yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   
Bağlantılar:
Bircan Ünver - Dün-Bugün (Özgeçmiş)
SUNUŞ>

Sanatın Labirentlerinde

*GÜNÜMÜZ SANATÇILARI İSTANBUL SERGİSİ - 1989*

Onuncu yılında günümüz sanatçıları Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, Hareket Köşkü?nde açılan sergiyle, 10. yılıni kutladı. Sergi, beraberinde plastik sanatlar dünyasında tartışmalı günleri de getirdi.

E-Kitap

Onuncu yılında günümüz sanatçıları Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, Hareket Köşkü?nde açılan sergiyle, 10. yılıni kutladı. Sergi, beraberinde plastik sanatlar dünyasında tartışmalı günleri de getirdi.

Bu sergilerin organizasyonunda bulunan, çeşitli dönemlerde katilmi olan, ?seçici kurulu?nda görev alan, sergilere katılmamakla birlikte izleyen sanatçılarımıza ve sanat yazan-eleştirmenlerimize, konu ile ilgili olarak aşağıdakı soruları yönelttik.


? Günümüz Sanatçıları Sergisi 10. yılını doldurdu. İlk sergiden bu yana ne gibi aşamalar kaydetti? Sizce yola çıkış amaçları ile vardıkları nokta arasında ne gibi bir süreç yaşandı?

? Serginin bir de ödülleri var. Bu ödüller verilirken ne gibi ölçütler kullanılıyor?

? Günümüz Sanatçıları sergileri Türk resminin çağdaşlaşmasına ne ölçüde etkin oluyor?

? Bu sergilerin bir eğitici işlevi var mıydı? Varsa bu gerçekleşebildi mi?

* * * * *

Tomur ATAGÖK:
?ÇAĞDAŞ ANLAYIŞIN YAYGINLAŞMASI?


Bu konuda duygusallığa varan anılarımın var olmasına rağmen, kısaca özetleyelim. Resim ve Heykel Müzesi, o günlerde halka kapalı olduğundan Arkeoloji Müzesi?nin ilk kez yaptığı açıkhava sergisini örnek alarak sergiye başyamışktık. Öncelikle amaç, müzenin varlığını, İstanbul Festivali kapsamında duyurmak, bir kamuoyu yaratmaktı.

Zannedersem, Uluslararası İstanbul Festivali kapsamında ilk açılan toplu sergiye ve bu bağlamda bu serginin Uluslararası İstanbul Çagdaş Sanat Sergileri?ne de öncülük ettiği söylenebilir.

Serginin bugüne kadar aşamalar kaydettiği bir gerçek. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri M.S.Ü. Resim ve Heykel Müzesi ile Resim ve Heykel Müzeleri Derneği?nin ortak çalışması olarak başlamış, ancak, 7. sergiden itibaren müze pasif, dernek daha aktif bir rol üstlenmişlerdir. Son sergilerde sergi yeri, müze tarafından sağlanmakta, dernek geri kalan tüm düzenlemeyi üstlenmektedir.

Sergilerin ilk üçü açık havada müzenin bahçesinde gerçekleştirildi. Korunması büyük bir sorundu. Zaman zaman yapıtları içeri taşımayı denedik, ya da plastik örtülerle örttük. Serginin, bina içine alınmasi ancak dördüncü yılda başarıldı. Son üç sergide de sergilenen yapıtlar sigortalanmaktadır.

Birinci ve ikinci sergilerde sadece sergilenen yapıtların bir listesi yapılmıştı. Sanatçılara belge verilmekteydi. Festivalin bastığı davetiye ve afişe rağmen bir broşür, üçüncü sergiye kadar yapılamamıştı. Üçüncü sergiden sonra giderek grafik düzeni bir bütünlük kazanan broşürler gerçekleştirildi.

Dördüncü sergiden itibaren paralı ödüller verilmeye başlandı. Bu paralı ödüllerin ilki derneğin bir girişimiyle Pamukbank tarafindan gerçekleştirilmişti.

Kanımca, 8. Günümüz Sanatçıları Sergisi, İstanbul Sergisi?nden itibaren ödül kazanan yapıtların müzeye bağışlanması önemli bir aşamadır.

Yaşayan sanatçıdan müze koleksiyonuna yapıt alınamadığı bir gerçektir. Bu sergilerdeki ödül sahipleri, müze koleksiyonuna yapıtlarını bağişlayarak, müzeye katkıda bulunmaktadır.

1988?de derneğin bir girişimiyle, sergileri Ankara ve İzmir Resim ve Heykel Müzeleri?nde sergiletneye başladık. Bu da çok başlangıçta yapmayı düşündüğümüz ve derneğin Türk sanatını tanıtmak ve yaygınlaştırmak amaçları doğrultusunda atılmış bir adımdır.

Yarışmaya katılan yapıtlarla, sergilenmeye uygun görülenler ve ödüllendirilenler arasındaki farklar, serginin gelişim süreci hakkında bize bir bilgi vermektedir.

Genelde ilkinden sonuncusuna sergilere her anlayıştan iş veren çok sayıda sanatçı bulunmaktadır. Serginin tavrı ilk günlerde kentimizdeki türlü sanat anlayışlarını sergileyen bir yarışma olarak düşünülmüşse de ödüllerdeki genel çizgi ilerici bir tavrın başından beri benimsenmiş olduğunun bir kanıtıdır. Bu çizginin bir seçici kuruldan diğerine sürekliliğini koruduğunu görmekteyiz.

Ancak, sergilenen yapıtların da giderek farklı sanat anlayışlarını göstermeyen, seçici kurulların değerlendirilmesi sonucu daha çok ?avand-garde? çalışmalar olduğu izlenmektedir. Özellikle 7, 8, 9 ve 10. sergilerde bu tercihler yerleşmiş gibidir.

