yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   



Bağlantılar:
UN/DPI-NGO Conference

BM Güncesi: BARIŞ: Gerçek yada Ütopya mi?

Bircan ÜNVER

Ilk farkediş - oluşumlar ve önyargıların değişmesi..

Türkiye yada New York'taki hiç bir yayın - TV kuruluşuna bağlı olmaksızın, sadece medya alanında master öğrenimi gören bir öğrenci olarak, Birleşmiş Milletler?e ilk adımımı attığım noktaya nasıl geldiğimin bir öyküsü bu yazi.

O ilk ayak atışa parallel, Birleşmiş Milletler'in o dev yapısı ve kendi içinde bürokratik yapısının ağır olduğunun çok işlenmesine rağmen, kendi girişim ve proje hedeflerimde, herşeyin seri olarak işlemesi, fotoğraf arşivlerinin açılması, BM ile ilgili daha önce oluşturulmuş on bilgilerin-yargıların, o kadar da doğru olmadığını düşündürmeye başlamıştı..

Aynı zamanda, TV Production kursu için bir okul projesi nedeniyle, ilk kez New York'ta sadece "Barış & Savaş" temasi üzerine var olan ve bir çırpıda karşıma çıkan 300'ü aşkın (1992) sivil toplum kuruluşlarının varlığı, bana ilk kez, ABD'de bu potansiyelin varlığı ve gücünün de ipucunu vermişti...

Bu yazıya verdiğim ad, "BARIŞ: Gerçek yada Ütopya mi?" (PEACE: Reality or Utopian Dream?), aynı adlı o dönemde ürettiğim TV programının da adıdir.

Bu proje, hazırlık ve üretim aşamasında, hem ABD?deki sivil toplum kuruluşlarının kapsamı ve etkisiyle ilk tanışmamı hem de BM'ye aynı nedenle döğrudan bağlantı kurmamı sağladı. Bu ilk cesaret veren tecrübelerin etkisiyle de, Light Millennium/Işık Binyılı organizasyonunu kurma aşamasında, BM'nin öngördüğü koşulları sağlayabildiğimizde, BM?ye üye olmak ana fikri de, aynı nedenle, en başından itibaren tespit edilen hedeflerdendi..

Zaman zaman BM'de katılacağım --yada katılmış olduklarım-- Sivil Toplum Kuruluşları için her Perşembe düzenlenen "UN/DPI-NGO Briefings"lerden, konferanslardan ve içinde bulunduğum/bulunacağım Hazırlık Komitesi, Alt Komiteler ve diğer aktiviteleri, yer yer bu yazı dizisinde özetlemeye ve sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Buna parallel olarak da, olanaklar elverdiği ölçüde, üyesi olduğum, katıldığım "briefings", konferanslar ve BM/Genel Asemble'nin düzenlediği üst düzey toplantılar dahil, onlardan ana fikirleri de sizlere yansıtabilmek ve paylaşabilmek olacak..

En baştan vurgulamak gerekiyor, tüm bu faaliyetler ve yazı çalışmaları, Işık Binyılı'nin genel kapsamı çerçevesinde, bağımsız düşünsel ürünler kategorisinde yer alacaktır.

Bununla birlikte, Light Millennium/Işık Binyılı organizasyonunun bugüne değin sadece gönüllü emek ve içerik katkılarıyla, tüm proje ve aktivitelerini yürüterek, BM'ye üyeliğini kazanmış olduğunu, bir kez daha belirtmekte yarar var. Genel Birleşmiş Milletler kapsamı ve bünyesinde görev yürüten diplomat ve gazetecilerden konum ve statüde, tamamen farklıdır. Bu nedenle, bu yazı dizisi çerçevesinde, BM'ye üye ve BM vizyonuna paralel ve bünyesinde faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları kapsama ve faaliyet alanından, bu yazi dizisine izlenimler yansıyacaktir.

Temel başlangıç ve ön bilgi olarak, eğer ABD'de en az üç yıllık 501-c-3 statüsüne sahipseniz, yada Türkiye yasalarına göre bunu eşitleyen yasal bir konuma sahipseniz, sizlerin de üyelik başvurusu için BM'nin Kamu Bilgi Bölümü'ne (Department of Public Information of the United Nations), ilk basamak olarak, bir niyet mektubuyla başvurmanızı, önemle ve ivedilikle öneriyorum.

