yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Metin Süzgeç, Niğde İl Çevre ve Orman Müdürü ve Bircan Ünver. Foto: Tülün Ulusoy

Karagöl'ün hemen kenarından yükselen tepenin üzerinden. Foto: Bircan Ünver

Bolkar'ın alt katmanında yer alan, Meydan Yaylası, aynı zamanda kamp alanı olarak kullanılıyor. Karagöl ve Medetsiz'e çıkış noktası da aynı zamanda. Foto: Bircan Ünver


“Aladağlar’dan Bolkarlar’a: Niğde’nin Biyolojik Çeşitliliği” (2008),

Karagöl'e kuşbakışı. Foto: Bircan Ünver

Metin Süzgeç. Foto: Bircan Ünver

Bolkar'a tırmanış yolu üzerinden sarı çiçekler. Foto: Bircan Ünver
Bağlantılar:
- Darboğaz:
- Darboğaz:
- Niğde Valisi Sebahattin ÖZTÜRK'ten sürpriz haber: [Bolkarlar'ın] Oranın turizm bölgesi olması için Turizm Müdürlüğümüz tarafından işlemleri başlatmış bulunuyoruz.
- Rana Holtzi (Toros Kurbağaları)
- Toros Kurbağaları
- Toros kurbağası sayısında artış

Röportaj

"BOLKARLAR’IN “MİLLİ PARK” İLAN EDİLMEDEN ÖNCE, BİLİMSEL BİR ALAN ÇALIŞMASI YAPILMASI GEREKİR."

Bircan ÜNVER

Metin SÜZGEÇ, Niğde İl Çevre ve Orman Müdürü’nun görüşü:
"Söz konusu alanın (Bolkarlar); biz de dahil olmak üzere, orman mühendisi, botanik uzmani, biyolog, jeoloji alanlarında üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir ekibin alan değerlendirmesi yapılmasını talep ettik. Çünkü yine hemen üst kısmında yaban hayatı ilgilendiren bizim Aladağlar’da bulunan “yaban keçisi” var. Tabii Mersin tarafında da, bize göre güney cephesi olan bir koruma alanı var “yaban keçisi” nedeniyle."

Bolkarlar Dağı’nın varlığından bundan iki yıl öncesine kadar haberim dahi yoktu. İlk kez Darboğaz Kayak Dağcılık
ve Tenis Kulübü'nün (DARKAY) düzenlediği ve Işıkbinyılı.Org’a da Internet ortamından gönderilmiş olan, “Bolkar Şenliği ve Medetsiz Tırmanışı”na ilişkin duyurular ile bilgi edinmiştim. Bunun sonucu olarak da Bolkar Dağı’na ilişkin ilk önce “şenlik ve tırmanış” haberi ve daha sonra da Bolkar Dağları’nın “Milli Park” yapılmasına ilişkin başlatılan kampanya, Işık Binyılı'nda Aralık 2008’de yayınlanmıştı. Geçtiğimiz Haziran ayında, İstanbul’a geldiğimin ilk haftası yine Darkay’in kurucuları tarafından gönderilen “3.cü Bolkar Şenliği ve Medetsiz Tırmanışı”nın bu yıl 4 ve 5 Temmuz 2009 için programa alındığına ilişkin katılıma davet duyurusunu alır almaz; bu kez programa katılmaya karar verdim. Takiben Darkay’in yönetim kurulu üyelerinden Mustafa Ulusoy ve başkanı Tulun Ulusoy ile hemen iletişime geçtim. Onların da içten daveti sonucu 4 Temmuz’da, hem yaşamımda ilk kez Niğde’ye ayak bastım hem de Bolkarlar Dağı’nın eteklerinde ve Karagöl çevresinde düzenlenen şenliğe katildim.

İlk önce görsel olarak önceki yıllardan kamp ve yürüyüş fotoğraflarıyla belleğime yerleşen Bolkarlar, Karagöl, Çinili golü ve güzelim çiçeklerinin yerini, bu kez, o başdöndüren görkemli yüksek tepeleri ve muhteşem heybetiyle, kayaların üzerinde tırmanma ve orada iki gün soluk-alıp vererek, yağmur ve dolu sağanağ ve açıp kapayan güneşiyle; aynı ortamı 200’e yakın şenliğe katılanlarla paylaşım aldı.

