yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Soldan Saga: Figen Bingul, Adalet Agaoglu, Bircan Unver, Prof. Edward Foster, Prof. Sibel Erol
Bağlantılar:
Adalet AGAOGLU
Adalet Agoglu'na Amerika'dan Fahri Doktorluk Unvani

Konuşma

ADALET AGAOGLU'NDAN TURK EDEBIYATI ROMANINDA 1970-’80 DEGISIMLERI USTUNE

Adalet AĞAOĞLU

“Yazsonu Romani Pre-Postmodern midir?” incelemesiyle* The Tide (or Narrow) Times uclemesi** arasindaki post-modern ve pre-post modern iliskiler.

Degerli Light Millennium uyeleri, sayin izleyiciler,

The Light Millennium’un 5. yil kutlama programlarinda Turkiye yazarlarindan biri olarak benim de yer almam cagrisina tesekkur ederim. Bu cagriyi kabulde epey zorlandim. Oysa, daha onceki aktiviteleri hakkinda bilgilendirildim. Kurulusun A.B.D. Insan Haklari Beyannamesi’nin ilk maddesi Dusunce ve Ifade Ozgurlugu Hakki’na dayandigini ogrendim. Buna gore, dunyanin her yaninda artistik yollarla ya da felsefe, tarih, cografya alanlarinda dusunce ureten ilim, bilim insanlari, yazarlar, sanatcilar uretimlerinin anlamini, ikibin’lerden sonraki binlere dogru goruslerini dile getirmeli, birbirlerini taniyip anlama ortami saglanmaliydi. Terore, savasa karsi dayanismanin yolu farkli kulturlerin bilinmesinden gecebilirdi. Gecmeliydi.

Kurulusun amaci isik sacici, fikirlerin ozgurce aciklanmasi adina huzur verici.
Fakat ben Turkce yazan biri olarak, eserlerimi, bunlarin kurgu ve iceriklerini ‘yabancilarin’ hangi bilgisine dayanarak aciklayabilecektim? Okunma sansim olmadikca, cevrilme sansim olabilir miydi? Benim icin bu, o da sanirim guncel siyasanin ‘secimiyle’ bir iki defa oldu: Slovakcaya, Bulgarcaya, Almancaya cevrildim, ama yaygin dil Ingilizceye, bir defa, evrensel kulture yakin bir Ingiliz tarafindan cevrildim: Turkcesi Uc Bes Kisi olan romanim Curfew adiyla A.B.D.’de yayinlandi. Elbette Ingilizcesi ‘Amerika Ingilizcesi’ne uyarlanarak.

Uzatmayayim: Benim Ingilizcem de pek zayif olduguna gore, kitaplarimin boyle yaratilmasi icin temel kiskirti (provokasyon) olan darlik, daralma, sikismislik ruhunu hangi ucundan tutup, birtakim gondermeler yaparak anlatabilirdim? (Tam burda sunu aciklamak isterim: Ben tam uc askeri darbe yasamis, cesitli engel ve sansurlerle karsilasmis ve sadece anadilinde yazmis kusagin uyelerinden biriyim. Rollo May’in Yaratma Cesareti (The Courage to Create) kitabinda dedigi gibi: “Yaratici insanin en iyi belasi daralma, dar esikte kistirilmadir.” Bendeki daralma sadece Coup d’Etat, askeri darbelerden degil, anlatinin yerlesik dar sinirlari, kendi ustune kapanmisligi da beni klasik anlati baglarindan, daralmis gomleginden kurtulmaya, cokboyutlu anlati bicimleri aramaya itmistir...)

