yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   
Bircan ÜNVER - Bütün Yazıları

BM Güncesi: BARIŞ: Gerçek yada Ütopya mi? Ilk farkediş - oluşumlar ve önyargıların değişmesi.. Türkiye yada New York'taki hiç bir yayın - TV kuruluşuna bağlı olmaksızın, sadece medya alanında master öğrenimi gören bir öğrenci olarak, Birleşmiş Milletler?e ilk adımımı attığım noktaya nasıl geldiğimin bir öyküsü bu yazi.

İzlenimler

UN-DPI/NGO: 58. Yildonümü Konferansindan İzlenimler 2000 yilinda, Birlesmis Milletler - Dünya Zirvesinde, Yeni Binyilin Kalkinma Hedefleri çerçevesinde, en basta “yoksullugun azaltilmasi ve egitim oraninin arttirilmasi” icin alinan karar ve atilan imzalara ragmen, son bes yilda “savas ve teror”ün gündeme oturtulmasi, üç gün süresince, Birlesmis Milletlerde ameliyat masasina alindi.

Arkeoloji

Çok katmanlı antik bir şehir: Çadır Höyük Çadır Höyük'te yapılan kazılarda, Eski Hitit Dönemine ait iki binanın temeli keşfedildi...

Deneme
KABLOLU ÇAĞ'IN TUTSAĞIYIZ AMA SONSUZA KADAR DEĞİL... Gerçek özgürlük, bireysel gelişme ve olgunlaşmanın "kablo"larla sarmalanan ve neredeyse kablolarla kendi kendimizi boğacak halden, işlevsiz hale getirdigimiz bir yaşama biçiminden büsbütün çıkma mücadelesinden, başarıyla çıkmamızla başlayacaktır.
HERKESİN HAYATI Canım oğlum John Ünver'den ilhamla... Küçük oğlum, "Yeryüzünde herkesin yaşam süresinin limitli olmasından nefret ediyorum," der demez ağlamaya başlayınca, onu kucaklarken, ne zamandan beri böyle düşünüyorsun soruma ise; "Her zaman…" demesi, beni daha çok şaşırttı.

POLYANA'CILIKTAN - DON KISOT'LUGA... Esit bir Dünya'da, ‘Insanlik Günü’ne ithaf olunur... New York'a, geçtigimiz Ocak sonu, dort hafta için gelmis olmama ragmen, geldikten ve ilk bir hafta-on gün de, ciddi bir bocalama geçirdikten sonra, yeniden burada, daha uzun süre kalmaya karar verdim. Bunu, eski bir gazeteci dosta telefonda soylerken, spontane olarak, "Don Kisot’luga devam”, dedigimde, telefonun karsi ucundan gelen yanit, bir kahkaha sesi oldu.

Iki Evrensel Insan: MEVLANA-Seb-i Arus* & CLARKE - 17 Aralik 17 Aralik 2005, Istanbul - Yeryuzunun gelmis, gecmis ve gececek evrensel degerlerini tum evrene yaymayi, yasamlarinin nirengi noktasi ve mihenk tasi yapmis iki evrensel insan Mevlana Celaleddin RUMI ve Arthur C. CLARKE. Bu iki evrensel ve butun zamanlara isik tutacak insanin bulustugu ortak ay, Aralik ayi.

DERNEK

GENCBARO.ORG’a ŞİDDETLİ KINAMA: ÖZÜR TALEBİ ve BEYLER KANITLAYINIZ! ***SON GELİŞME - ÖNEMLİ: Avukat Ufuk ÖZKAP tarafından, "SEÇİM KAZANMAK İÇİN İFTİRA ATANLAR ŞİKAYET EDİLDİ... GencBaro.Org adını kullanarak asılsız İddialarda bulunan Av. Nejat Kazan ve ekibi hakkında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/45497 Soruşturma Numaralı Dosyası ile suç duyurusunda bulunulmuştur", girişiyle dilekçesi tarafımıza elektronik ortamda iletilmiştir.(Dilekçe iki sayfa "jpeg" dosya olarak "Ek Dokumanlar" kategorisinden temin edilebilir.)

