yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   
Bağlantılar:
Bircan Ünver - Dün-Bugün (Özgeçmiş)
Sanatın Labirentlerinde...

Sanatın Labirentlerinde

*ŞEHİRLERE DE AŞIK OLUNUR...*

Bircan ÜNVER

Özümüz bir “gel-git”e zincirlemeyse,

Kaçınılmazdır yeniden buluşmak seninle,

Paylaşacağımız daha nice değerler var..

Gene geleceğim sana, New York!
(1994)

E-Kitap - Deneme

Şehirlerin de, insanlar gibi sevileceğini, aşık ya da tutkun olunabileceğini, derinden hissederim.

Evet Los Angeles, Florida, New Hampshire hatta San Francisco bile değil ama New York, yaşamım boyunca sevmekten vazgeçemeyeceğim bir şehir. New York’a olan ilgim ve merakım, basın, televizyon ya da sinema aracılığıyla herkes kadardı.

Özellikle, Los Angeles’ta yaşarken, oranın büyük, zengin bir kasaba olduğunu düşündürmesi, mesafelerin çok uzak olması ve önceleri hep yaşamayı düşlediğim, kışın da “beyaz”ları sıcak iklimi dolayısıyla giyebildiğim bir yer olmasına rağmen,” coğrafik dümdüzlüğü, bir şehirden ötekinin en uç dağ-tepelerine kadar adeta net bir resmi sürekli görmenin, kişinin bile aşırı sıcaklıkların ve doğal bir sıradanlık, coğrafik tek-düzelik ve gerek iklim gerekse topografya olarak, İstanbul’un yokuşlarını, yağmurunu, boğazını hatta keskin çelişkileri ile iç-iç yaşamayı, nasıl da özler hale getirmişti.

Çok emin olamadan, gerçekten Los Angeles’ta yaşamaya devam etmek istiyor muyum sorusuna bir yanıt aramak ve hem de New York nasıl bir şehir merakımı gidermek için, 1990 yılı, şubat ortası gittiğim New York’taki ilk günümde, “bir yüzyıl bile yalnız yaşamak isteyebileceğim” bir şehir duygusunu vermişti. Los Angeles’in tersine, New York’ta kar vardı ve soğuğunu bile sevmiştim.

New York için anlatılan onca kötü ve ürkütücü hikâyeye rağmen, hiçbiri benim dünyama uğramamış, sanki etrafımda koruyucu bir çember varmışçasına ve yüzyıldır bu şehirde yaşıyormuşçasına, o ilk günde New York beni sımsıcak kucaklamıştı. Kalmakta olduğum yirmiüçüncü Sokak ve Sekizinci Cadde’deki Chelsa Oteli’nden çıktığımda, öncelikle sadece sokaklarda yürümeyi istedim. Otelden çıkarken, lobiden birkaç broşür aldım. State Building, Metropolitan Müzesi gibi...

İlk önce, Beşinci Cadde ve Otuzdördüncü Sokak’taki Empire State Bu-ilding’e girdim, en üst kata çıktım. Daha adım atar atmaz New York’u tepeden izleme olanağı buldum. En tepedeki her köşeye yerleştirilmiş dürbünlere yirmibeş cent atarak, farklı açıları daha yakından görebildim. Sonra, eritmeyle yaptırdığım ince bir elips haline gelen bir “cent”i, o günün anısı olarak sakladım. Çıkınca, aklım Metropolitan Müzesi’ne gitmek...

Ama şehri de tanımak istiyorum.

Bu kez ver elini Beşinci Cadde... Rockefeller Center, sağlı-solllu kiliseler. 57. Sokak’tan sonra Central Park’ın içine dalarak yürüyüp, 72. Sokak’ta parktan çıkıp ilk hedefim müzeye doğru yürümek.. Müzeye geldiğimde saat 4’e geliyor. Önce “in-formation” masasının etrafındaki broşürlerden topluyorum. İlk olarak da, “Yirminci Yüzyıl Sanatı Karma Sergisi” ilgimi çekiyor. Picasso’lar, Leger’ler, Chiricco’lar, Bauhaus’lar, David Hockney’ler ve daha niceleri..