Bu arayislarim izinde yazdiklarimi okumus bulunanlarla diyalog kurmak az cok mumkun. Fakat, bilinmedigim ve nerdeyse bilmedigim, ozellikle de 80 yillik Turkiye Cumhuriyeti devletinin Dogu’dan Bati’ya dogru degistirici kulturune yabanci olan baska bir kultur ortaminda: “Varim, burdayim!” denebilir miydi?
Denebilirmis. Ustelik karsilikli tanisip bilismek asil boyle olurmus! Pazar ve pazarlik kadar guncel siyasanin disinda gerceklesmis bir bulusma: Arastirma ile akademik sorusturmanin gerceklestirdigi bir tanisma.
Millennium cagrisindan az sonra, Hollanda’da Dutch’a cevrilerek yayinlanmasi programlanan Yazsonu adli romanimin baslangic tanitimi icin oradaydim. Gittigim gun otelimde bir baska cagriyi beni bekler buldum. ‘Acaba, Hollanda’da kaldigim sure icinde, su tarihte de Leiden Universitesi Dogu ve Turk Dili-Edebiyati bolumunun Yazsonu romanim ustune yapilacak atolye calismasina katilmayi kabul edebilir miydim.’ Amsterdam Leiden arasi yol yakin, tarih uygun, yayincim da beni oraya goturmekte istekli; neden olmasin?

İste o atolye calismasinda Dr. Petra Bruijn* ogrencilerinin ‘postmodern elemanlar’in tesbiti icin yaptiklari arastirmanin bulgularini de Bruijn’in Yazsonu’nda sayfa sayfa denedikten sonra vardigi sonucu atolyede bulunanlara (ogrenciler, Fakulte dekani, sosyoloji profesoru, daha ilginci de Turkiye’nin Hollanda Buyukelcisi) sundugu bildiri. Merak cekici su sorunun yaniti olan bildiri:
Adalet Agaoglu’nun Yazsonu Romani, Pre-Postmodern Bir Roman midir?

Heyecan icindeyim. Cunku, postmodern anlatinin yayginlastigi bir zamanda ben, bu anlamda hic ‘farkedilmemislik’ uzuntusu icindeyken bilinmedik bir yerde, hem de bir edebiyat bilim yuvasinda ‘bilinir’ olmustum. Avant-garde (oncu) bir postmodern anlatiyi, edebiyatta bu turun adinin henuz gecmedigi zamanlarda onu ‘giyinip kusanmis’ bir roman yazari olarak taninmistim. (Bildiri ozetinin Ingilizcesi beni dinleyenlere dagitildi saniyorum.)

Adi gecen romanimin –daha once “Rabia’nin Donusu” adli oykumu “Rabia’s Return” diye, ustelik de bu kisa oykunun kaynaklandigi Halide Edip’in Sinekli Bakkal romaniyla iliskisini degerlendirerek, bence basariyla cevirmis—Figen Bingul cevirisinden yayinlanirsa, bunu okuyanlar da Leiden’deki surpriz ‘kesfe’ katilacaklar mi, bilemiyorum. 1980 yilinda yayinlanmis Yazsonu, gercekte DAR ZAMANLAR uclememin beni getirdigi yerdir. Postmodernizm akimdan etkilendigim, zamanimizin anlati modasina ayak uydurma hevesi degil... Uclememin ilk romani Olmeye Yatmak (Lying Down to Die), Turk romanini daraldigi yerden cikarma arayisimi deneme baslangicidir. Bu romanda fiil cekimlerine kadar zamanin farkli yankilari gibi, Ben anlati, O anlati, mektup, siir, ruya, tiyatro, ani ve ic konusma gibi anlatinin butun turlerini kullandim; kendiligimden boyle ‘karnavalesk’ bir kurgu butunlugu saglamis oldum. 1973’te yayinlanan bu romani, digerlerinin yanisira ucleme’nin oteki kitaplari izledi. Herbirinde bir oncekinde gordugum eksikliklerle hesaplastim. Arayislarimdan ogrendiklerimi kendime rehber edindim. Leiden Universitesi incelemesinde “postmodern elemanlar oteki romanlarinda da var,” denilmekte. Yaptigimla yetinememek, yeni anlati heyecanlari yaratabilmek, arayisin keyifli yolculugunu yapmak ortaya boyle bir sonuc cikarmis olabilir. Gercegin ta kendisi, hem kurgu (fiction) olarak, hem de sosyal, tarihsel, ekonomik degerlerin belirledigi ‘birey’i de ele alarak Turkiye romanini oncekinden farkli bir yere cekmek istegimdir. Verili olanin, alisilmisin disinda ve otesinde bir yer bulma hayalim...