Her seçici kurul ortak ilkeleri saptayarak çalışmaya başlar ve üyelerinin ortak kararları doğrultusunda bir sonuca varır. Bu, çekimser davranmaya karar vermiş bir üyeye rağmen böyle yürür. Sergilenen yapıtların seçimi onların plastik değerlerinin değerlendirilmesiyle oluşur.

Zaman zaman günümüzde etkin olan sanat anlayışları ve ifade biçimleri bu değerlendirmelerde yönlendirici olur gibi gözükürse de seçimin altında yatan yarışmaya verilen sanat yapıtlarının kendi öz plastik değeridir.

Seçimi belirleyen diğer bir önemli faktör de seçici kurulun bilgi ve görgüleridir; zevkleri değil. Ancak, genelde seçici kurulların çalışmasından bahsederken, bir önemli noktaya dikkatleri çekmek isterim. Ödüllendirmeye giren yapıtlar ortak bir değerlendirmeden geçtiğinden, çok farklı ve uçta, diğer bir ifadeyle hiç alışılmamış ve görülmemiş, bir arayış, ödüllendirmede yeterli oy almaz. Hele bu sergide yapıtların müze koleksiyonuna kazandırılması amaçlandığından, değerlendirme ortak ama duru bir kararın sonucudur.

Sergiler, çağdaş bir anlayışın yaygınlaşmasına katkıda bulunabilir. Sanatın ticari amaçlı galeriler dışında başka kurumlarda sergilenmesi, hele müze ortamında yarışmalı bir sergide sergilenmesi, topluma değişik anlayışları tanıtır, izleme olanağı sağlar, hatta beğenilerini etkiler, yönlendirir. Biliyoruz ki, sergideki açıklama ve bilgiler toplumun sanatsal gelişimine katkıda bulunur. Muhtemelen, ?assembly?, ?installation? gibi sözcükler halka yabancı gelebilir.

Ancak, Yıldız Üniversitesi?ndeki teknik ve mimari eğitim gören öğrencilerimin raporlarından aldığım izlenim, ?Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri?, ?Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergileri, Yeni Eğilimler, Uluslararası İstanbul Çağdaş Sanat Sergileri? gibi ilerici tavırlı sergilerin, gençlerin bazi şeyleri anlamamalarına rağmen, onlann ?ilginç, unutulmaz, hatta yeni düşünce ve dünyalara yol açtığını? belirtmeleri nedeniyle eğitici olduklarına inanıyorum. Tabii ki bu yarışmalı serginin sanatçıyı gönüllendirme ve destekleme gibi amaçları vardı ve özellikle genç sanatçıları motive ettiğine inanıyorum.

Sanatın Çağdaşlaşması öncellikle düşünen aydın sanatçı ile olası. Bu tür sanatçıların desteklenmesi sanatın çağdaşlaşmasının nedenlerinden biri olabilir.

Yarışmalı sergiler topluma farklı ve yeni anlayışları sunduklarından, halkın görüşlerini hemen değiştirmese bile etkiler. Bu tür sergilerin yapılması toplumun ve sanatçının gelişmesi için bir gerekliliktir, diyebiliriz.

Bu sergi nedeniyle, son bir sözüm var. Doğuşundan bugüne gelişinde, müze idarecisi, dernek üyesi, sanatçı, seçici kurul üyesi olarak katkım oldu. Toplu çalışmanın zorlukla yapıldığı ülkemizde, bu sergi birçok kişinin çalışmasıyla bugüne gelmiştir, giderek yurtdışında da bizi temsil edebileceği bir ortamın yaratılacağından eminim.


* * * * *

Şükrü AYSAN:
?ÇOĞULCULUĞU ORTAYA KOYUYOR?


On yıl önce bir ?açık hava sergisi? olarak başlayan ?Günümüz Sanatçıları? sergileri öncelikle, kapalı mekana alınmakla bir aşama geçirmiştir. Açık havada sergilenmek üzere düşünülmemiş yapıtların böyle bir sergilemeyle sunulması önemli bilinç noksanlığıydı.

Yöneltilen eleştiriler doğrultusunda ilk üçünden sonra içeri alınan sergi, zamanla ?Yeni Eğilimler? sergileri paralelinde bir nitelik kazandı.

Genç sanatçıların evrensel sanat bağlamında araştırıcı çalışmalarıyla birlikte daha deneyimli sanatçıların yaptıkları aşamaların değerlendirildiği (ilke olarak) bir sergi hüviyetini aldı. Amacının belirleyiciliğinin yanı sıra sergilerin kimliğinde ?seçici kurul?un kompozisyonunun büyük önemi vardır.

Karşıt anlayışlarda üyelerden oluşan jürilerden çıkan sergiler; savunusu, eleştirisi yapılamayan bir karışıklığı yansıtmaktadır. Kanımca, bir sanat kavramı bazında birleşmiş, kişilerden oluşan kurulların yaptığı sergiler, netlik kazanır ve bir ileri aşamaya geçilerek öykünme olmayan, ciddi çabaların ürünleri daha sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilir.. Amalgam (karma) sergiler yerini bütünselliğe sahip net sergilere bırakabilir.

Bu yaklaşımla, başka anlayışta sergilerin düzenlenmesi gerçek ?çoğulculuğu? ortaya koyar. Net sergilerin irdelenmesi (ki kanımca böyle sergiler çözümlemeye olanak tanır), tartışılması eğitici bir işlev taşır, yetişmekte olan gençlerin yönlendirilmesi misyonunu üstlenir.

