yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Fotograf: Bahri Bora BALI

Yazı

Ay ve Teleskop

Fatoş ŞİMŞEK

Her dem gokyuzune hayran olmusumdur. Gecesine, gunduzune, guneslisine, asik suratlisina, yaganina, kararmisla kizarmis gibi olup da korku serpistirenine.. Cocuklugumda o dolunayli geceler nasil da ilgimi cekerdi.

Herkes uykudayken ben pencerenin dibine gelir kocaman perdelerin icine girer benimle ayni odada uyuyan kiz kardeslerimi uyandirmadan uzun uzun gokyuzunu, ayi ve yildizleri seyrederdim. Hava aciksa ayin o kreterlerle dolu copur yuzune bakip hayallere dalmak daha zevkli olurdu. Bulutlu geceler de guzeldi biraz yalniz daha gizemli. Bir mekanizma vardi o zamanlar orda pencerenin yaninda dururken beni uzaya isinlar, ayin yorungesine girdikten sonra agir agir dolastirir, istedigmde yuzeyine inmemi saglar ve keyfim geldiginde de geri getirirdi. Kim bilir neden o sistemlerden bulamiyorum artik? Yuzeye indigimde ziplar dururdum goreceli olarak daha uzun asili kalabilmenin hafifligini hissederek, ucsuz bucaksiz ak yuzeyde ine cika gider dururdum kaybolmayi dusunmeksizin ve oradan bu kez de sahane mavi topun koyu karanligin icinde asili durusunu uzakdan seyrederdim. Herkes uyurken ben gizemli o diyarlarda yolculuklarimi zevkle tamamlar gelirdim. Aslinda cocuklugumun gokyuzu ve ay isigi yogun gecelerinin tadini bugun de ayni kipirtiyla yasarim ama dedim ya o ayni mekanizmayi bulamiyorum artik.

O yillarda bu tutkum sonunda ev ahalisi tarafindan duyuldu ve babacigimla nasil teleskop yapabiliriz konusunda fikir uretmeye basladik. Yillarin en hizli, en elektronik, en hassas ve en uzaga giden asansorlerini insa eden uzman babam nasil olsa bu isin de ustesinden gelirdi. Biraz okuduk, biraz dusunduk sonra ne tur materyaller gerek diye kafa yorduk. Ardindan elimize gecen ve muhtemelen kullanilabilecek materyalleri biriktirmeye basladik. Zaman simdiki gibi bolluk zamani degildi Turkiye’de. Cocugun eline verilecek turden teleskoplar yoktu, olsa da oyuncakcilarda satilmazdi. Ancak konuyla ilgilenen kamu kuruluslari ya da universiterlerin teleskoplari olurdu o kadar. Bir ilkokul cocugu icin boyle pahali bir oyuncak almak Turk Lirasi milyarderi olmayi gerektirirdi. Dedim ya biz hurdalardan teleskop yapmayi amacliyorduk. Ya kendin becerirsin ya da kendin becerirsin deyip kollari sivadik babamla. O zamanlar Turkiye’de hersey kolay bulunmuyordu, ozellikle de elektronikler ve onlara ait edevati temin etmek neredeyse imkansizdi. Babam herzaman elinde olanla yetinmesini bilmis bir bilge sahsiyet olarak pek dayanikli agir kartondan yapilmis bir boruyu saglam ayaklar uzerine oturtmak suretiyle teleskopun iskeletini kisa surede ortaya cikardi. Daha o haldeyken icim isinivermisti. Keske hersey sadece ve sadece babamin elinde olsaydi iste o zaman projenin bitisini gormek birkac gunluk is olurdu. Buyuk heves ve umitle boruyu alip birkac fotografci gezdik. Sonra bizim mahalledeki fotografcilar ne anlarlar teleskopdan diye soylenerek ayrildik dukkanlardan. Onlar nereden bilirler amator bir teleskopun evde babayla birlikte yapilabilecegini deyip hafifden icerleyerek ayrildik ondan sonraki her fotografcidan. Epey dukkan gezdik once mahallemizde sonra da Kizilay’da. Babam umidini yitirmeden mercekleri bulabilirsek ancak Ulus’da olacagini soylediginde zaten biliyordum babamin ne yapip edip bu mercekleri yaratacagini demistim icimden. Haftayi zor gecirip Ulus’da taninmis bir studyoya girdik. Orada sadece fotograf tab edilmiyordu ayni zamanda mercekler, fotograf makinalari, filmler, durbunler hatta durbunlu av tufekleri bile saatiliyordu. Iste burasiydi en basta gelmemiz gereken dukkan. Baska bir yerde yoktu sadece burada vardi istedigimiz, ya da biz oyle umduk. Bu islerden anladigi belli olan orta yasli bir bey oteki studyo sahipleri gibi biyik altindan gulmedi bize. Amator bir teleskopun yapilmasinin mumkun oldugunu soyledi. Iste sevincimiz pekismisti. Tek arzumuz mercekleri bulmakdi gerisi babam icin cocuk oyuncagiydi. O beyle babam biraz daha teknik konusmayi surdururken dakikalar gecmek bilmedi. Konusmalarin bitisini ve babamin agzindan cikacak olumlu birkac sozu heyecanla bekledim. Ama maalesef o sozler cikamadi. Bana donerek fotografci beyin teleskobun amatorce kurulabilecegini ama kendisinde istedigimiz boyda mercek olmadigini, mercekleri o boyda kesecek techizatinin da olmadigini konustuklarini soyledi. En iyi yontemin mercekleri yurtdisindan ismarlamak oldugunu da ekledi ve masraflarin bizi asacagina dair yumusak tonda bir konusmayla bitirdi. Hep oyledir yufka yurekli babacigim, keske o anda bana o dus kirikligi dolu haberi vermek zorunda olmasaydi. Bense sadece dudagimi bukerek aglamis ve bunun sonucu olarak utanip onumde kenetlegimi ellerimle beton zemine bakip inci tanelerini dokmeye devam etmistim. Oradan ayrildik ve yolda bu projeyi belki daha sonraya birakmanin iyi olacagi konusunda anlastik. Hatta zamani gelince hazir bitmisini ismarlasak daha iyi olur diye dusunduk. Cunku bunca masrafi hic de zaruri olmayan bir proje icin yapmak akil kari degildi ve butun aileye haksizlikdi. Cok uzuldum ama tam 10 yasimda hayatta her istediginin hemen parmaklarinin ucuna gelmedigini inciler dokerek ogrenmis oldum.