Tanrım, galiba benim tapınaklarım bu müzeler..

Uyarı geliyor..

Müze 5.15’te kapanıyor.

Daha Serginin yarısını görebilmişim...

Neyse, bu bir ilk adımdı. Gene gelirim. Ama New York’taki sürem bir hafta. Ertesi gün tekrar gelme planları yaparak, müzeden çıkıyorum. Hava yavaş yavaş kararmakta...

Ancak, canım ne otobüs, ne de subway’e binmeyi hiç istemiyor. Tekrar, bu kez beş ve altıncı caddeler üzerinde zigzaglar çizerek, çok yorulunca bir yerde oturup, bir kahve içip, yola tekrar devam ederek, kaldığım otelin önüne geliyorum. Sabah çıkarken farkettiğim otelle aynı sırada ve yakınımdaki sinemada oynayan filmlere ve seanslarına bakıyorum.

Ve en yakın olan ilk seansta oynayan “Revenge” (intikam) adlı filme giriyorum. Hem film izliyorum hem de dinleniyorum. Saat gece ona doğru odama dönüyorum.

İşte, tam yaşamayı istediğim bir şehir. Bir, günde birden fazla şey yapabileceğim bir yer. Zaman ve mekânı en yoğun kullanmana hazır, her şeyi bira arada sunan, çekiciliği dayanılmaz bir sunu. O gün, New York’a yerleşmeye karar veriyorum.

Ancak, Los Angeles’ta kiraladığım bir stüdyo, kontratım, okul programlarım ve kurslarım var!

New York’a aşık olmuştum ve artık o şehrin bir parçası olmak istiyordum ve öyle hissediyordum ki, bir kimseyi, bir şeyi ya da şehri gerçekten çok severseniz, o sizi korur.

O kisa şubat tatilini takiben Los Angeles’e geri döndüm.

Artık, aklım hep New York’a taşınmaktaydı.

Los Angeles’taki bir yıllık bir sürenin sonunda, 3 Eylül 1990’da kitaplarımı kargo ile göndererek, elimde sadece iki bavul ile bu kez New York’a taşındım.

İstanbul’a dönünceye kadar da, artık sadık bir New York tutkunuydum.

Bir yıldır İstanbul’dayım.

İstanbul’dan da vazgeçmek mümkün değil.

İstanbul’un en gizemli-çekici olan yanları ile güzelliğini adeta beynimde, yüreğimde taşıyorum.

Çirkinlikleri ise günlük yaşamı berbat eden yönleri hariç, hiç ilgilendirmiyor.

Çünkü, onların üstesinden gelmek, çok ayrı bir konu...

Zaten, İstanbul’u çirkinleştiren, kirletenin de, onu bunlardan arındırmak gibi bir tasası da hiç olmayacaktır. Tıpkı, New York’u çirkinleştirenlerde de olmadığı gibi..

İstanbul ve New York, tüm yaşamım boyunca vazgeçemeyeceğim iki dost, iki sevgili, iki en yakın arkadaş iki çok değerli insan gibi...

New York’u çok özledim ve çağrısını öyle güçlü hissediyorum ki..

Özümüz bir “gel-git”e zincirlemeyse,
Kaçınılmazdır yeniden buluşmak seninle,
Paylaşacağımız daha nice değerler var..
Gene geleceğim sana, New York!


(Küçükyalı, 23 Haziran 1994)


*BÖLÜM 3: YELPAZE - ŞEHİRLERE DE AŞIK OLUNUR...* ©Bircan ÜNVER, Sanatın Labirentlerinde... E-Kitap. Işık Binyılı - http://isikbinyili.org © Ağustos 2008, IşıkBinyılı

© Ağustos 2008, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works