Başlangıcından bu yana, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri?nin hepsine, ?yaşayan ülkemiz sanatçılarının yeniye yönelik araştırıcı ve atılımcı çalışmalarını destekleyerek sanat çevresine sunmak? amacı çerçevesinde oluşturulan kurullar, dolayısıyla sergilerde sözünü ettiğim netligi göremiyoruz. Zaman zaman kavram ve yaklaşım karışıklığına düşülmüştür. Sonuçlar yeterince irdelenmemiştir. Ancak, bu hemen hemen bütün sergiler için geçerli bir durumdur; ülkemizde sanat gelişim süreci içindedir.

Mimar Sinan Üniversitesi?nin iki yılda bir düzenlediği ?Yeni Eğilimler? sergisinin de artık yapılamayacağı gözönüne alınırsa ?Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi? gittikçe belirginleşen yaklaşımıyla onun da boşluğunu doldurabilecek doğru yolda bir sergidir kanımca.

* * * * *

Resul AYTEMİR:
?ZARARDAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY GETİRMEZ...?


Günümüz Sanatçıları Sergisinin 10. yılda bir aşama kaydettiğini sanmıyorum. Aksine büyük bir düşüş, gösterdiğini söyleyebilirim. Zaten ilk açılan sergideki birliktelikle şimdiki çoğu amatör ressamın birlikteliği ve beraber sergilenmesi çok düşündürücü bir olay. Yola çıkış, amacı ne olursa olsun, varılan nokta bence yetersiz. Bu da sergiye verilen önemi, amacının neye hizmet ettiğini, izleyiciye ne iletmek istediğini açık açık ortaya çıkarıyor.

Bir başka konu da jüri seçimi ve seçenler. Jüriyi seçerken ne gibi ölçüler geçerli. Ödül verilirken nelere dikkat ediliyor. Yarışmalarda jürinin beğenisi mi yoksa bir yakınına, tanıdığına veya kendine yakın gördüğüne mi ödül veriliyor?

Bu anlayışta devam edecek olursa, zarardan başka hiçbir şey getirmez resim sanatına. Çünkü yapılanlar arkadan gelenleri bu yönde etkilediği için olumsuzluk zinciri gittikçe genişliyor ve genç sanatçılar ?bak buna ödül verilmiş, biz de bu doğrultuda bir şeyler yapalım? düşüncesi ile hareket ediyorlar.

Hiç kimse olumlu ve yararlı bir yaklaşıma karşı çıkmaz ama aksi ise muhakkak ki karşı çıkanlar olacak ve bu vurdumduymazlığa "dur" diyeceklerdir.

Türk sanatının çağdaşlaşması, Avrupa ve dünyaya açılması, sanırım elele vererek, dostluk ilişkileri içinde birbirine yardım ederek, birbirinin kuyusunu kazmayarak, elini ve kafasını çalıştıran sanatçılar, eleştirmenler, galericiler, sanatseverler olarak içinde bulunduğumuz bu durumdan çıkmakla olur. Yoksa doğulu ve oryantal izlenimi her zaman tepemizde kalacaktır.

* * * * *

BUBI:
?ÇAĞDAŞ DERKEN, AÇIKLAMAK ZORUNDASINIZ...?


Bu sorunun yanıtını almak için geçen on yıl içinde ödül almış. yapıtların tümünün birden sergilenmesi gerekir. Ardından bu seçimleri yapmış jüri üyelerinin tümünü bir araya toplayıp değerlendirmelerindeki gerçekleri açıklama zorunluluğuyla birlikte on yıllık bu birikime yeniden oy vermeleri (gizli oy) istenmeli. Sanırım sorunuzun yanıtı, bu şekilde kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Çağdaş, derken bir açıklama yapmak zorundasınız. Çünkü bu adlandırmanın aynı yüzyıl diliminden günümüz sanatına kadar, elastiki bir kavram olarak kullanıldığını görüyoruz. ?89 gibi aynı yüzyıl diliminin son onlu yıllarına gelmiş bir takvim yılını, çağdaşlık tanımını kendinden 70-80 yıl önceki yıllarla aynı düzlemde ele almak sanırım onu tutucu veya geri kalmışlıkla karıştırma olasılığını gündeme getirir.

17. veya 18. yüzyıl gibi ayırımlar, 20.ci yüzyılın hızla gelişen teknoloji ve iletişim olanakları içinde geçerliliğini ve güvenilirliğini kaybederek on?lu yıllar anlayışına dönüşmüş ve günümüz sanatı adı ile karşılık bulmaya başlamıştır. Konuya bu açıdan bakıldığında Günümüz Sanatı Sergileri?nin bu adlandırmaya uygun nitelikte düzenlendiği ölçüde, kendi alanında katkisi şüphesiz olacaktır. Yeter ki nitelikliyi seçerken yanılmayalım ve serginin adlandırılmasını doğru kavrayalım.

Geniş kitlelere farklı yaklaşımların da olabileceğini göstermesi açısından eğitici olabilir. Daha da önemlisi ?Günümüz Sanatçıları Sergileri?nde ödüle layık görülen yapıtların müzeye kazandırılacağı gerçegi, konuyu jüri üyelerinin beğeni düzeylerinin belgelenmesinden öte, her yarışmalı sergide ödül alan yapıtın müzeye bağışlanabilecegi ölçüsünü de getirmez mi?


* * * * *

İpek Aksüğür DUBEN:
?ÇOK FAZLA SERGİ ve YARIŞMA YAPILIYOR...?


On yıldır tekrar edilen Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi?nin bu süre içerisinde varlığını korumuş olması önemli bir olay.

Başlangıcında amaç, günümüz genç yeteneklerine galeri ve eğitici kurumlarının dışında da, bir arena sağlamaktı.

