yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Resim: Ali SARIKAYA

Mektup

GECİKMİŞ BİR AŞK MEKTUBU

Ali SARIKAYA

Bu yazışmayı veya konuşmayı veya görüşmeyi ne kadar uzun zamandan beri arzu ettiğimi anlatmam mümkün değil. Yazı veya anlatım veya ima hatalarım olabilir, lütfen hoş gör.

Tekrar merhaba Şairin Kızı

Nerden başlasam anlatmaya diye düşünüyorum. Dünyanın var oluşundan itibaren mi? Benim dünyaya gelişimden itibaren mi? Yoksa seni tanıdığım günden mi başlasam?

En son sesini sanırım beş sene önce duymuştum. Bir doğum günü kutlaması diye aramıştım, çok kısa süren konuşma olmuştu, evlendiğini biliyordum seni aradığımda. Sonra diğer bir doğum gününde yine aynı numarayı aradım, taşınmıştın sanırım veya o telefon numarası sana ait değildi artık.

Evet, tahmin ettiğin gibi Türkiye dışında yaşıyorum. 1994 yılının 12 Mayıs gününden itibaren, sensiz İstanbul yaşamına son verip, kalabalığa karışmak üzere Amerika'ya geldim (gelişime kadar geçen süre, gelişim ve geldikten sonraki üç ayı, ileri bir zamanda anlatırım eğer istersen).

Yeni yaşam yerim New York olmuştu, ta ki 2001 Şubat ayına kadar. Yine ayın 12 sinde Miami'ye taşındım. Şu an farkına varıyorum, yaşamımda 12 ve 13 çok çok önemliymiş meğerse. 12'de yola çıkıyorum 13'te olacağım yerdeyim. Türkiye'den 12'sinde ayrılmıştım 13'ünde Amerika'daydım. Şubat 12'sinde New York'tan ayrıldım 13'ünde Miami'deydim. Seni 12 Eylül’de Etilere bırakmıştım, 13'ünde sevgilimdin.

Türkiye'ye 4 defa geldim. En son gelişim, geçtiğimiz Haziran da üç hafta gibi kısa bir süre için olmuştu. Eski sekreterlerimden Elçin (tanışmıştın ama hatırlmazsın sanırım) bir arkadaşı ile birlikte çok güzel bir şirket kurmuş, marketing üzerine. Onu ziyaret ettiğimde, kendi sekreterinin seni yakından tanıdığını söylemesi, New York'ta aileni tanıyan bir kişiyle karşılaşmak kadar şaşırtıcı olmuştu. Bunca yıl sonrasında bile yaşamım hala senin yörüngende dönüp duruyor.

Amerika'ya geldikten üç ay sonra Türkiye'deki reklam şirketimi kapattım. İlk altı ay öğrenci vizesiyle geçti. ardından öğrenci vizesini turist vizesine çevirmiştim. Sonra bir yıl yasa dışı olarak yaşadım. 1996 Aralık'ta Greencard Lottosunu kazandım. Şimdi vatandaş olmayı bekliyorum.

Sana daha önce anlatmış mıydım? Seninle birliktelik dönemimde ben bir rüya görmüştüm hatta bu rüyayı yazmıştım ve bir kaç kişiye de anlatmıştım. Rüyamda; "Sen Amerika'da bir iş buluyorsun birlikte geliyoruz ve bir gökdelenin yüksek katlarından birinde işe başlıyorsun. ( O zamanlar Amerika falan kesinlike gündemimde değildi.) İş yerindeki ilk gününü birlikte geçiriyoruz, daha sonra gelip ziyaret edeceğimi söylüyorum ve geri dönüyorum Türkiye'ye. Sonra aradan zaman geçmiş, seni ziyarete geliyorum. Taksim meydanı gibi bir meydanda olan iş yerin gökdelenin yandığını, meydanın bir savaş alanına döndüğünü görüyorum. Seni kaybetmiş olmanın korkusu ve şaşkınlığıyla, gökdelenin yüksek katlarında olan iş yerine seni bulmak umuduyla çıkıyorum. İş arkadaşlarına soruyorum ama hiç kimse hatırlamıyor seni. Camlar kırılıyor ve her yerden duman çıkıyor. Merdiven boşluğunun cam duvarından dışarı bakıyorum, bir helikopter geçiyor göz hizamdan. Sonra meydana bakıyorum o yükseklikten, her yer alev alev yanıyor, insanlar kaçışıyor, tam bir savaş olduğuna inanıyorum. Meydanın bana göre sola düşen tarafında, siyah giyimli, foterli ve semşiyebastonlu genç bir adam hiç birşey olmamış gibi karşı kaldırımda yürüyor. Altından geçtiği binanın ön yüzü komple devriliyor adamın üzerine. Uyarmak icin bağırıyorum bulunduğum yerden, ama beni duyması mümkün değil. Binanın büyük pencereli ön yüzü, sadece ön yüzü devriliyor adamın üzerin. Ezildiğini düşünüyorum yıkıntıların arasında ama toz duman dağılınca görüyorum ki, adam bir pencere boşluğuna denk gelmiş ve hiç bir şey olmamış." Sonrasını tam hatırlamıyorum.

