharı. Odada beyaz bir tavan ve yavru ağzı renkli duvar badanası var. Yerler açık kahverengi tahta. Şöminenin üzerindeki aynayı unuttum. Bu aynadan da gökyüzünü görebilirsiniz. Ama asıl önemli olan aynanın çerçevesi içine eğik olarak sıkıştırılmış küçücük bir vesikalık resim! Sevgilinin/belki de beklenenin resmi! İşte o resim, aynaya baktığımızda gördüğümüzden daha güzel olan! Aynaya baktığımızda kendimizde gördüğümüz, belki de O olduğumuz! Ya da aynaya baktığımızda aynanın kenarından gözümüzü ayıramadığımız!

Şişşt! Resmi şimdi asmasam iyi olacak, evde herkes uykuda! Ben geldiğim yerdeki geceme geri gidiyorum. Evdekilere iyi sabahlar!

m.Çevik Arıkan
22 Gage Lane
Shrewsbury, MA 01545
USA

© Eylül 2005, IşıkBinyılı

   Yazarın Diğer Yazıları
© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works