Haber

IŞIK BİNYILI, ATATÜRK’ÜN KIZLARI DERNEĞİ 2005 ÖZEL ÖDÜLLERİNİ ALDI. Light Millennium/Işık Binyılı, ABD’deki diğer dört kuruluşla beraber kendisinin 2005 YILI ÖZEL ÖDÜLÜ’NÜ aldı. Rahmetli Aliye AK Üstün Kadinlar Ödülüne, yine Light Millennium/Işık Binyılı'nın temsilcileri Emin PAMUCAK En Başarılı Erkekler ve Sevim ÖNEN de Üstün Kadinlar Ödüllerine layık bulundular.
ADALET AGAOGLU'NA AMERIKA'DAN FAHRI DOKTORLUK UNVANI Bircan ÜNVER, Columbus, Ohio - (Aralik 1998) Nerdesin Turkiye? Hani hep sitem etmez misin Bati'da bize yeterince yer verilmiyor ve bizim degerlerimiz taninmiyor diye? Peki sen Turkiye, kendi degerlerine sahip cikiyor musun ya da ne zaman ciktin? Iste sevgili Turkiyem, senin getirdigin ve yerlestirdigin degerler ve ideallerle buyuyen ve onlari gerceklestirmeye adanan idealist bir yazin cabasinin sonucu, senden bagimsiz olarak ve o kabul gormuslugunu cok istedigin Amerika'da, senin bir yazarin cok onemli bir universitede 'Fahri Doktorluk' unvanina, Cagdas Turk edebiyatina kazandirdigi edebiyat yapitlariyla deger gorulurken, ve sen her yil yuzbinlerce dolari hicbir yere varmayan lobi calismalarina harcarken, senin icin sunulmus boylesi bir kulturel degere sahip cikmak varken, nerdesin?

Mektup

GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ - Yeniden GİRİŞ: "Tarih bir tekerrürden ibaretmiş", maalesef! Yaklaşık 5 yıl önce yaşanmış ve Light Millennium'un 5.nci yıldönümü çerçevesinde düzenlenmiş etkinliğin medya bülteni (ki bu yazının sonunda ve 3 Aralık 2005'te gönderilmiş olduğu haliyle mevcuttur), o dönem ki "akıl durdurtacak ve aklın almayacağı" nitelikteki "karalama kampanyası"nın dayanağı olarak, içeriği de son dönemdekine paralel, tümüyle akıl ve hayal dışı olarak çarpıtılmıştır.
AÇIK ÇAGRI: "TÜRKiYE'nin HER KOŞESINDE YAZ BAŞKADIR..." “Eğer günlük kişisel, ekonomik, sosyal yada politik sorunların yada tüketim hastalığı ve yarısı içinde kaybolmak istemiyorsanız yada onları aşarak; gökyüzü boşluğuna yada okyanus ortasına güzel ve verimli bir tohum atmaya ve o tohumu da hep birlikte yeşertmek ve yeryüzüne maletmek idealindeyseniz, doğru adres ISIKBINYILI.ORG'dur.”

GELECEKTEKI GERCEK BAYRAMLARA Sevgili Dostlar, Merhaba... Ozellikle Istanbul'dan, aileden, eski dostlardan, akrabalardan cok uzaksayisini unuttugum bayramlar gecti..Artik Bayramlar, benim icin ne yazik ki, sadece ON-LINE BAYRAMLAR haline donustu..
ALIYE AK'A BIRIKMIS GONUL BORCUYLA GULE GULE... Cok sevgili Aliye Hanim'cigim, Bugun aramizdan ayrilmis oldugunuz haberini, NYCTurk'un duyurusundan okudugumdan beri gozyaslarimi tutamiyorum ve bu satirlari size gozyaslari icinde yaziyorum...

Röportaj

"BOLKARLAR’IN “MİLLİ PARK” İLAN EDİLMEDEN ÖNCE, BİLİMSEL BİR ALAN ÇALIŞMASI YAPILMASI GEREKİR." Metin SÜZGEÇ, Niğde İl Çevre ve Orman Müdürü’nun görüşü: "Söz konusu alanın (Bolkarlar); biz de dahil olmak üzere, orman mühendisi, botanik uzmani, biyolog, jeoloji alanlarında üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir ekibin alan değerlendirmesi yapılmasını talep ettik. Çünkü yine hemen üst kısmında yaban hayatı ilgilendiren bizim Aladağlar’da bulunan “yaban keçisi” var. Tabii Mersin tarafında da, bize göre güney cephesi olan bir koruma alanı var “yaban keçisi” nedeniyle."

NİĞDE’NİN BOLKAR DAĞLARI, DÜNYA ÇAPINDA DOĞA VE KIŞ TURİZM BÖLGESİ OLMAYA ADAY.. Niğde Valisi Sebahattin ÖZTÜRK'ten sürpriz haber: "Bolkar Dağları’nin olduğu bölge, korunması gereken kültür ve tabiat alanı olarak ilan edilmiş.. Geçmişte de orayla ilişkili çeşitli çalışmalarda bulunulmuş. Ama şimdi biz orayı turizm bölgesi ilan etmek için Turizm Bakanlığı’na başvurduk. Şu andan itibaren, oranın Turizm Bölgesi olması için Turizm Müdürlüğümüz tarafından işlemleri başlatmış bulunuyoruz."