“Bolkarlar” sayesinde ilk kez yüzyüze tanışılıp paylaşılan ortak bir alan ve etkinliğin etkisiyle, Bolkar Dağları’nın ne zaman “milli park” olabileceği ve bu amaçla başlatılan girişimlerin hangi aşamada olduğunu öğrenmek istedik. Bunun sonucu olarak, Niğde İli Çevre ve Orman Müdürü Metin Süzgeç Bey ile Niğde İl Valiliği, Özel Kalem Müdürü Ali Nebol Bey’in yönlendirmesiyle; 10 Temmuz Cuma günü, Niğde’nın Çevre ve Orman Müdürlüğü’nde yaptığımız ve asağıda yayınlanan ropörtajı tüm doğa, çevre ve endemik türler ile ilgilenenlerin ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

- “Bolkarlar”ın “Milli Park” ilan edilmesine ilişkin bir girişiminiz oldu mu?


- Daha önce, Bolkar Dağı’nin milli park olarak ilan edilmesine ilişkin bir talep geldi. Biz de aldık bunu. Bakanlıkla görüştük ve bir yazı yazdık. Bir yerin “milli park” olarak ilan edilmesi için Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Milli park ilan edilmesi için bazı formatlar da var fiziki durumu, yapılaşması, ekolaşma sistemi benzeri..

Bu formatların olup olmadığını, böyle bir yerin milli park ilan edilmesi düşüncesinden önce, daha çok akedemisyenler olarak, araştırmacı gurupların ve üniversitelerin bunu araştirip değerlendirmesi ve bu konuda bir kararın buna bağlı olarak verilmesi için ben de bakanlığa bir yazı yazdim. "Buranın doğa yapısı çok güzel görünüyor, biz burayı milli park ilan edelim", diye olmaz böyle birşey. Ama bizim bir bölü yüz bin ölçek (1/100000) il haritası üzerindeki çalışmalarımızda, tabii mutlak korunması gereken alanlar içerisinde yer alıyor. Ama buranın “milli park” ilan edilmesi, Bakanlar Kurulu’nun kararına bağlı olacak. Bu konuda, akedemisyenler ile bilimsel bir alt çalışmanın yapılması için Bakanlığa yazdim.

- Anladığım kadarı ile bu civarlarda “milli park” ilan edilmiş alan yok!

- Var

- Nerede?
- İlimizde, Aladağ’da bir milli parkımız var.

- Peki burada milli park mekanizması nasıl işliyor? Örneğin içinde bir takım sosyal aktiviteler var mı?

- Nevşehir, şu sıralar yoğun olarak yabancı turist çekiyor. Yürüyüş alanları “trecking” ve karpuz şelaleleriyle. Aladağ’in üst kısımlarında yer alan milli parkların bir kısmı bizim, bir kısmı Adana ve Kayseri olmak üzere üç ilin sınırlarını kaplayan büyük bir alandadır. Tabii Kayseri, Adana ve Niğde’den olmak üzere üç ana girişi var. Niğde’de bulunan girişte, milli park sınırları içerisinde üç tane konaklama yerimiz var. Turizm şirketleri turistleri buralara getiriyor. Buranın idaresini de kendi imkanlarımız içerisinde yapıyoruz. Bu şekilde özellikle Fransızların burayı en çok tercih ettiğini ise bize gelen listelerden biliyorum. Takiben İspanyalı turistler geliyor. Bir çok kez ben de katıldım ve Almanların yoğun katılımına da tanık oldum. Bu bölge özellikle eko sistemiyle ilgili ve uğraşan turistleri daha çok çekiyor.

- Aladağlar’in yurt dışında tanıtımı için özel programlarınız var mı?

- Reklam dışında yok. Biz kendi İl Müdürlüğümüz olarak, Niğde’mizi tanıtma açısından bir çalışma yaptık. Dünyanın saygı duyacağı nitelikteki araştırmanın ürünü olan “Aladağlar’dan Bolkarlar’a: Niğde’nin Biyolojik Çeşitliliği” (2008), ayni zamanda bir "El Kitabı"dır.