Bu amaç, bugün de geçerliliğini koruyor. Her yıl galeri sezonunun ölü olduğu yaz aylarında tekrar edilen bu sergilerde, genç ya da araştırıcı olan sanatçılar gösteri ve kendilerini sınama olanağı buluyorlar.

Geçen on yıl içinde, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, katılım açısından değişken bir graflk göstermekle beraber, amacı belli ölcülerde gerçekleşti, denebilir. Tanınmamış yeni isimlerle birlikte, eğitim kurumlarından gelen ve çağdaş Türk sanatında iddialı olan bazi kişiler, bu sergiye katıldılar.

Bu durumda ortaya çıkan tablo, sınırlı da olsa sanatımızda deneysel anlamda, ?genç? olan çalışmalardan bir kesit oluşturdu.

Son birkaç yıldır daha yeni ve daha az kurumlaşmış isimlerin sergide ilgi çektiği görülüyor. Bu da sevindirici. Çünkü amaç, yerleşik ve pazarlanmış görüşlerden çok, taze veya pazarlanması zor deneylere bir imkan tanımak.

Bu sergi, her sergi gibi asılı kaldığı sürece sanatçılar ve bilinçli seyirci için, kendi içinde bir tartışma ve diyalog olanağı sağlamıştır. Ne var ki eğitici işlevin gerçekten yerine getirilmesi için, sağlıklı bir değerlendirmenin basında konferans ya da paneller yoluyla yapılması, daha yararlı olur.

Aksi halde, sergi asgari işlevini yapmaktan öteye gidemez. Umarım Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri, varlığını korumaya devam eder.

Türkiye?de, çok fazla sergi ve yarışa yapılıyor. Resim kadromuz bu sayıyı taşıyabilecek nitelikte olmadığı için sergilerde tekrarlar başladı ve kalite giderek düştü.

Sonunda Türk resmindeki kliklerin yuvalandığı ya da mücadele verdiği kısır alanlar haline donüştü sergiler. Bu nihayet kamuoyunun ilgisini de zayıflattı. Bu tablo içerisinde, Günümüz Sanatçıları sergileri müze ve akademinin desteğiyle belli bir düzeyi koruyabilmiş, düzen ve mekân olanaklarını geliştirmiş, yerleşmiş sergilerden biridir.

Bu ölçütleri yazılı maddelerden çok seçici kurul üyelerinin nitelikleri belirliyor. Üyeler sergiye katılacak sanatçıları ve işlerin türünü, eğilimini de belirliyor.

Ama günümüz sanatçıları sergisi genel görünümüyle daha genç ve deneysel yapıtlara yatkın bir sergi izlenimini korumayı başarmıştır. Ancak, ödül alanları, basında çok iyi tanıtmak, tartışmaya açmak ve organizasyon olarak onları takip etmek gerekir.
Örneğin, ödül alan sanatçı sonraki iki-üç yarışmaya, yarışma dışı davet edilir ve bu tür geçmiş ödüllere sergide bir yer ayrılırsa, hem sergilerin düzeyi hem de sanatçılar zaman içinde izlenmiş, ve vurgulanmış olur.

Günümüz Sanatçıları Sergisi, Ankara ve İstanbul bienalleri ve Yeni Eğilimler sergilerinin ardından Türk resmindeki onbeş-yirmi çağdaş, sanatçının dışında yeni üslup zorlamalarının açığa çıkması, bunların kalıcılığının ve içtenliğinin sınanması ve vurgulanması açısından katkıları olmuş bir sergidir.

Bu sergilerin eğitici işlevi, sunduğu üslupların geniş ölçekte tartışılması, yayılması ve yenilenmesiyle yerine getirilmiş olur.

Bu sergilere girmenin de, ödül almanın da bir ?olay? haline gelmesi gerek çok sıkı bir elemeyle ve davetlerle serginin kalitesi ileriye götürülürken, bu toplamın Türk resmini motive edici karakterinin de uzun uzun tartışılması, işlerden çok ödüllerin konuşulması eğilimini düzeltmek gerek Türk resminde.


* * * * *

Kemal İSKENDER:
?HİÇBİR ÖDÜLÜN BİR KISTASA GÖRE VERİLDİĞİ KANIS1NDA DEĞİLİM?


Günümüz Sanatçıları Sergisi, ilk yıllarda Türk sanatının farklı eğilimlerini içeren bir çeşitliliğe ve çoğulculuğa sahipti. Ancak, son yıllarda serginin seçici kurullarının seçilişine, sergi katılım şartnamesinin düzenlenişine egemen olan ve sanatçıları sadece bir tek doğrultuda gütmeyi amaçlayan belli bir zihniyet nedeniyle, bu sergi iyice yozlaştı. Sadece sahte bir ?marjinallik? taslayan katılımıyla sınırlı bir tekdüzeliğe indirgendi. Her yıl hep aynı adlardan oluşan bir katılım listesi. Benzetme yerindeyse eğer bu, zorlamayla üretilmis, ve birbirinin benzeri anlayışların kendi aralarında tek kale futbol oynamalarından başka bir şey değil.
Bu sergide hiçbir ödülün herhangi bir kıstasa göre verildiği kanısında değilim. Seçici kurul üyelerinin adlarını söyleyin bana, kimlerin ödül alacaklarını söyleyelim size. Bu da tek bir ölçü ya da kıstas olduğu anlamına gelir: Ocakçılık ve taraflılık. Ayrıca çok ilginç (!) uygulamalar da var. Öyle ki, bir yıl önce bu sergide yapıtları reddedilen bir sanatçı, bir yıl sonra aynı serginin seçici kurul üyeleri arasında yer alıyor!