Tuhaftir. Bu arayisimi once okurlarim destekli, sonra edebiyat incelemecileri.

‘12 Mart’ diye adlandirilan, ama benim bir ‘roman turu’ olarak asla kabul etmedigim bir akimin oncesinde ‘Koy Romani’ denen romanlarin Turkiye edebiyatindaki 1950-70 yillari arasindaki egemenligi yerini 12 Mart icerikli roman ve oykulere birakmistir. Biri askeri darbeden ‘ezilmisliklerin,’ oteki de kirsal kesimdeki sorunlarin klasik yoldan disa vurumu. Turkiye hizla degismekte; koylu ya Almanya’ya, Fransa’ya isci statukosuyla gocmekte, ya memleketin buyuk kentlerine. Asker darbesiyle yasama haklarindan mahrum birakilanlar, cezaevi ortaminda ve bunu yazmakta, yurtdisina gidebilenler darbenin yukunu omuzlarinda tasimakta; bu o bireylerin kisisel tarihi olmakta. Zaman bakimindan 12 Mart sonrasi yayinlanmalarindan dolayi, bazi edebiyat incelemecileri benim romanlarimi da bu ‘kategori icinde’ degerlendirme egiliminde olmuslardir. Bu yanlistir. 12 Eylul darbesinden sonra zoraki sessizligi, suskunlugu sosyal ve siyasal etkilerden bagimsiz bir ‘yeni kusak’ edebiyati baslamistir ki, 1980 sonrasi diye etiketlenen bu ‘yeni akim’ ozellikle de Amerikan romaninin tuketiciye ve onu sartlandirmaya yonelik tutumundan etkilenmis bir akimdir. Bu, toplumsal ve siyasal sorunlardan bagimsizlasma –yani sorumsuzluk—akimidir. Modern edebiyatin deneyiminden gecmeden yapay bir ‘postmodern’ anlatiya sicramis bulunmaktadir. Yazarin kendisiyle yuzlesmesinden kacistir. Bilgisayar ve internet kolayciligidir.
Butun bu dalgalanmalar ve her zamanki Bati’ya karsi asagilik duygulari, edebiyat ustune hesaplasma ve arayislari, anadilini zenginlestirme, daha genis anlati ve dusunce kavramlarina acma cabalarini iletisim disi birakmistir. Batiya karsi bilebildigimden fazla bir asagilik duygusu icinde olundugunu yazarak ve yasayarak da ogrendim. Popularite disinda farkli ve ‘ustdegerde’ bir kitap yazdiysan, yerlisinden de degil, ille disardaki taninmis bir yazardan etkilenmis, degilse ondan calmissindir. Metinlerarasi ilginin edebiyata katkisini, herseyi bilen ‘tanri yazardan’ kurtulma yollarini, onceden yapilanlarda eksik bulundugunu falan kendine konu ve sorun edinmek ozellikle yerli ‘kadin yazar’in isi degildir.

Bu anlamda birkac ornek vererek konusmami, izninizle biraz keyifli bitirmek istiyorum. Fakat bundan once hemen aciklayayim: ‘Kadin yazar’ diye bir yazar cinsi tanimiyor, bunu boyle kabul etmenin yazarlik bilinci ve buyusu icin dahi ikinci sinifligi daha bastan kabul etmek sayiyorum. ‘Erkek yazar’larin eserlerinde isledikleri kadinlari onlara iade ederek insanlik hakkimiza daha iyi sahip cikabilecegimize inaniyorum.
Ulkemdeki ‘Bati’ sendromuna ait verecegim orneklerin de bu anlamda degerlendirilmesini diliyorum.
Olmeye Yatmak yayinlandiginda ve okurun buna sahip cikmasiyla: “Aaa, o roman mi, iste Faulkner canim!” fisiltilari isitir oldum. Onun Dosegimde Olurken diye bir romani varmis da... Kitabi hemen arayip buldum, iyi bir roman okumanin disinda tek bir benzerlik bulamadim. Yazsonu yayinlandi; besbelli yazarligimi yuceltmek amaciyla: “Aaaa ne guzel tipki Virginia Woolf!” dendi. “Dalgalar gibi...” Boylece Woolf’u ‘bilmek’ sansina kavustum. Kendimi iki romanin kardeslik kani’ni bulma sinavina soktum; bulamadim.

