yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Dr. Edward ERICKSON

Büyükelçi Namık TAN ve Dr. Edward ERICKSON

Dr. Edward ERICKSON'u sunumundan bir slayt

Atatürk'ün çeşitli portrelerinden kompoze edilmiş olan yağlı boya bir resim ve iki tarafında Türk Bayraklarıyla, Büyükelçilik malikanesinin ikinci katına çıkışta merdiven başına, günün özelliğini vurgulayan düzenleme programa katılan davetlilerin ilgisini çekti. Programı koordine eden ekip ile bazı konuklar, günün anısına etrafında fotoğraf çektirdi.

Konuklar, Dr. Edward ERICKSON'u sunumunu dinlerken..

Bircan Ünver, Dr. Bulent Atalay...

Esra Elamdar, Dr. Bülent Atalay ve Oya Bain

Metin Camcıgil, Bircan Ünver ve Bayan Camcıgil

Büyükelçi Namık Tan, Bircan Ünver ve Balımtas Ailesi

Esra Elamdar, İrem Bozyiğit ve Dr. Bülent Atalay

Büyükelçilik malikhanesinde Atatürk'ün 130'ncu Doğum Günü kutlamasına özel düzenleme - 19 19 Mayıs 2011
Bağlantılar:
-Assembly of Turkish American Associations
-Ataturk Society of America

Yazı

BÜYÜKELÇİ NAMIK TAN: "BİZ HERŞEYİMİZİ ATATÜRK'E BORÇLUYUZ."

Bircan ÜNVER

"Biz herşeyimizi Atatürk'e borçluyuz. O olmasaydı, biz de burada olmayacaktık. ...Aynaya baktığımızda, kendimizi gördüğümüzü düşünüyoruz. Ama aslında gördüğümüz Atatürk'tür." ..."Atatürk, sadece 20.nci yüzyılın en büyük liderlerinden değil, aynı zamanda 21.nci yüzyılın ve hatta belki gelecek yüzyılların da en büyük liderlerindendir."

Sayın Büyükelçi Namık Tan; Washington DC'deki malikanesinde; 19 Mayıs ve Atatürk'ün 130.ncü Doğum Yıldönümü'nün kutlandığı programının kapanış konuşmasında çok etkileyici olarak şu sözleri söyledi: "Biz herşeyimizi Atatürk'e borçluyuz. O olmasaydı, biz de burada olmayacaktık. ...Aynaya baktığımızda, kendimizi gördüğümüzü düşünüyoruz. Ama aslında gördüğümüz Atatürk'tür." Aynı zamanda, sözlerine şöyle devam etti. "Atatürk, sadece 20.nci yüzyılın en büyük liderlerinden değil, aynı zamanda 21.nci yüzyılın ve hatta belki gelecek yüzyılların da en büyük liderlerindendir," dedi. (We owe everything to Atatürk. Without him, we wouldn't be here. ...When we look at mirror, we think, we see our reflection on the mirror. But that is actually reflection of Atatürk.)*

Sayın Büyükelçi Tan'a, yukarıdaki çok anlamlı, değerli ve ilham veren sözleri için, ayrıca program ve resepsiyon için çok teşekkür ediyorum.

* * * * *

Gelibolu'da ZAFER'in nasıl kazanılmış olduğu kadar, tarihi tek başına bir kişinin nasıl değiştirebileceğine de bir kez daha dikkati çeken, her bir yenilgiyi ve takip eden plan-strateji ve karşı savunmaları belge-fotoğraf ve kronolojik detaylarıyla anlatan Doçent Edward Erickson'un (Marine Corps University) özet sunumu ise; 19 Mayıs Perşembe akşamı, Elçilik malikhanesinde yapılan Atatürk'ün 130.ncü Yıldönümü kutlama programının, ana bölümünü oluşturdu.

Doçent Ericson'un sunumunun bir saat olarak programa alınmış olmasına rağmen, kalabalık bir katılım sonucu bir çok dinleyicinin de ayakta sunumu dinlemesi nedeniyle program yarım saate indirildi. Programdaki bu kısaltmayı ifade eden ve konuyla ilgilenenleri e-posta adresini vererek iletişim kurmaya davet eden Doçent Ericson'u takiben, Büyükelçi Tan, şunu ifade etti. "Sunumu kısa vermiş olduğunuz için üzülmeyiniz. Çünki Atatürk'ü bir saatte veya tek bir programda anlatmak mümkün değil," dedi.

Aynı zamanda, bir kez daha "gücünü kendinden alan, yenilgilerden korkmayan ve mücadeleden vazgeçmeyen" Atatürk'ün; bugünki Filistin'den çok daha güç, zor ve yoksulluk içindeki koşullarda, savunma amaçlı kum torbasını dahi kullanamayacak durumda oluşuna; çünki o kum torbalarıyla, paçavraya dönmüş haldeki askerlerin üniformalarının tamirinde kullanıldığına, o döneme ait Filistin'de iki askerin yer aldığı bir fotoğrafı da, Doçent Erickson, kendisinin en değer verdiği belgeler arasında olduğu ifade ederek, gösterdi. Çünki bu fotoğraf aynı zamanda, Gelibolu zaferinin o aşırı yoksulluk - her taraftan direncinin kırılmaya çalışıldığı ve içerden - dışarıdan saldırıya uğranmış bir ortamda, özellikle de nasıl yenilgilerden de öğrenerek", Atatürk'ün o koşullarda "dayanma ve irade gücünü" nasıl bulduğunu hala çözememiş olduğunu da vurgulayarak, "Gelibolu Zaferi"nin, ayrıca 'nefret' bazında değil, savaş hattında dahi karşı tarafa savaş kuralları içinde saygı ve medeni bir yaklaşım içinde kazanılmış olduğunun tanıtılıp - anlaşılmasına da, Amerika çapında çok nadide ve değerli bir katkıda bulundu.