Etkinliğe gelince, Türk sanatında çağdaşlaşma ya da çağdaşlık, yeteneksiz bir grup sanatçının rağbet görmeyen yapıtlarına pazar sağlamak amacıyla arkasına sığınmak zorunda kaldıkları kavramlardır. Bu bağlamda çağdaşlaşma ya da çağdaşlık düşüncesi, Batı?da ne yapılıyorsa, bunları günü gününe taklit etmeyi öngören eylemle özdeştir sadece. Türk resminde 1930?lardan beri görülen bu taklitçilik tutkusuyla nereye varılabildi ki, bundan sonra da bir yerlere varılabilsin.

Bu sergilerin herhangi bir eğitici işlevi yerine getirdikleri inancında değilim. Benim hocalık deneyimimden edindiğim izIenim şu: Bu sergiler bırakın halka herhangi bir şey ifade etmeyi, öğrenci üzerinde kolaya, ucuza, spekülasyona kaçmasına neden olacak kadar kötü bir etki yapıyor.

* * * * *

Ergin İNAN:
?YENİLİK TEK YÖNLÜ DEĞİLDİR?


Günümüz Sanatçıları Sergisi başlangıcında, plastik sanatlar alanında yenilikçi, çagdaş özgün eserleri bir arada toplarken, kapalı mekân yanında açık hava mekânlarını da kullanmayı amaçlamıştı. Açıkhavada sergilemeyi amaçlarken, amaç; kapalı mekanların ortaya koyduğu iç mekân sergileme olanaklarının da ötesinde, serbest ve doğal bir mekân aramaktı. Serbestlik, doğallık, açık ve kapalı mekân zıtlaşması, yeniyi arayan sanatçıya da yeni aşamalar getirecekti.

Her sene Resim Heykel Müzesi ve bahçesinde yapılan bu sergi, İstanbul içine, hatta ara sokaklarına da taşınmalıydı. O zaman, açık hava düşüncesi işlevini yerine getirecekti. Ama, maalesef bu ekonomik şartlardan dolayı müze içinde kalmış yeniden kapalı mekâna dönmüş, açıkhava özelliğini yitirmis. görünmektedir. Durum böyle olunca, bugün Günümüz Sanatçıları Sergisi, Mimar Sinan Üniversitesi?nin her sene düzenlediği Yeni Eğilimler Sergisi paralelinde bir amaca yönelmişti. Bu da tekdüze bir gidiş değilse bile ?çiftdüze? gidiştir. Tekdüzelik aynı tür sanat olaylarının çoğalmasıyla başlar ki, bu da usanç verir. Sanat, işlevini yapmaktan çok bıktırır.

Bu yüzden büyük sergilerin kendine özgü özelliklerini yitirmeden, belli süreler içinde işlevini yerine getirirken, kendini geliştirdiği zamanlarda, uluslararası bir niteliğe dönüşür.

Ödüllere gelince; seçilen esere veriliyor. Her sene yeni birinin eserleri değerlendiriliyor. Ölçütler belli: Yeni, çağdaş ve özgün olması.

Yenilik tek yönlü değildir. Sonsuz boyutludur. Amaç yenilik olunca seçilen eserler çok yönlü sanat anlayışı içinde, yeni ve özgün olacaktır. Yeniliği seçerken çok boyutlu bir sanat anlayışı gerekmektedir. Seçici kurul da zannederim dünyadaki sanat alanındaki gelişmeleri yakından izleyen sanatçı ve sanat eleştirmenlerinden oluşmaktadır.

Seçilen eserler, özgün Türk resminin çağdaşlaşmasına yardımcı olmaktadır. Son senelerde seçilen eserlerin az sayıda olması, belli bir müze mekânının içinde sergilenmesi, seçilen eserlerde, çok söz söyleme düşüncesinin egemen olması, bilgili tartışma ortamını da hızlandırdığı kanaatindeyim.

Bu sergiler, kısmen de olsa eğitici işlev yerine getiriyor. Sergiye katılmalar çoğunluk, ögrenci ve genç sanatçılardan oluşmaya başladı ve genç kuşaklar arası bir gösteri niteliğine dönüştü. Geleceğe dönük yeni sanat ve genç sanatçıların belirlenmesine yardımcı olmaktadır.

* * * * *

Ahmet KÖKSAL:
?KENDİLERİNDEN MENKUL?


1980 yılında İstanbul Festivali çerçevesinde, ?Günümüz İstanbul Sanatçıları? adıyla yarışmalı bir ?açıkhava sergisi? olarak başlatılan bu etkinlik, önceleri geniş kapsamlı bir karma sergi niteliğindeydi.

1985?te AKM?de düzenlenen serginin altıncısında ?Yarışma Dışı Çağrılı Sanatçılar? bölümlüyle değişik kuşak ve eğilimdeki sanatçıların katkısıyla günümüz sanatçılarını ?temsil? gücü pekiştirilmek istenen sergi, çok ağır örgütlenme ve yöntem bozukluklan yüzünden bu amacına -ne yazık ki- ulaşamamıştır.

I987?de ise ?gelenek, görenek, ulusallık veya yalnız Türkiye veya bir kurum yapısı için geçerli ölçekler? yerine ?evrensel araştırma, kaygı ve deneylerine plastik cevaplar vermeyi? öngören bir kimliğe yönlendirilen sergi, örgütlenmiş bir grup sanatçının, ölü mevsimde düzenlediği bir kapalı devre gösterisi durumuna dö-nüştürülmüştür.