Söyleşi

Havai’den Irak’a,

Amerika’nın Rejim Değiştirmesi

Stephen KINZER'la yeni kitabı üzerine bir röportaj

SANAT

SAĞANAK YAĞMUR ve METİN GÜÇLܒnün “Hİǔleri ÜZERİNE.. Metin Güçlü, “ruHun perdesİni aÇmak” sergisindeki Mevlana’nin mistisizm ile quantum teorisi –enerji- bileskesinde “hiç”e yaptığı göndermeyle, “öz’un özü” olan ruh’un perdesini “Hİǔleriyle açan bir sanat yolcusudur. Bu yolculuk, aynı zamanda varoluşa giden bir yolcuğun da kendisidir..

Sanatın Labirentlerinde
*IŞIKLI GÜNLERE DAİR...* “Evet, gelecek beni ilgilendiriyor,” demiş adam. “Çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.“
*ŞEHİRLERE DE AŞIK OLUNUR...* Özümüz bir “gel-git”e zincirlemeyse,
Kaçınılmazdır yeniden buluşmak seninle,
Paylaşacağımız daha nice değerler var..
Gene geleceğim sana, New York!
(1994)
*Murat ÖZCAN: “KEŞANLI ALİ DESTANI” VE TİYATRO ANLAYIŞI ÜZERİNE…* Kimisi New York’ta doğup büyüyüp, ya da çok küçükken geldiği için, Türkçesinden, kimisi tiyatro tecrübesi olmayışından kimisi de ne kadar başarılı olabilecekleri endişeleri içerisinde, ama büyük bir istekle, heyecanla provalara devam ettiler. Herkes biraz ürkek bakıyordu. Başarabilecekler mi? Ya da bazı sözler söyleniyordu, “Keşanlı Ali”yi oynamak kim, siz kim? (1991)
*BİR DİLEK* Dinim sanat olmalı diye düşünüyorum. Son iki aydır yaşamımdaki değişiklikler ve sürekli hayatımın tren raylarını döşemek ya da değiştirmekle uğraşmaktan, müzelere gidemeyince, bir süre önce gece düşümde, “bir başıma ve huzur içerisinde müzedeydim.

*GÜNAYDIN FM-2030!* - Yıl 2030, Arizona FM-2030’un yeniden hayata döndüğünü görmek dileği ve bu konuda yeryüzüne bir “IŞIK” sunan ona da bir “Günaydın” demeden, böyle bir girişimde bulunmak istemediğimi sezdim. Şu an 71 yaşındayım ve FM-2030 ise, 100 yaşında olmasına rağmen, sağlıklı, dinç bir 50 yaş görüntüsü ve zindeliğinde...
*DÜNYA ÇOCUKLARININ HESAP SORMA YILI* Dünya Çocuk Zirvesi’ne yetmişten fazla devlet başkanı ve başbakan düzeyinde lider katıldı. Toplantıya katılan liderlerle birlikte toplam yüzellinin üzerinde devletin daha sonra zirvede alınan kararın altını imzaladıkları öğrenildi.(1991)
*Gülbin YAVUZ: İNSAN İSTERSE...* Onüç yıldır Los Angeles’ta yaşayan Yavuz, Los Angeles sinema-video dünyasının tanınmış, avant-gard kostüm dizaynlarından geçtiğimiz şubat ayının sonunda ise Peter Wolg’un seslendirdiği “99 Worlds” adlı müziğin video çekimlerinin kostüm dizaynı için New-York’ta Mahrer MGMM firması ile birlikte çalıştı. (1990)
BİR PAZAR GÜNÜ Los Angeles’ta en çok sevdiğim yerlerden başlıcası, Los Angeles County of Art Museum. Muze üç ana bina, heykel bahçesi, kitap ve hediyelik satış, merkezi, restoran ve üç ana binanın ortasında, açık alanda ise “Coffee Garden”dan oIuşuyor.
*Aydın UĞURLU: “MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK”* "Yurtdışına, tekstildeki son aşamalan öğrenmek için gönderildiğimde, Anadolu’da yıllar boyunca dokunmuş olan yöresel, halk yahut da folklorik özellikler taşıyan dokumanların, çok daha çağdaş değer taşıdıklarını fark ettim." - Aydın UĞURLU
*GELECEKTE ANNELİK...* Öyle ki, çağlar boyu tüm kültür, ülke ve sistemlerin varlığını devam ettirecek yegane değer olan ‘insan’ı, ‘insanoğlunu’, ‘kısaca kadını ve erkeği’ yeryüzüne armağan eden tek varlıktır, KADIN.
“ZAMANDA VE ZEMİNDE KADIN” "Dünyanın başka bir yerinde de dükkân açılışı ne kadar muhteşem olursa olsun, sonuçta bir açılıştan öteye geçmez. Ancak, üst kat galeri olarak değerlendirilebilirse, o zaman sıradan bir dükkân açılışından öteye geçilebilirdi. Bu öneri benimsendi. Hatta restorasyonundaki ışıklandırma da, mimariye değil de objeye dönük olarak gerçekleştirildi." - Sibel ASNA - 1987