Zira, Birleşmiş Milletler bünyesindeki mevcut sivil toplum kuruluşlarının dokusunun da çeşitlenmesi, zenginleşmesi ve çoğalması, BM vizyonu ve amaçları çerçevesinde, başlıca temel hedef ve faaliyet alanlarındandır.

Bu noktada, hep özlediğimiz ve çağlar boyu özlenilen ve bizim ona ulaşmamız için bizi bekleyen BARIŞ teması, ona özlem ve düşünsel bağ ve ilişkilerimin başlangıç öyküsü ise:

Ülkede ve Dünya'da Barış'a özlemin ekildiği yıllar...

BARIS kelimesi, çocukluk-ilk gençlikten itibaren en çok Ecevit'in mitinglerde bir sembol olarak giydiği uçuk gök mavisi gömleği_ Kıbrıs Barış Harekatı ve de Barış Manço ile birlikte, günlük hayatımızdaydı. Özellikle 70'lerin ikinci yarısından, 12 Eylül 1980'e kadar... En azından benim kuşağım için böyleydi!

12-17 yaşımın en büyük avantajlarından biri, 4 dayımdan ortancasinin, oturduğumuz Halide Edip Adıvar (Şişli) caddenin üzerinde, yarım blok mesafeyle, tam köşede, gazete-dergi bayiisinin olmasıydı...

O dönemde, eve, iki gazete giriyordu. Babam, Milliyet okurdu, annem de Günaydın, daha çok da foto-romanları... Ancak eve giren gazeteler bana yetmiyordu!

Yedi kardeşin en büyüğü olarak ve babam da sürekli seyahatlerde olduğundan, 6-7 yaşından itibaren, evin tüm alış-veriş işlerine paralel, evin hıç eksik olmayan yatılı misafir trafiği ve küçük kardeşlerimin de, her yıl yada neredeyse iki-üç yıl arayla, ardı ardına aileye katılmış olması nedeniyle, evin içinde de çok küçük yaştan itabaren, anneme ciddi olarak ev işlerinde ve kardeşlerime bakımda yardım etmek durumundaydım... Zaten annem de çok gençtı.. Örneğin, annem henüz 29 yaşındayken, ben 13 yaşındaydım ve o yaştan itibaren üç kız ve üç erkek kardeşim var...

Annem ne zaman bakkala, manava, herhangi birşey almak için gönderdiğinde, o ne almam gerekiyorsa alıp doğrudan, dayımın gazete bayiisine gidiyor, içeri giriyor ve orada eve girmeyen gazete-dergileri sürekli okuyordum. Geciktiğimde, dayımın oğlu, halam camda, sana bakıyor, dediğinde, geri kalan okumak istediğim gazeteleri de, eve ödünç getiriyordum!

Özellikle, 70'lerin ilk yarısı böyle geçti... O dönem,Türkiye'deki siyasi çalkantıları da, yaşıma oranla, en ciddi gazetelerden okuyordum. Siyasilerin yanlış karar ve uygulamalarının, gençliği nasıl tırpanladığına ve ülkenin gelişmesini yada önünün açılmasını nasıl engellendiğine de, o zamanlardan doğrudan çeşitli gazete-dergi, radyo ve televizyon haberleri aracılığıyla, çocukluktan genç kızlığa geçen dönemde, olarak merakla izlemiştim..

Aynı dönemde, Dünya klasiklerini de okumaya başlamıştım. Özellikle 12 Eylül'e kadar olan dönemde, siyasi teorik ve felsefe kitaplarına olan ilgim artmiş ve mümkün olduğu oranda onları okuyordum. O dönemde, roman - hikaye hatta şiir türlerine olan ilgim, ikinci-üçüncü planda kalmıştı...

12 Eylül'le birlikte aniden susturulan ve suskunlaştılan ülkede, siyasetin tehlikeli oyunları, boyutları ve dış bağlantılarını, daha fazla idrak etmeye başladim. Özellikle sanata ve sanat dergilerini okumaya yönelmem de, 12 Eylül'un etkisiyle oldu!