* * * * *

Programa davetinden dolayı, Atatürk Society'nin Başkanı Bülent Atalay Bey'e, ayrıca çok teşekkür ediyorum.

Oya Bain Hanım'a da (ATAA), göstermiş olduğu yakın ilgi ve dostlarıyla tanıştırması ve çekmiş olduğu fotoğraflar için çok teşekkür ediyorum.

Doçent Ericson'un sunumu ve Büyükelçi'nin kapanış konuşmasının ardından, Büyükelçi Tan davetlileri Türk mutfağından da bir sunum olarak açık büfeye davet etti. 300 den fazla davetlinin katıldığı program ve resepsiyona ilginin yoğunluğu, bu tür bir kutlama ve birlikteliğe olan ihtiyacı da bir kez daha vurgulamıştır.

Ve "yenilgilere teslim olmamak" ve yine Atatürk'ten öğrenerek, güç ve ilham alarak; önümüzdeki yıl, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı; a) Özellikle, 19 Mayıs 2012 Cumartesi günü de olacağı için, 19 Mayıs Cumartesi gününde; b) Atatürk'ün 131.nci Doğum Günü'nü de, yine 19 Mayıs günü ve akşamı; hem New York'ta hem DC'de hem de Amerika çapında etkin ve yaygın kutlayabilmeyi şimdiden öneriyor ve temenni ediyorum.

Ve şimdiden önümüzdeki yılın planlanmasına Amerika çapında başlamayı önerirken, bu yıl New York'taki Türk-Amerikan sivil toplumu ve üyelerinin de; özellikle Atatürk'ün 130.ncü Doğum yıldönümü çerçevesinde ve de 19 Mayıs Genclik ve Spor Bayramı kutlamalarında; bir programı, New York'ta gündeme almakta sınıfta kalmış olduğunu da, üzülerek belirtmeden geçemeyeceğim.

Tabii adeta sessiz-sedasız ve sanki "kimse duymasın!" havasında ve New York'ta, Türk Evi'nde genel kamuoyuna açıkça duyurulmayan - bildirilmeyen ve davetiye gönderilmeyen bir programın da yapılacagını da; bu konudaki yayın ve tanıtımlarım ve kisisel girişimlerim aracılığıyla, çok yakın bir arkadaşın özel notu aracılığıyla programdan iki gün önce öğrendim.

Ve hala anlamakta güçlük çektiğim ise neden bunun New York'ta ki tüm Türk-Amerikan toplumuna açık bir davet ve kutlama olarak yapılmamış olduğudur. Başka bir deyişle, sadece 'çok sınırlı ve kamuya mal edilmemiş olan ve adeta aile içinde bir kutlama anlayışı içinde yapılmış' olmasını ise anlamak güçtür.

Daha genel bir değerlendirme olarak, illa da tüm özel günleri batı ve Amerika'dan mı ithal etmemiz gerekiyor? Dünya Kadınlar Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü benzeri..

Ama "Gençlik ve Spor Bayramı"nı gözden çıkartmaya yönelik makaleleri okudukça ve 23 Nisan'ı da halen Birleşmiş Milletler nezdinde, "Dünya Çocuk Bayramı" haline getirememiş olduğumuz da bir gerçektir. Bu etkiyle, bu kadar kendi öz ve evrensel değerlerini bir çırpıda gözden çıkartan ve yerine ithal "kültürel" değerleri başat haline getiren ve kendi değerlerini unutturan bir kültür ve ülke yönetim anlayışı ve uygulamasına da ancak ve inatla bizde rastlanıyor. Bunu da yine esefle anlamakta zorlandığımı belirtemeden geçemeyeceğim. Ve kültürel kimlik ve değerler; "ithal" fikirlerle olmaz ve de gelişmez..

Özellikle de var olan değerleri, sadece ülke çapında değil dünya çapında geliştirerek uygulama ve yerleştirmeyle, "kültürel varlık-değer ve toplumsal kimlik" de, ancak bu kanallari aktif, etkin ve yaygın hale getirmekle mümkün olabilir.

- . -

Bircan Ünver - 20-22 Mayıs 2011 http://www.ısikbinyyili.org - http://www.lightmillennium.org

Özel Teşekkür:
Bülent Atalay, ATATÜRK SOCİETY
Oya Bain, ATAA
Hakan Dakin, ATAA

Fotoğraflar: Oya Bain, ATAA ile Bülent Atalay, Atatürk Society


İlgilisine Not:
1) Yukarıdaki özetin ilk versiyonunu; Facebook'taki "Bircan Unver" ve "The Light Millennium" sayfalarının "duvar"ına post ettim ve Washington Büyükelçiliği'nin Facebook sayfasına da link verdim. İlk hızlıca paylaşım amacıyla yazılmış özetin diğer boyutları ise 22 Mayıs 2021 tarihinde tamamlanmıştır.
2) Bu yazı, Işikbinyılı.Org'a (http://www.ışikbinyılı.org"a hyper/aktif link verilerek ve tüm referanslarıyla, diğer sitelerde de yayınlanabilir.. B.Ü.

© Mayıs 2011, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works