?Yeni Eğilimler?, ?Öncü Türk Sanatından bir Kesit? gibi sergiler doğrultusunda bir gruplaşma etkinliğine bürünen sergi, yaratıcı duyarlığın özgün ve kişilikli örnekleri yerine, ?avant-garde? ve güncel eğilimlerle sanat ve teknoloji ilişkisinin kanıksanmış deneyimlerine prim veren bir niteliğe yönlendirilmiş bulunuyor.

Önceki yıllarda bu sergilere katılan ya da yukarıda andığımız biçimsel bir yenilikçilik ya da öncülük düşkünü sergilerde yer alan sanatçıların seçiciler kurulunu oluşturduğu ?Günümüz Sanatçıları?nın ödüllendirilmesinde kullanılan yöntem ya da değer yargısının dayanağı merak edilmeye değer. Herhalde, ?ken-dilerinden menkul? bir ölçüt olsa gerek.

?Günümüz Sanatçıları Sergisi? onuncu yılındaki genel görünümüyle, sosyal ve kültürel bir bilinç, anlam ve içerik ilişkisinden soyutlanmış bir çağdaşlık esprisine, görselleştirilmiş ya da karışık gereçli nesnelerin konstrüksüyonuna dayanan aktarmacı bir yöntemle geçerlilik kazandırmayi amaçlıyor.
Bu tür sergilerin sanat olgusunun çok yönlü, çok boyutlu algılanması yolunda eğitici ve güdülendirici (motive edici) bir amacı, ölümlü ya da ölümsüz olanı ayırt edici, araştırıcı ve deneysel bir işlevi olması gerekir. Çok sınırlı bir kamplaşma gösterisine dönüşen serginin bu işlevi başardığını sanmıyorum.

* * * * *

Doğan PAKSOY:
?TEK YÖNLÜ, KISIR ve MODALAŞMAYA YATKIN...?


Günümüz Sanatçıları Sergisi de önceleri çeşitli eğilimlerin bir arada yer aldığı canlı bir gösteri niteliği taşıyordu. Zamanla serginin, müze derneğinin akademi hocalarıyla işbirliği yaparak bu etkinliğe yön verme çabaları gözlenmeye başlandı.

Bu da sergide eğilimler zenginliğinin yansıtılmasından çok tek yönlü kısır ve modalaşmaya yatkın işlerin ön plana alınması ve sadece bunların değerlendirilmesi sonucuna vardı. Dolayısıyla bu serginin başlangıçtan bu yana gösterişe meyleden, yapaylaşan bir düşüş gösterdiği söylenebilir.

Günümüz sanatçılarının ödüllerinde, jüri oluşumlarının tercihleri giderek daha çok belirginleşiyor. Bu da jürilerin ressam ve heykelcilerden oluşmasından ileri gelen kategorik bir yanılgılar serisi olmaktan ileriye gitmiyor.
Günümüz Sanatçıları Sergilerinin Türk resminin çağdaşlaşmasında etkin olabileceğini tasarlamak çok güçtür. Bu sergiler akademik eğitim içinde öncülük iddiaları taşıyan bir kesimin egemenliği altında gerçekleştirilen, yıl sonu müsamerelerine benziyor.
Her serginin eğitici bir işlevi şüphesiz vardır. Ama bu sergi bu işlevinden çok ülkemizin sanat gerçekleri doğrultusunda çok daha ciddi bir eğitim ve anlayış. sorununun gündeme gelmesi gerektiğini ortaya koyuyorlar. Motive edici amacına gelince; sorunlara ciddiyetle yaklaşmasını bilen kesimlerde bu amacın gerçekleşebileceği düşünülemez.

Türkiye?nin gelişen sanat ortamı, ağırlık yönünden çok daha etkin sergi düzenlerine elverişlidir.

* * * * *

Yalçın SADAK:
?ÖDÜL ENFLASYONU VAR...?


Adından da anlaşılacağı gibi sergiler, günümüzde, plastik sanatlar alanında belirleyici olan sorun ve arayışları tanıtmayı olduğu kadar tartışmaya açmayı da amaçlıyor. Bu açıdan bakınca sergilerin, Türkiye?de yapılan sanatın son on yılını üç aşağı beş yukarı belgelemekle, işlevini (bir ölçüde) yerine getirdiği söylenebilir.

Ödüller bir yara...

Yalnız plastik sanatlar alanında degil. Diğer sanat dallarında da bir ödül enflasyonu var ülkemizde. Bu da ödülün saygınlığı diye bir şey bırakmıyor ortada. Çünkü herkese sıra geliyor. Baksanıza, sanatçıların yaş düzeyine göre aldıkları ödül sayısı da düzenli bir artış gösteriyor.

(Sanatçı biyografilerinde boy gösteren ödülleri gördükçe, neden bilmem, göğüsleri emek ya da üretim adına verilen kahramanlık madalyalarıyla süslü sosyalist ülke bürokratlarını düşünmekten alamıyorum kendimi.) Ben, böyle bir ortamda ödülsüz etkinliklerin en kötü ve en iyi olma şansını ellerinde tuttuklarından, daha çok ilgi çekmesi gerektiği sonucuna varıyor ve giderek kendimi, ödül alan bir kitabi, bir filmi ya da plastik yapıtı tanımış, olmak ayrıcalığından yoksun bırakmayı yeğler oluyorum. Deneyimlerim çok az yanıltıyor beni.

Ölçütler diyorsunuz... Benzerlerinde kullanılanların aynısı elbette. Yani çıkar ve dostluk bağları, ideolojik ilişkiler. Sergilerin on yıllık ödül çizelgesi, son broşürün girişinde yer almakta. Aradığınızı bulmakta zorluk çekmeyeceksiniz. Dar bir çevrede sürüp giden bir paslaşma bu. Bugün bana, yarın sana, arada bir de kardeşime...