- Bakanlığa, Bolkarlar’ın “milli park” olarak ilan edilmesi talebi nedeniyle, bilimsel bir altyapı çalışmasının yapılması için bir mektup yazdığınızı belirttiniz. Özet olarak, o mektup ile, Bakanlıktan talebiniz ne oldu?

- Söz konusu alanın (Bolkarlar); biz de dahil olmak üzere, orman mühendisi, botanik uzmani, biyolog, jeoloji alanlarında üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir ekibin alan değerlendirmesi yapılmasını talep ettik. Çünkü yine hemen üst kısmında yaban hayatı ilgilendiren bizim Aladağlar’da bulunan “yaban keçisi” var. Tabii Mersin tarafında da, bize göre güney cephesi olan bir koruma alanı var “yaban keçisi” nedeniyle. Biz bunu da bu kapsamda değerlendirmek kaydıyla, "burası milli park olabilir veya çok güzel bir alan veya doğa yapısı çok güzeldir ilan edelim" demektense, bilimsel bir ön çalışmanın neticesi olması yönünde, bakanlığa görüşümüzü bildirdik.


- Bolkarlar sadece çok güzel bir alan değil, bir doğa harikası. Hem yakın çevre hem de yurt dışı dahil - gelip orada kamp yapıyorlar. Oranın doğası ve o insanların doğaya ilgisi başlıca teşvik edici unsur. Ancak, halihazırda orada minimum alt yapı yok. Bunun sonucu olarak da, oraya gelen insanlar her ne kadar doğa tutkusuyla gelseler dahi; yürüyüş, tırmanış, kamp, temiz hava derken bile bir şekilde, alt yapısının eksikliği sonucu olarak, kaçınılmaz bir doğa-çevre kirlenmesini de beraberinde getiriyor. Belediye ve Valilik bazında resmi kurumların bu çerçevede buraya sahip çıkarak, minimum temel altyapılarının yapılması sağlanamaz mi?

- Karagöl adlı bir gölümüz var. Karagöl’ümüzün bir özelliği de, biliyorsunuz dünyada ender türü olan sessiz kurba denilen (rana holtzi), Türkçe’de “toros kurbağası” dediğimiz göl kurbağası orada yaşıyor ve koruma altında. Özel bir tür olan toros kurbağalarının orda bulunması nedeniyle, geçenlerde bakanlıktan gelen elemanlarla birlikte; bir alt yapı oluşturmak ve orayı biraz ıslah etmek istiyoruz. Onun içinde bir ödenek ayırdılar. Birlikte birşeyler yapacağız tabii. Orada her şey ayrı kademede çünkü, çok ciddi anlamda maden rezervleri de var. Yani bizim “milli park” ilan ettiğimiz alanlarda gümüş, krom, cinko ve altın aramaları, 1800 yıllardan bugüne uzanıyor ve maden sektörünün işletmeleri var. Tabii buranın doğal yapısını da gördüğünüz zaman, çok büyük bir orman alanı da mevcut. Ama potansiyelin bir kısmı yok olmuş. Daha önce ormancılık alanı olarak kullanılan bölgeler, şimdi daha çok hayvancılık ağırlıklı ve bunlardan iki-üçü de yayla olarak kullanılmaktadır. Hepsi iç içe.. Bunların hepsinin bir arada değerlendirilmesi gerekiyor. İl müdürü olarak sadece şöyle değerlendirdik, olsun demek, yeterli olmaz. Bunun için en güzel yapılacak şey, bir üniversitenin bir bilimsel çalışmanın sonucu verilecek bir karardır. Tabii İl Müdürlüğü olarak da, bizden ne tür bir destek, ne tür bir katkı gerekiyorsa, biz buna hazırız.

- Bilimsel ön araştırma gerekliliğine tamamen katılıyorum. Bu yöreyi özellikle de çok kısa yaz dönemli tarım üretimi dışında, Türkiye ve dünya çapında tanıtım için ne tür planlarınız var?