Bu dönemde, aynı zamanda bugün 26 yaşında olan oğlum Barış'a hamileydim ve Barış'in doğumu için sabaha karşın 3'te, gece sokağa çıkma yasağı olduğu için, hastaneye doğum için, polis arabasıyla gitmek zorunda kalmıştım!

Bebek doğunca, isimlerde özellikle babası tarafından büyüklerin önerileriyle bizimkilerin çelişmesi sonucu, nihayetinde, iki haftanın sonunda, hem Kıbrıs Barış Harekatı etkisiyle hem de 12 Eylül'e bir tepki olarak, Barış, adını verdik.

12 Eylül'le birlikte, insanın hayatında, çıkış yada çözümlerin, siyaset aracılığıyla değil, sanat aracılığıyla olabileceğini düşünmeye başlamıştım. Bu öngörüyle, takiben sanat konularına, Mimar Sinan'daki öğrenimime paralel, daha bilinçlice yöneldim.

* * * *

New York'ta, Sivil Toplum Kuruluşları'nin çokluk ve gücüyle ilk tanışma ve BM'e ilk adim..

1992 yılında, New York'ta New School'da, master programı çerçevesinde aldığım ilk televizyon prodüksiyon dersinin, o dönem içinde, iki video projesi üretme sorumluluğu vardı. İlkini, 1.5 dakikalık, "İnsan Ruhu'nun Özgürlüğü" adlı heykel üzerine ürettim. İkincisini ise o dönem Metropolitan Müzesi'nde ki Rene Magritte sergisi üzerine yapmak istedim. Ancak, dersin öğretim görevlisi Daniel Kamiel, "sen sanatta iyisin, sanatla ilgili ikinci bir projeye gerek yok. Başka bir konuya yönel," dedi. Ben hala Magritte olmazsa, New York'ta yaşayan farklı ülkelerden kadın sanatçıları içeren televizyon projelerini önüne sürüyordum. Tavrı çok netti. "Hayır!" Sanatın dışında başka bir konuyla gel!

Belki beyinsel olarak en çok zorlandığım dönemlerden biri oldu! Zira kendimi öylesine sanat üzerine programlar üretmeye koşullandırmışım ki, başka ne yapabilirim diye iki-üç hafta kıvrandım ve ciddi baş ağrıları çektim.. Aynı dönemde, oğlum Barış'a, İstanbul'da annem-babam bakıyor. Onu da çok özlüyorum. Başka konuya nasıl yönelirim zorlanmasındayken, oğlum BARIŞ'in adı bana ilham verdi. "İnsan'in kendine en yakın olanı çoğu kez yeteri kadar iyi göremediği," tezini anımsayarak, bu kez BARIŞ temasını işleyen bir proje yapma fikri de, ilk kez doğmuş oldu...

New York'ta ikinci yılım olmakla birlikte, o döneme değin, bu konuyla doğrudan hiç ilgilenmemiştim. Aklıma ilk gelen, New York Halk Kütüphanesine (New York Public Library) gidip BARIŞ konulu bir araştırma yapmak. Bakalım, ne çıkacak? Bu araştırma sonucu, New York'ta çok yeni kurulandan yüzyıla yakın kuruluşu olan ve doğrudan SAVAŞ & BARIS konularına yoğunlaşan bir çok sivil toplum organizasyonlarını tespit ettim ve tüm iletişim adreslerini içeren bilgilerin çıkışlarını aldım.

Böylece kendi projem için de başlangıç yolunu bulmuştum. Deanne Kamiel'e önerimi götürdüğümde, bu kez çok heyecanlandı. "Tamam, devam et!" dedi. Sonuç itibariyle, 14 haftalık bir kurs programının, ikinci ve son prodüksiyon projesi olacaktı. Proje, 10 dakikayı da geçmeyecekti. Araştırmaların ikinci aşaması, doğal olarak Birleşmiş Milletler oldu. Oradan temin ettiğim fotoğraflar ve kaynaklar, projenin adını da netleştirdi: "Barış: Gerçek ya da Ütopya mi?" ("Peace: Reality or Utopian Dream?")