Benim de içinde yer aldığım bu yılkı seçici kurul yukarıdaki görüntüyü değiştirme olanağını kaçırmıştır ne yazık ki... Buna tanıklık etmekten çekinmiyorum. Ama bende asıl burukluk yaratan sanatçılarımızın ödüle ve alkışa bunca dayanıksız oluşları. Bu zaafları yüzünden ciddi ödünlere sürüklendiklerinin ve giderek savunaeak bir davası kalmayan birer teknisyen olup çıkmak tehlilikesiyle karşı karşıya kaldıklarının ayırdındalar mı acaba?

Aslına bakarsanız, Resim ve Heykel Müzeleri Derneği?nin on yıldır büyük bir özveriyle yürüttüğü bu sergiler gerek düşünce gerekse organizasyon açısından, saygın bir yer edinebilecek bir potansiyele sahip. Bence en büyük aksaklık seçici kurulda, hep sanatçıların çoğunlukta olmasından kaynaklanıyor. Sanatçılar ne kadar iyi niyetli de olsalar, kendi eğilimleri doğrultusunda davranmaktan kurtulamazlar. Seçici kurullara aynı dalda etkinlik gösteren sanatçıları, hiç yanaştırmamaktır doğru olan.
On yıllık süre içinde zaman zaman düzeyli işler göründü sergilerde.

Ama bunlar gürültüde kaynadı gitti. Bu durumda sergilerin tersten gelişen bir eğitici işlevi olduğundan söz edebiliriz.

Ancak, bundan yararlanacak izleyicinin/sanat alıcısının çok donanımlı olması gerekiyor. Kişi donanımlıysa, düzeysizlikten de çıkaracağı çok ders var. Baudelaire şiirleri gözüne ne zaman kötü görünse, özgüvenini kazanmanın yolunu, kötü şiirler okumakta bulurmuş. Güzel değil mi?

* * * * *

Yusuf TAKTAK:
?ÇAGDAŞLAŞMA, YENİ BİR SORUN DEĞİLDİR"


Resim ve Heykel Müzeleri Derneği (RHMD) (19.6.1980), amaç maddelerinin tümünde çağdaş sanat müzeleri açılmasından, iki kelimeyle de sergilerden söz eder.
Dernek kurulur kurulmaz, ilk etkinliği dans gösterisi eşliğinde sunduğu yarışmalı Günümüz İstanbul Sanatçıları Açık Hava Sergisi oldu. Bir de ortağı var. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi...

Günün değişik saatlerinde farklı güneş, işınlarının çarptığı ağaçlar arasındaki ızgara panolar umulmadık görüntülerle doluydu. Bir tarafta resimler, diğer yanda panolardan arkası görünen resimler... Bir de yağmur, rüzgar, devrilen panolar, yağmurda eriyen heykel vesaire...

Dansçıları unutmayın. Yapıtların çevresinde dönerek sanatlarını icra ettiler. Halkın epey hoşuna gitti bu gösteri. Lakin bale olmadığı günlerde pek rağbet yoktu sergiye. Neyse, üç yıl sürdü bu tantana.

Dördüncü sergiyle birlikte müzenin kapalı mekânına alınarak adı da şimdiki adıyla değiştirildi. Bence sanatsal tırmanışı da başlamış, oldu. Kaldı ki, müze gibi bir kurumun açık hava sergisi düzenleyemeyeceği apaçıktı. Ülkemizde yaygındır, bir sergi iyi başlar, duraklar ve sonra yok olur. Oysa G.S.I.S., kötü bir başlangıç yaptı, son sergilere doğru olumlu grafiğin ardında onuncusuna ulaşıldı. Onuncu sergi G.S.I.S.?nın ağırlığını taşıyabilecek düzeyde midir, kuşkuluyum.

Katalogları şöyle bir gözden geçirdiğimde, 169 yapıtla başlayan katılım 400 civarına ulaştı. Sanırım, bu artışta etmenlerden biri çağdaş, bir etkinliğe katılmaksa, öteki de müze güvencesi altında yer almaktır.

Genç kuşağın giderek sergiye egemen olması merak duygusunu güçlendirmiş özel galerilerde sıklıkla gördüğümüz sanatçılar değil, yeni sanatçıların kendilerini göstermelerine olanak tanımıştır.

Son üç sergideki ödüllü yapıtların müzeye verilmesi müzenin çağdaş, bölümünü güçlendirmeye yöneliktir. Ayrıca, G.S.İ.S.?nin Ankara ve İzmir?de düzenlenmeye başlanması olumlu bir girişimdir.

Sergilerin ikisinde düzenleyici olarak yer almadım. İlk üçündeki görevimin zorunluluktan olduğunu, meraklısına açıklamalıyım. Sergi ve ödülleri belirleme konusunda seçici kurulun çalışmalarına, koşullar ve serginin içeriği yön gösterici olmuştur kanısındayım.

Doğal olarak, kurul üyesinin sanat görüşünü, belirleyici olarak eklemek gerekir. Buna en canlı örneği bu yıl duyduk. Bir kurul üyesi sonuçtan sorumlu olmadığnı öne sürerek, bir basın organına ilan verdi. Öteki üyeler ve ödüllü sanatçılarca çok komik bulunan ilana, önce tepki göstermek istediler, sonra önemsememeye karar verip, hareketsiz kalmayı yeğlediler.