- Turizm ve pazarlama yöntemleriyle.. Böyle bir faaliyetin olabilmesi için bunun milli park olması da gerekmiyor! Tabii milli park olduğu zaman bunun bazı artıları ve yöre halkına bazı eksileri vardır. Bildiğiniz gibi, Darboğaz adlı bir beldemiz var. Hemen üstünde Maden köyü, onun üstünde, Gümüşler.. ve tabii burada bir çok köyün geçim kaynağı da tarım. Tarım derken, çok ciddi anlamda kiraz meyvesi. Bu alanlar aynı zamanda çok ciddi anlamda "milli park alanı" içinde kalan alanlar var. Milli park ilan edildiği zaman, şu şahsın tarlasını ya da şu alanı çıkaralım gibi bir şansı olmayacaktır yöre halkının. Yani buranın milli park olarak ilan edilebilmesi için bir çok dengenin de göz önünde bulundurulması lazım. Gerek ekonomik gerek oradaki insanların sosyal yapıları veyahut da fiziki olarak yapıların bu iş için ne derecede uygun olduğu.. Aynı zamanda, burayı doğa turizmine kazandırmak için, milli park olma şartı da yok.

- İlk etapta böyle bir eksikliğin olduğu dikkati çekiyor. Bolkarlar'da göze çarpan, denetimsiz-kontrolsüz bir kullanımın olduğu ve kullanım esnasında en temel altyapının da bulunmaması nedeniyle, doğayı koruma amaçlı bile olsa, çevreyi kirletme veya koruyamama sözkonusu olabiliyor!

- Tabii bir milli park ilan edildiği zaman, biliyorsunuz bütün her türlü yasak geliyor.. Girişler-çıkışlar.. Ve orada olacak bütün herşey bir yasak çerçevesinde, yanı oranın doğal yapısına uygun ve yokolan bir ağacı bile oradan kaldırma şansına sahip değilsiniz! Orada kesinlikle bir yapılaşma olamayacak. Bir ön çalışma yaptık, 24 hektarlık civarında bir alan için, dönüm demiyorum, hektar diyorum. Ve bu alan, aşağı yukarı 4 – 5 tane köyümüzü de kaplıyor. Ve bunların da yerleşim yerleri, bu işin içine giriyor. Bu durumda, bunun getirisi-götürüsü ne olacak.. O insanlarla da, sosyal, ekonomik ve sosyolojik olarak da bir çalışma yapılması lazım. Üçgün sonra yasaklar başladığı zaman, “biz bunu böyle bilmiyorduk!” diye tepkiler başlayacak. Buna benzer durumlarla da karşılaştık ve sıkıntılar oldu.

- Tabii bunlar yapılırken, çok kapsamlı düşünmek lazım.. Tabii kendi öngörüme baktığım zaman ben bir tarafını görebilirim ama bir sosyolog diğer tarafını ve bir mühendis de bir başka taraflarını görür. Ki bu bir ekip çalışması olarak ilan edilir. İleride yapılaşmada, olacak olanlar da, sıkıntılar kapsamını kendimiz yaratmamış olalım.. Burayı doğa turizmine kazandıracaksak, ilk önce neler ihtiyaçtır, neler yapılacak, kimler buralardan yararlanacak, onu bir tespit etmek lazım. Onun için, bana gelen talebi, Bakanlığa, bu şekilde bir görüş olarak yazdım.

- Biz de oranın (Bolkarlar Dağı ve çevresi) çok kıymetli bir alan olduğunu biliyoruz. Korunması gereken iki tane gölümüz, aşağıda halkın, kendi ticari anlamda bakıp koruduğu ancak bizim için de çok fazla tabiat değeri olan bir vadimiz var.. Maden Yaylası.. Taa boğazdan başlayıp E90’a kadar çıkan, aşağı yukarı 10-12 km.lık bir mesafe.. Bu alanlar da mutlaka korunması gereken ve güzelliklerin yaşatılması gereken bir alan. Bunu kabul ediyoruz. Ama dedim ya, bir ön çalışma gerektiren bir alan orası..

- Peki, bu çalışma ve değerlendirmenin yapılması sizce ne kadar bir süre alır ve bu değerlendirme sonucu ne zaman çıkar?

