yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Resim: Pelin Bali

İzlenimler

BİZİM ÇOCUKLAR

Muzaffer BACA

Belki binlerce yıldır savaşların getirdiği bir davranış tarzı,belki de genlerimizde böyle.. Çocuklarına en düşkün millet herhalde Türkler..

Çocuk doğru yapmış yanlış yapmış ikinci sırada önem arz ediyor…Anneler daha küçükten çocuk erkekse ayrı kızsa ayrı bir özen gösterip onu kolluyor..

Özellikle erkek çocuk çok avantajlı…El bebek gül bebek büyütülmeye çalışılıyor.. Biraz büyüyünce de ya isyankar ya da kul oluyor.. hele hele rahata alıştırılmışsa kesinlikle kul oluyor.. Babasının dağarcığındakiyle geçinme anlayışıyla da gelişemiyor mücadele eder hale gelemiyor.. Kız çocuklarımızı ise dışarının kötülüklerinden koruyalım derken tamamen dünyanın gerçeklerinden uzaklaştırıyoruz sonunda o da ilk sorunda savunmasız hale geliyor.
Tabii ki bunu yapmayan eğitim ve yetiştirmede doğru davranan milyonlarca ailemiz de var. Ama genele baktığımızda durum maalesef anlattığım gibi..

Yıllar önce Flash TV de Haber koordinatörlüğüm sırasında bir kameramanın tesadüfen çektiği görüntüler hala gözümün önünde..Bir martı Eminönünde bir binanın çatısında ve iki yavrusu yanında..Martı yavrularını aşağıya itiyor..Yavruların yere çakılmamak için uçma çırpınışlarını izliyorsunuz..İlk düşüş biraz sert oluyor ..Anne martı onları bir daha çatıya çıkarıyor bir daha aşağıya itiyor..Bu defa daha yumuşak düşüyorlar ve biraz daha iyi uçabiliyorlar..Dördüncü denemede artık uçuyorlar ve anne martı onları aşağı atma gereği duymuyor..Anne martı yavrularının uçamazlarsa yırtıcı kuşlara yem olacaklarını ya da açlıktan öleceklerini çok iyi biliyor..

Ya biz…

Rahatına alışmış bir insandan idealist olmaz..Sürekli kollanan bir insan mücadele etmeyeceğinden ve sığınacak bir yeri her zaman bulacağından gelişemez..Bu sadece çocuklarımız için değil,ülke ve yönetim anlayışımız için de geçerli..

12 Eylül darbesinin akabinde Washington’a telefon eden ABD Büyükelçisi(Bizim Çocuklar Başardılar) demişti..Birilerinin himayesinde ülkeyi yönetmek ne demek hiç kimse sorgulamadı..

Yine himaye altında yetiştirilen başka çocuklar Türkiye’ye sık sık gönderilip hükümetimiz ekonomimiz siyasetimiz onlara bırakılmıyor mu?Şöyle bir geçmişe bakın..Özal’dan Derviş’e Mehmet Ali Bayar’a (Bizim Çocuklar) nereden ve hangi gelişmeler sonrası gelmişler..
Burada onları gönderenleri veya onları suçlamıyorum…Toplumdaki anlayışı sorgulamamız gerekiyor..Türkiye’de neden kaliteli insan yetişmiyor ..Dışarıya gönderilmiş Türkler neden daha kaliteli yetişiyor ve neden onlara ihtiyaç duyuyoruz..

Bugün Türkiyede töre cinayetlerini kadınlara yapılan ayrımcılığı tartışıyoruz..Peki bu cinayetleri işleyen veya kadınlara baskı yapanları anneler yetiştirmedi mi?İş dönüp dolaşıp kollanan çocuk kollanan erkek çocuk olayına geliyor..

Dünyaya iyice bir baktığında kadınları özgürce yaşayan eğitilebilen ve eşit olan ülkelerde ilerleme daha iyi sağlanıyor,uygarlık daha ileri gidebiliyor..Diğer ülkelerde ise erkeklerin dalaşı kadınların korumacılığı geleceği karartıyor..

Bizim çocuklarımıza düşkünlüğümüz biraz da insanımızın yaşadıklarından kaynaklanıyor..Kurtuluş savaşı sonrası nüfusumuz neredeyse 10 milyona düşmüştü ve kadınların sayısı neredeyse erkeklerin iki katıydı..O tarihte erkek çocuklara özeni anlayışla karşılayabiliriz. Ama şimdi Türkiye çok ileride..Artık kız çocuklarımız da üretime, bilime, faal yaşama sokmazsak uygarlık yarışında önemli bir enerjiyi kaybedeceğiz..

Türkiye’de türban dahil değişik tartışmaların arkasında buna yönelik amaçları da göz ardı etmemeliyiz.. Kızlarımızı eğitimden toplumdan uzak tutmak hem haksızlık hem de toplumsal kan kaybıdır.. Erkek egemen bir toplumda da iç barış oldukça zordur..Bunu ben değil dünyanın sayılı sosyologları söylüyor.. herhalde bizi yönetenler de biliyorlar. Biliyorlar bilmesine de daha annelerini kucağındayken yakaladıkları yağlı avantajlardan bir türlü vazgeçemiyorlar.. Baksanıza hala kendi kadınlarını bile ikinci sınıf ve korumaya muhtaç görüyorlar ve Türk kadınına güvenmiyorlar..

Bizim çocuklar bu kafayla giderlerse Batıya doğru değil gerilemenin karanlık girdabına esir düşecekler.. İnşallah yol yakınken anlarlar

© Mayıs 2007, IşıkBinyılı

© IŞIK BÄ°NYILI e-dergisi; The Light Millennium bünyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Ünver tarafından, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet #501c3
statüsüne ise 17 Temmuz 2001 tarihinden geçerli olmak üzere hak kazanmıştır. Vizyonu ise Web ortamında ilk kez Ağustos 1999'da tanıtılmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularının izni olmaksızın kopyalanamaz ve tüm içeriği
"The Light Millennium"a (1999 - 2010) aittir. Uluslararası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve hakkı saklıdır.
Açıklama – Güncelleme:
IşikBinyılı.Org kısa adıyla, 11 Ocak 2010 tarihinde Türkiye Dernekler kanunu çerçevesinde, dernek statüsüyle İstanbul merkezli dernekleşmiştir. Türkiye kapsamında yayın hakları bu tarihten itibaren IşikBinyılı.Org'a ve
uluslararası yayın hakları ise kardeş kuruluş statüsünde olan New York Merkezli yine "The Light Millennium'a aittir.
– Bircan Ünver, Kurucu ve Genel Yayın Yönetmeni, 1 Ocak 2018. | The Light Millennium'un İngilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren: Bali & Bali Works

Bali & Bali Works