Özellikle bu projede ropörtajlara parelel, görsel olarak video arşivlerinden değilse bile doğrudan Birleşmiş Milletler'in, Fotoğraf Arşivi'nden yararlandim.

Yine BM'nin bünyesinde yer alan kitapçıdan da temin ettiğim, Barış Sözleri'nden seçmelerden oluşan küçük bir kitapçık, projeye içerik olarak çok katkıda bulundu. BM'nın tam karşısında yer alan parkta, yine aynı dönem (Ekim 1992), bir öğlen kamerayı kurarak ve beyaz bir kartona, "PEACE: REALITY or UTOPIAN DREAM?" yazarak, BM'den çıkanlar ile sokaktan geçenlerle yaptığım ropörtajları, akademisyen ve barış dernek/vakıf yetkililieryle yaptığım ropörtajlarla birlikte kurgulayarak, bu projeye dahil ettim.

O zaman, ayrıca BM'nin bu tür projeleri destekleyici ve teşvik edici yapısından da çok etkilenmiştim. Sonuç itibariyle, okulun getirdiği sınırlamalar nedeniyle, okul için 13 dakika ve daha sonra aynı programı Queens Public TV için de yarım saat olarak ürettim ve QPTV kanallarında, bu program 1993'te ve takip eden yıllarda da yeniden yayınlandı.

* * * * *

"BARIŞ: Gerçek yada Ütopya mi?" TV projesi, BM'ye üyeliğin ilk tohumlarını ekti..

12 Eylül 1980 yılının getirdiği olumsuz etkilerle, koşulların elverdiği ölçüde tüm ilgi alanlarımı sanata yöneltmem, adeta barış'in olmadığı ortamlarda sanatın ve kültürün de yeşermeyeceği, yeşertilemeyeceği temel olgusunu, on yılı aşkın bir sure, gözden kaçırmama neden olmuştu!

Deanne'in, sanatın dışında başka bir konuyla gel, dayatması karşısındaki ilk zorlanmalarım da bundan olmalıydı! Yine Deanne'in dayatması sayesinde, henüz 12 yaşından itibaren Türkiye'yi olduğu kadar dünyayı merak edip kavramaya çalışan ve 12 Eylül'e paralel, beyin salterlerimi kapattığım ilgi alanları, sanki yeniden açılmıştı. İlgi alanlarım yada yapmak istediğim projelerin sadece sanatla sınırlı olmadığını ise yine belli bir alt bilinçle, henüz 22 yaşında, ilk oğlumun adıni, Türkiye'de ve yeryüzünde BARIŞ olması ümidini besleyerek, vermistik..

BARIŞ: GERÇEK YADA ÜTOPYA Mİ projesinin çekimlerini yaptığım dönem Ekim 1992, aynı zamanda eski başkan Clinton'un, ilk seçim döneminin de hemen öncesiydi. Bu nedenle, proje birinci dönem Clinton Yönetimi'nden beklentilere de, bir çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akedemisyenden farklı yanıtları da içeriyor. Bu projedeki tüm soruların, içerik ve sorduğu temel sorular açısından, bugün öneminin, daha da artarak devam ettiği kanısındayım.

Master programı için Ekim 1992'de başlayan bir televizyon projesi, Birleşmiş Milletler'e ilk adımımı atmamı ve genel atmosferini birinci elden hissetmemi sağlamıştı...

Bu yolda_ öncelikle dayıma, dayımın gazete bayisine, ki benim için en önemli okullardan biri olmuştur, ve Deanne Kamiel'e bu yazı aracılığıyla teşekkür etmek istiyorum. Zira Deanne, benim başka neler yapabileceğimi görmek istemesi ve dayatması sonucu, BM?ye ilk adımımı atmıştım. 15 yıl aradan sonra, bu etkinin getirdiği sonuç itibariyle, Light Millennium/Işık Binyılı, bugün Birleşmiş Milletler?in Kamu Bilgi Bölümü'ne uyedir. BM bünyesinde, New York merkezli ve aktif Türk-Amerikan kökenli tek kuruluştur.