- Belirttiğim gibi, bunun tamamen iki kişi veya bir tek İl Müdürlüğü’nün görüşüyle olmayacağını, üniversiteden akademik bir çalışma yapmaları gerekiyor ve bir de bakanlığın bunun için bir bütçe ayırması lazım.. Ve burası için üniversitelerle irtibata geçilmesi lazım.. Mesala daha yeni, “Yabanıl” sahada bir alan değerlendirmesi çalışması yaptık. Çok önceden ilan edilmiş Aladağlar’da Milli parkın hemen yanıbaşında… İlan ediliş şekli, bazı sıkıntılar getirdi. Çok da verimli bir alan çalışılmadığını, gerçekten korunması gereken alanları; ikinci deredece korunması gereken alan kaydıyla bir çalışma yapıldı. Takiben bunun alan çalışmasına Konya, Niğde ve Zonguldak Üniversitesi’nden öğretim görevlileri katıldı.. Aşağı yukarı iki ayı aşkın bir çalışma.. Toplam süresi 90 günü buldu. Ve onun sonunda bir rapor yayınlandı. Yöre halkıyla da o sırada aşağı yukarı 6 kez toplantı yapıldı. Onların talepleri de göz önünde bulunduruldu. Hocalarımız tarafından mutlak korunması gereken alanların, biyolojik çeşitlilikten – bitki türleri, endemik türlerin nerede olduğu, hayvan türlerimizin bulunduğu alanlar tespit edildi. Çok güzel bir çalışma yapıldı. Bir yeri milli park ilan etmeden önce, böyle bir çalışma yapılması lazım.

- Anladığım kadarıyla böyle bir çalışma yapılması ve milli park olarak kabul edilip edilmemesi bir yıl kadar bir zaman gerektiriyor. Bunun sonucu olarak, “olumsuz” perspektivden bakarsak, eğer buranın “milli park” olarak ilan edilmesi kabul edilmez ise o durumda, diğer plan ve projeler var mi? Varsa neler?

- Şu anda, Bolkar bölgesinde, sadece Karagöl’e ilişkin bazı çalışmalarımız var. Henüz Bolkar bölgesinde doğa turizmine ilişkin bir çalışmamız yok. Bu tamamen biraz da talebe bağlı bir konu. Ciddi anlamda, hiç kimseden buranın turizm alanı olması anlamında bir talep de gelmedi. Örneğin; biliyorum, hanımefendinin (Tülün Ulusoy’a referans veriyor) bir talebi oldu. Orada kayak turizmi yapmak ve oradaki tesisi faaliyete geçirmek ve kış turizmini canlandırmak için bir çok güzel düşünceleri vardı. Oraya Vali Bey ile gittik. Aşağı yukarı bir-buçuk iki yılı geçti. Faaliyetleri ne durumda bilemiyorum. Onun için önce bir talep gelmesi gerekiyor. Bunun dışında, oranın kullanılırken hiç bir kontrolün olmadığını da kabul ediyoruz. Ama orası ilan edilmiş bir saha ve bizim de kontrolümüz altına alınması gereken bir saha da değil. Orada bizim tek bir alanımız var. O da "toros kurbağa"larının bulunduğu Karagöl. Şunu demek istiyorum. Giriş – çıkışları kontrol altına almak,doğa turizmine şuradan girilip çıkılacak gibi bir kontrolümüz yok. Tabii milli park ilan edilirken, bunların uzun devreli gelişme planlarında; kamp yerinin, nerelerde konaklama yapılacağının, girişlerin-çıkışların, ücretlerinin, yapılacak yapıların herşey içinde önceden tespit edilmesi gerekiyor. O anlamda, projelendirilmiş bir alan değil, onu kastediyorum. Yoksa biz sahiplenmiyoruz anlamında değil. Şu aşamada, şuradan geçebilirsiniz şurada konaklayabilir yada konaklayamazsınız türünde bir müdahalemiz yok.

- Özellikle projelerin ortaya çıkması için teşvik edici yöntemler uyguluyor musunuz? Örneğin, proje tekliflerinizi sunun değerlendirelim, diyor musunuz? Bu çerçevede, Bolkar çevresi için geliştirilecek bir projeyle, ülke ve dünya çapında bilinen bir merkez haline nasıl getirilebilinir? Bu tür projeler için Avrupa Birliği Fon’una da başvurulabilinir belki.. AB Fonları olarak, Türkiye’nın en az, Yunanistan’in ise en fazla yararlanan ülke olduğunu ise daha önce okumuştum. Neden? Türkiye’den yeteri kadar proje gitmiyormuş! Bu çerçevede teşvik edici plan-programlarınız var mı?