11 Eylül'de New York'taki ikizlere yapılan saldırıdan sonra yine aklıma geliyor o rüya.

İnternetten haberleri okurken hep seninle ilgili bir habere rastlayacağımı düşündüm. Yani bir film yapmış yonetmen olarak. Türkiye’nin en iyi kadın yönetmeni olacağına inanıyordum. Belki de oldun haberim yok, ne de olsa çok kısıtlı haberler alıyorum Türkiye'den.

Ne zaman evlendin? Çocuk var mı? Hep aynı şehirde mi kaldın?
Evlendiğin kişi de sanırım aynı bölümde araştırma görevlisi?
Baban nasıl? Hala şiir yazıyor mu? Yeni kitabı var mı?
Annen'le tanışmamıştım ama Yedikule'de bir okulda öğretmendi, bir kere seni ordan almıştım böylece ilk defa Yedikule'yi surların içinden görmüştüm. Kardeşinin Amerika'ya gelme isteğini duymuştum New York'taki sizleri tanıyan arkadaşımdan.

Seni en son görüşüm çok kıssa sürmüştü hatırlarsan. Sonra yeniden geldim fakat seni rahatsız etmedim, sana yazdığım şiirleri içeren el yapması bir kitap ile bir gül göndermiştim, o bir gece kaldığım otelde çalışan birisiyle. Eline ulaşıp ulaşmadığını dahi sormaya çekindim. Ben nedense hep seni rahatsız edeceğim korkusu yaşadım. Seni incitmeyi, üzmeyi veya benzeri şeylere sebep olmayı hiç istemedim. Çünkü sen bana yaşamın en önemli ve en güzel anlamını tattırmıştın.

Eğer birazcık bencil düşünseydim, seni milyonlarca defa aramış, hatta defalarca görmeye kalkışmış olurdum. Seni hiç bir şekilde negatif anmıyorum, İşte bu yüzden mutlu olduğunu duymak benim için çok önemliydi. Mesajında yazdığın gibi hep çok iyi olmanı diliyorum. Bunları yazmam seni rahatsız etmiyordur umarım.
Cok istedim en azından bir kere karşılaşmayı ve oturup biraz konuşmayı. Seninle konuşmaya çok ihtiyacım vardı. Tekrar birliktelik anlamında değildi konuşma isteğim. Sadece konuşmak, gözlerine bakmak, beni yeniden yaşama döndürür diye düşünüyordum.

Sen, ilk ve tek aşkımsın

Şimdi yıllar geçmiş ve evlenmiş eski aşkıma email yazıyorum. Sanırım bir kısmını biliyordun duygularımın ve bir kısmını da tahmin ediyordun ama ne dereceye kadardı?
Bir senede geçer bu aşk hikayesi, unutursun demişlerdi bilenler. Sen söyle aradan ne kadar geçti, hala benzerin birisini gördüğümde heyecanlanıyorum.

İlk yazışmada bu kadar anlatman gerekli miydi diye kendimi eleştiriyorum şimdi. Fakat, çok uzun yıllar beklemiştim (belki gereksiz di bu kadar beklemek ama farkına varamadım gereksizliğin). ‘Ben iyiyim ya sen nasılsın’ diyen, iki satırlık mesajla tatmin olmam mümkün değildi. Hiç birşey olmamış gibi davranmak ise, o büyük aşkı yaşamış bana haksızlık olurdu. Hem sen eğer sevmezsen bu mesajı veya rahatsız ederse, siler atarsın izi bile kalmaz diye yazdıkça yazıyorum, bu senin izninle kurduğum ilk kontağımda. Ama eğer devam edersen sen de yazmaya, bana çok yardımcı olmuş olursun. Belki ne diyeceğini bilemeyebilirsin, belki başka şeyler düşünüp yazabilirsin ama unutma lütfen, beni bu konuda bir çocuk gibi gör. Senin elinde sevginle büyümüş yaşadığı her hayal kırıklıklarında, senin hayaline geri dönüp sarılan, tanıdığı bütün kadınları sadece seninle kıyaslayan birisi. Eğer tanrıya inancım olsaydı, eminim ki tanrı kıskanırdı sana olan tutkumu.

Sevgili dünya güzeli şairin kızı, kızmadın umarım bu kadar açık sözlü olmama. Şimdi ne soğuktur yaşadığın şehir kim bilir, dikkat et. Japon bahçesindeki çiceklerin açmasına daha çok var mı? Ne çok bina olmuştur oralar, belki japon bahçesi de bir anıdır şimdi, belki yerine bir bina dikilmiştir bile.

Ne çok şeyi merak ettiğimi tahmin ediyorsundur, lütfen hepsini duymak istiyorum. Seni mutlu eden şeyleri, işini, yaşamını, duygularını... herşeyi, bekliyorum

Sevgilerimle,

Ali Sarıkaya

© Eylül 2005, IşıkBinyılı

   Yazarın Diğer Yazıları
© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works