Kısa özet olarak; BM bünyesinde_ Kamu Bilgi Bölümü (KBB) yönetiminde geçtiğimiz Eylül 2007'de 60ncisi düzenlenen, "İklim Değişikliği'nin Üzerimizdeki Etkileri" adlı Sivil Toplum Kuruluşları konferansının Hazırlık Komitesi'nın üye kuruluşlarındandır (UN/DPI-NGO, http://www.undpingoconference.org). BM/KBB bölümünün davetiyle, Light Millennium organizyonunu Eylül 2005'te BM bünyesinde, 58nci Yıllık konferansında temsil ettim. Takip eden 2006 ve 2007 konferanslarında ise aktif olarak Hazırlık Komitesi'nde, Light Millennium/Isik Binyili organizasyonu adına yer aldım. Aynı zamanda, son iki yıl ardı ardına, iliskili konferansların ana teması çerçevesinde ve Light Millennium'un önderliği ve sorumluluğunda ise iki "Midday Workshop" düzenledim.

Önümüzdeki yıl, adıgeçen konferansın 61ncısı, "Evrensel İnsan Hakları" Beyannamesinin 60nci yıldönümüne parallel, Paris'te 3-5 Eylül 2008 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

Özellikle önümüzdeki yıl, Paris'te gerçekleşecek konferansta Türkiye'den ve Avrupa'dan, Türk kökenli sivil toplum örgütlerinin katılmasında, BM'ye üye ve_ özellikle Türkiye'deki Türk Sivil Toplum kuruluşlarının katılmalarının teşviğiyle birlikte üye olmayanların da; üye olanlarla işbirliğiyle projeler ve konferansa katılacak konuşmacıların öneri ve konferansa katılımlarının temininde, sponsorlukta işbirliği çerçevesinde çalışılması çok yararlı olacağı kuşkusuzdur.

Bununla birlikte, halihazırda gerek konferansa ön hazırlık çalışmalarında gerekse "UN/DPI-NGO"nun haftalık "Briefings"lerine, New York'tan ya da Türkiye'den başka hiç bir Türk Sivil Toplum Örgütü'nun aktif olarak bir varlık göstermeyişi ise çok düşündürücü.. Ve bunun, çoğalarak, güçlenerek ve işbirliği zemininde artması, gerek Türkiye adına gerekse ABD'de yaşayan Türkler adına, hepimizin ortak ideallerine hizmet edecektir.

Sivil Toplum Kuruluş'larının ilgisine: Üç yıllık vergiden muaf statünüz var ise yada bununla eşitlenebilecek bir statüye Türkiye'den sahipseniz; BM/Kamu Bilgi Bölümü, Hükümetler Dışı Organizasyonlar Birimine (UN/DPI-NGO) üyelikle ilişkili sorularınıza, yetkililerden yanıt temin ederek, bu köşede yanıtlamaya çalışacağım.

E-mail: bircan@isikbinyili.org

*Birleşmiş Milletler terminolojisinde, BM'ye üye Sivil Toplum Kuruluşları, "Non-Governmental Organizations - NGO" (Hükümet Dışı Kuruluşlar) olarak tanımlanmaktadır. Aynı zamanda dernek-vakıf-sivil toplum örgütleri benzeri global olarak 1622 kuruluş, Birleşmiş Milletlerin_ Kamu Bilgi Bölümü (Department of Public Information - NGO) üyesi bulunmaktadır.

Fotoğraflar:

1) BM-Meditasyon odasında.. Foto: John Ünver Culkin

2) BM/Kamu Bilgi Bölümü, Sivil Toplum Kuruluşları 60nci Konferansının Medya Alt-komite üyeleri, 30 Mayıs 2007'de, İklim Değişikliğinin Etkileri Üzerine, BM/UNCA Klüp'te organize ettikleri Basın Toplantısı'nin hemen ardından. Media Altkomite üyeleri birarada görülüyor:

(UN/DPI-NGO Annual 60th Conference ? Planlama Committee ? Media Subcommittee members)

© Bircan Ünver, ISIKBINYILI.ORG, 25 Kasım, 2007, New York.

© Aralık 2007, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works