- Size katılıyorum. Ancak bunlar için biraz da talep olması gerekiyor. Söyle açıklayayım. Öncelikle kendimden söz edeyim. Mevcut kadrom, 8 ve çeşitli alanlardan mühendis arkadaşlarım var. Ama şu anda benim ağaçlandırma projem 2050 hektarlık. Zaten Türkiye’nin ilk beşinde olan bir program var. İki mühendis ve şube müdürü arkadaş bu işi yürütüyor. Diğer tarafta yeni gelişmiş olan bir sanayii kesimim var. İki tane organize sanayii var. Maden sektörü biraz fazla. Üç tane mühendis arkadaşım da bu işin üstünde. Bunun dışında, üç şube bir müdür arkadaşım da bu işi yürütüyor ve üç şube bir müdür arkadaşıma bağlı. Yani milli park, yaban hayat, ağaçlandırma projesi bir arkadaşıma bağlı. Bizim, “Aladağlar’dan Bolkarlar’a: Niğde’nin Biyolojik Çeşitliliği” (2008) üzerine yaptığımız araştırma ve yayınlanan kitap, genel müdürlük ve bakanlık da örnek olarak gösterildi. Birinci sınıf bir çalışma. Niğde Üniversitesiyle işbirliğiyle gerçekleşti. Bu kitap da, Niğde’nın endemik türlerini belgeledik. Tamamen bilimsel bir çalışma ve hocalarımızın katkısıyla, bizim de kendilerine arac-gerek, eleman temin yoluyla aşağı yukarı bir-buçuk iki yıllık bir çalışmanın sonucu olarak gerçekleşti. Bu kitap yurt dışında bir çok yerlere de gönderildi. Kelebeklere, kuşlara sevdası ve alakası olan olan bir çok kişi ve kuruluşla iletişime geçildi ve çok sayıda kişi istedi. Bunu sınırlı sayıda bastırdık. Niğde’nin bir çok endemik türü var ve genel olarak kıymeti bilinmiyor. Bu amaçla bu kitap çalışmasını yaptık ve dağıttık. Milli parka ilişkin de bir alan çalışması yaptık ama uygulamadık. Çünkü, bir yerde bir yasak getirirken oradaki insanı da düşünmek, o insanların da sosyo-ekonomik durumlarını göz önünde bulundurmak lazım. Onu da, ülke çapında üçüncü olarak daha yeni bitirdik. Yani Türkiye’de "yaban hayat alanı" ilan edilmiş olan ve değerlendirilmesi yapılmış alan çalışmasını bitirmiş üçüncü il’iz.

- “Talep olmaz ise birşey yapamayız” demiştiniz. Sembolik olarak bir ödül veya toplum önünde onurlandırma – takdir edilme anlamında, proje sunulmasını teşvik veya yarışma yöntemiyle toplumda bir kıpırdanma, projelerin üretilmesi ve taleplerin çoğalması amacıyla, bu sizin tarafınızdan başlatılamaz mi?