Sonradan o proje hep soz konusu oldu ama her seferinde ailenin finansini allak bullak edici mercek fiyatlari tekrar gundeme geldi. Ama bu benim gokyuzune gunduz veya gece olan hayranligima hic engel olmadi. Daha sonralari hep gokyuzu ve uzayla ilgili kitaplar karistirdim, universite yillarinda devam ettigim bolumle hic ilgisi olmayan Fizik bolumunde astronomi dersleri dinler oldum. Fizik bolumunde astronomi masal anlatilir gibi anlatilmiyordu tabii ama kendimi semalara biraz daha yakin hissetiriyordu o hic anlamadigim teoremler. Dersin profesoru ise benim ilgimden memnun arada bir odasinda konusmaya cagirir, mutlaka okumam icin kitaplar verir ama en cok da kurmayi dusundugum astronomi klubune yureklendirir dururdu beni. Evet Prof. Dr. Osman Demircan’in destegi ve ilgisi olmasaydi ODTU Amator Astronomi Klubu acilmazdi o yillarda. Ne guzel gozlemler organize edip halki davet etmistik. Mesela bu gozlemlerden bir tanesi Halley’in yakinlardan gecisini dev teleskoplarla halka seyrettirmekdi. Bunun gibi bir dizi halka acik teleskopla gozlemler yaptik. Ne hostu geceleri ODTU’de bilimsel randevularda bulusmak!

Simdi iki yavrumla ilik ogleden sonralari bahcede, kirda, bayirda uzanip gokyuzunun muhtesemlilgini kutluyoruz. Kampa gittimizde yeryuzune uzaniyoruz ve gun isiginda mavi semayla bulutlari, geceleyinse goksel olan herseyi kutluyoruz. Benim filmi de birlikte seyrettik. Bahsettigim IMAX’de Tom Hanks’in uc boyutlu Magnificent Desolation: Walking on the Moon (2005) adli belgeselidir. Cocuklugumda ben ayda ziplarken cekmisler. Yuregimi burkdu bunca yildan sonra karsilasmis olmak. Ayni zamanda tarifi mumkun olmayan bir sevinc yasadim. Dopdoluydu, bittiginde ise bekledigimi bulmanin huzuru vardi icimde, yuregim mutluluk doluydu, gulumsuyordum.

Fatos Simsek, Isik Binyili, Ekim 2005, Raleigh, North Carolina

© Ekim 2005, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works