Bir Dugun Gecesi 1979’da yayinlandi. Kurgu ve icerik bakimlarindan bu kadar ‘cesur’ yazilmis roman diye karsilandi ve Huxley’den calintidir, diye ilan edildi; o zaman da asla dokunulmayacak tabulara dokunmus bulundugum anlasildi; cunku 1980 darbesiyle daha once yayinlanmis bir romanim toplatilmis, bu yenisi savciya ihbar edilmis bulunmakta...

Simdi de yabancilara boyle seyleri acikladigim icin kacinci alt sinifa atilirim, bilmiyorum. Fakat en son aldigim sahici ovgu, DAR ZAMANLAR uclememle Samuel Beckett’in UCLEME’si Molloy/ Malone Oluyor / Adlandirilamayan’dan fazlasiyla etkilenmis olmam. (O zamanlar benim dilime henuz cevrilmemis eserler bunlar.) Bu sonuncu bulusta teknik bir yanilgi var, fakat inceleme iyi niyetli. Universitelerimizden birindeki edebiyat fakultesinin degerli bir ogretim gorevlisinin karsilastirma calismasi: Edebiyatta metinlerarasi iliski ve etkilesimlerin olumlu katkisi; boyle etkilenmelerle anlatilarin zenginlesecegi gorusu. Godot’yu Beklerken oyunuyla taniyip tapma derecesinde sevdigim S. Beckett’in benim DAR ZAMANLAR’daki Olmeye Yatmak’in esin kaynagi Malone Oluyor’u oteki ikisi gibi, utancla soyleyeyim, hala okuyabilmis degilim. Fakat bu karsilastirmayla degerime sahip cikilmak istendiginden eminim.

Yine de soruyorum: Turkiyeli bir yazar olarak ben, ne zaman yalniz kendim olacagim?

Kendi kendime bu sorgulamama guzel bir cevap geldi. Ankara ODTU Universitesi Ingilizce Karsilastirmali Edebiyat Bolumu’ndeki bir calismadan ogrendigime gore, romanim Bir Dugun Gecesi, Virginia Woolf’un romani Mrs. Dalloway’le karsilastirilmis; Woolf’un anlatida eksik biraktigi bazi boyutlari benim tamamladigim ortaya cikmis.***

Boylece yalniz Faulkner, Huxley ve Samuel Beckett’le degil, anlatinin kutsal buyusunden etkilenerek ulkemin Bati karsisindaki asagilik duygulariyla da odesmis oldum.

Ne olursa olsun, Bati dunyasinda Osmanli kultur ve edebiyati diye bir sey az cok biliniyor, ama Turkiye Cumhuriyeti edebiyati diye bir birikim hemen hic bilinmiyor, Bense, insanlari bilinmeyen toplumlar hic mi hic anlasilmaz, diye dusunuyorum. Butun degisimler once insani kosullayip degistirdigi, edebiyat ve sanatin asil isi de insan oldugu icin.

Adalet Agaoglu



*Dr. Petra de Bruijn’le ilk tanismam yine eserlerim nedeniyle olmustur. Lisans tezini tiyatro oyunlarim ustune yapmistir.
**Olmeye Yatmak / Bir Dugun Gecesi / Hayir...
*** Prof. Dr. Ayten D. Bear / Mustafa Zeki Cirakli. “Anlaticisiz Bir Anlatici: Adalet Agaoglu’nun Bir Dugun Gecesi’nde Siradisi Bir Teknik.”

© Ekim 2005, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works