- Şu an da mesala, Avrupa projesi kapsamında bulunan Seyhan Havzası’nda, bizim bazı çalışlamalarımız var. Üniversiteden bir teklif geldi. Her türlü teknik çalışmanın altına imza atacağımızı açıkça söyledim. Bunlardan birini de biz sunduk, ‘katı atıklar”a ilişkin. Ancak, Avrupa birliğinin verdiği kaynaklar yetmediği için gerçekleşemedi. Şimdi Şeyhan Havzasına akan bütün kollarda, Niğde’den giden derelerde, çok ciddi anlamda kirlenme oluyor. Biz bunun için bir proje sunduk ama AB Fon’u karşılamayacağı için, ondan vazgeçildi. Bunun dışında, kitap ta yer alan tüm kuşların fotoğrafı bu bölgede çekildi. Bunun daha kapsamlı bir çalışma olması için, biz Akkaya Barajı çevresinde (kitabın içindeki resimleri göstererek(/i>) bir çalışma olması için Akkaya Barajı’nda üniversite ile birlikte bir kuş sergisi yarışması düşünüyoruz. Bunu da Internet sayfamızdan bu işe yurt dışından da bütün gönül vermiş kişileri davet etmek istiyoruz. Tabii burada bir sorunumuz oluyor. Devlet olarak bizim bunlara bir bütçe ayırma şansımız yok. Suponsor bulmamız gerekiyor. Suponsor konusunda bir yerle bu konu için görüştük, bekliyoruz. Olursa böyle birşeyi hayata geçirip Internet üzerinden doğa dernekleri olsun, kuş severler olsun katılıma davet ederek, fotoğraf konusunda bir fotoğraf yarışması düşünüyoruz. Dediğim gibi Niğde’nin Akkaya Barajı’ni bir kuş cenneti olarak tanıtmak açısından bir fotoğraf yarışması projemiz var. Çünkü orada bir çok ve Türkiye’de çok az bulunan endemik türler var ve belli bir güzergahtan gelip geçiyor. Ve yine çok az bulunan dipkuyu ve diğer ördek türlerimiz de var.

- Çok teşekkür ediyoruz.

* * * * *

“Aladağlar’dan Bolkarlar’a: Niğde’nin Biyolojik Çeşitliliği” El Kitabı'nın Önsöz’ünden kısa bir alıntı:

“Literatürler incelendiğinde görülecektir ki 1800 başlarından beri ülkemize gelen yabancı araştırmacıların özellikle fauna ve flora uzmanlarının Türkiye’deki ilk uğrak yeri Niğde ve daha çok Bolkarlar’daki yaylalar olmuştur. Bu nedenle pek çok canlı türü ilk kez buralarda keşfedilmiştir. Keza Toroslar’ın en yüksek zirvelerinde, vadilerinde doğa yürüyüşü ve kaya tırmanışı yapan veya Akkaya Barajı kenarında Dikkuyruk ördeğini görmeye gelen gerek Avrupa ülkelerinden gerekse Türkiye’nin dört bir yanından araştırmacılar ve doğa tutkunlarına dikkat edilirse istisnalar bir yana Niğde’yi en az tanıyan Niğdeliler diyebilirim.
....
....

Ekosistem, bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalardan oluşan canlılar ve ortamıyla bir bütündür. Bu parçalardan birinin çıkarılması veya müdahale edilmesiyle bütün ekosistem zarar görür. Böyle bir ortamda yaşayan canlılar ve onların çeşitliliğinin derecesini ifade etmek için daha çok “biyolojik çeşitlilik” tanımı kullanılmaktadır. Tur çeşitliliği, genetik çeşitlilik ve ekosistem çeşitliliği ile birlikte düşünülmektedir.”

--Doç. Dr. Ahmet KARATAŞ, Niğde – 23 Haziran 2008, ÖNSOZ’den.

- . -

Bircan Ünver’in “Bolkar Şenliği ve Medetsiz Tırmanışı” programından esinle yazmış olduğu diğer yazılara, Odak: Sevgi sitesinden ulaşılabilinir.

Ozel Teşekkür:
-Bu ropörtajın gerçekleşmesinde, yönlendirmesi ve desteği nedeniyle Niğde Valiliği Özel Kalem Müdürü Ali Nebol'a;
- Darboğaz’daki ev sahipliği ve gerekse ropörtaj esnasında fotoğraf çekimi ile destek veren Darboğaz Kayak Dağcılık
ve Tenis Kulübü (DARKAY) Yönetim Kurulu Başkanı Tülün Ulusoy’a;

- Ayrıca, röportajın bant çözümüne katkısı için Oğuz Ünver’e çok teşekkür ediyorum.


Röportaj ve yayına hazırlayan: Bircan Ünver, Işık Binyılı, http://isikbinyili.org
Röportaj yeri: Niğde İl ve Çevre Orman Müdürlüğü
Tarihi: 10 Temmuz 2009

Tarih: 15 Temmuz 2009, İstanbul, http://isikbinyili.org

© Temmuz 2009, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works