Türkiye?de çağdaşlaşma yeni bir sorun değildir. Son zamanlarda birtakım sergilerle ve etkinliklerle sesini duyuran çağdaş davranış, özellikle eskicilere karşı olsun diye çıkmadı, tersine kendi ilerleyişini sürdürmektedir. Süreklilige katkida bulunan bireysel atakların yanı sıra Yeni Egilimler Sergisi (ne yazık ki yok edildi. G.S.I.S. ve Öncü Sanat Sergileri gibi toplu etkinliklerle, çağdaş davranış kendini göstermektedir. Kuşkusuz benzer tip etkinlikler çoğalarak devam edecektir. Cünkü, sanat sürekliliktir.

Son sergilerde, özellikle 8. ve 9.?da genç sanatçoların deneysel çalışmaları çağdaş davranışa katkılarda bulundu. G.S.İ.S. belki de bir noktadır. Bu noktadan ötekilerine gitmek üzere G.S.İ.S. de işlevini tamamlayıp, nöbet devredecektir.

Şunu unutmamak gerekir; sanatçılar her defasında düzenleyicilerinden ileride olmaktadırlar.

Düzenleyicilerin başarısı sanatçılara özgün yaratma ortamı, belgeleme ortamı hazırlamakla olur ancak. Benzer ilerici sergilerin gösterdiği bir başka olgu; önemli bir gereksinim, sergi mekânıdır. Hiçbir kurum önce sanatçıya modern bir ortam hazırlamakla başlamıyor.

Sergi gösteri; ve reklam getirdiği için mekân sorunu hep sonlara kalıyor. Yapıt ve boşluk ilişkisi açısından, eldeki mekânlann işe yaramadığını görmekteyiz. Söz konusu sergilerie, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri ve benzer sergilerin eğitim kurumlarının genel yapısını çoktan aştığı görülmektedir. Bu nedenle, ayrımlı bir eğitsel görev yükleniyor. Çünkü katılım çoğalarak sürüyor.

* * * * *

Sezer TANSUĞ:
?CAĞDAŞLAŞMA İLE BİR İLİŞKİ YOK?


Günümüz Sanatçılan Sergisi ilk sergiden bu yana hiçbir aşamaya ulaşmadı bence. Yola çıkış, amacı belli değildi ki, vardığı nokta belli olsun.
Ödül alanlar her yıl değişen seçici kurulun tercihlerine göre değişiyor.

Günümüz Türk resminin çağdaşlaşması ile bu sergiler arasında hiçbir ilişki yok. Bizde Batı?yi taklit söz konusu olduğu için bu sergilerin Türk resminin çağdaşlaşmasında hiçbir katkısı yok.

Bu sergilerin hiçbir eğitici işlevi, ayrıca, hiç kimseyi motive edici yanı da yok.

* * * * *

Süleyman Saim TEKCAN:
?MODASI GEÇMİŞ, AKIMLAR...?


Günümüz Sanatçıları Sergisi 10. yılını doldururken, 10. yıl öncesinde dünya sanatı ile aramızdaki uçurumun büyüklüğü ikiye katlanarak daha da açılmıştır. Geçen yıl Napoli Akademisi?nde düzenlenen Çağdaş Sanat Sergileri?ni gezerken Türk sanatının üretirken düşünceyi sanata katmayıp, görsel algılama ile sanatımıza taklit eserler üretmekte olduğunu düşündüm.

Arkasından Viyana?da ?Büyük Meksika Sergisi?ni gezerken de Türk resminin bir karakter yakalayamadığını ve son elli yılın içinde ünlü sanatçılarımızın ustalarının da Avrupa veya dünya sanatından seçildiğine tanık oldum.

Ünlü bir galericimize dünya sanatı içinde özgün bir yeri olabilecek sanatçılarımızın ismini sayar mısın dediğimde, bir tek isim verebileceğini, ama bu konuda dahi kararsız olduğunu söylediğini anımsıyorum.

10. yılında on yıl önce başlamış bilinçli yirmi yaş kuşağının düzenli bir eğitim dopingi ile devlet ve eğilim kurumları desteğini de arkasına alarak 30 yaşına gelmiş, 200 sanatçının ulaşılması lazım gelen noktaya maalesef ulaşamadığını söylemeliyim.

Günümüz Sanatçıları 10. Yıl Sergisi?ndc ödüller daha önceki sergilerde olduğu gibi jüriyi teşkil eden üyelerin kültür sanat anlayışları ve uluslararası tecrübesizlikleri ile sadece kendi bakış açılarından seçilmiş eserleri sergilemekten öteye gidemiyor, bazen bu seçici kurullar çağdaşlık adına dünya sanatında modası geçmiş sanat akımlarını bize yeni diye inandırmaya, sunmaya çalışıyorlar.

Değerlendirmeler, bazen de jüri üyelerinin yönlendirdikleri ve de ödül verdikleri sanatçıları öne çıkartmaktan ileri gidemiyor.

Günümüz Sanatçıları Sergisi?nin eğitimsel bir fonksiyon üstlendiği söylenemez. Sergilere keşfedilenleri yeniden keşfedenlerle, keşfedilmişleri kendi patentleri ile sunmaya çalışanlar, teknik beceriksizliklerle katılmaktadırlar.

Sergilere katılan sanatçılar kendi eğilimleri içinde bir gclişme yerine jüri üyelerinin eğilimlerini dikkate alarak eser yapma ve ödül almak için üretme düşüncesi taşımaktadırlar.

Sonuç olarak uluslararası dış sergilere devlet ve kurumlar desteği ile katılıp, uluslararası deneyimlerden geçerek dersler alması, acımasız yabancı eleştirilerinden yararlanılması gerekmektedir.

(Gösteri, Ağustos 1989)

(c)Bircan ÜNVER, Sanatın Labirentlerinde... E-Kitap. Işık Binyılı - http://isikbinyili.org

© Ağustos 2008, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works