*Prof. Kerim SİLİVRİLİ: ESKİ-YENİ* “Ehli Hiref’ adlı cemaat, biliyorsunuz bir üstyapı kuruluşuydu. Yani sarayda oluşmuş bir merkezdi. Bugün artık saraylar yok ve devletin gereksinmelerini de serbest çalışan sanatçıların karşılaması bekleniyor. Ayrıca, bir Alman atasözü olarak duyarım, “Her eve bir tablo gerekir” diye. Yani yalnız devletin, resmi kuruluşların değil, her evde bir yağlıboya tablo bulunması gerektiğini belirtir bu söz. -- Prof. Kerim SİLİVRİLİ - 1987

*BÖLÜM 3: YELPAZE “GÖRME BİÇİMLERİ” ÜZERİNE...* Görme Biçimleri, okuyucuyu düşünmeye, tartışmaya ve hesaplaşmaya sürükleyerek, karşımıza canlı bir varlık olarak çıkıyor. Böylece, alışılagelen okuma biçimlerine de yeni bir boyut kazandırıyor. İnsanın bir şeye dokunması demek, kendisini o şeyle ilişkili duruma sokması demektir.

*Erol AKYAVAŞ: DOĞU'NUN İZLERİ* "Erol Akyavaş" adlı kitapta, sanatçı bu seri için diyor ki, "Fihi Ma Fih"te tek Tanrılı üç din temsil edilir. Musevilik, Hristiyanlık, İslam. Osmanlı'nın tarih boyu egemen olan hoşgörüsünün bir odak noktası konumundaki Aya İrini, benim için esin kaynağı olmuştur. Farklı inançlar yanyana yaşayabilmişse...
*Hüseyin ERTUNÇ: GELECEK ZAMANA ÖZLEM* Gerçekte Hüseyin Ertunç; bugüne, insana, çağın getirdiklerine, durumlara kuşkulu ve sorgulatıcı bir yorumu, değişik platformlarda geliştirirken, "insan"a ve "gelecek zaman"a inanıyor ve şimdiden insan adına olması düşlenen "gelecek zamanı özlüyor".
*Bedri BAYRAM: "THIS HAS BEEN DONE BEFORE?* 55. sergisini New York'ta açan (1992) Bedri Baykam, bu sergisiyle sanatında, hem sanat tarihini oluşturan kültür akımlarını, hem de kendi sanat geçmişini başarıyla yorumluyor.
Serdar ARAT: I "SESSİZLİK" VE "SUSKUNLUK" ÜZERİNE... "Dört Yıllık Sessizlik" dizisi bir anlamda 1980-1984 yılları arasında Türkiye?deki suskunluğa değinmekle beraber, özünde, resim sanatının niteliğiyle ilgili sorular da içerir.
Ertuğrul ATEŞ: DÜŞLERİMİZ, YALANLARIMIZDIR... "İlk günlerde, resimleri gören galerici ve eleştirmenler, "iyi, hoş, güzel ama biz bekleyip iki sene sonraki gelişmeleri ve hâlâ aynı performansı gösterip gösteremeyeceğini görmek istiyoruz," dediler. Ölçü bu. Burada "harika çocuk" diye bir kavram yok. Hem iyi bir ressam, hem mücadeleci, hem ayak oyunlarına karşı uyanık olacaksınız, hem de çok zor koşullarda bile olsa, yaşamınızı ve resim yapmayı sürdüreceksiniz."

*Thomas Hart BENTON: "ORJİNAL BİR AMERİKALI"* Bazı eleştirmenlerin Benton'ın ününü sanatından çok politik gürüşleri ve homoseksüel eğilimleriyle sağladığını belirtmelerine karşılık, program bir anlamda onlara verilen bir yanıt niteliğindeydi. Özetle, "Eleştirmenler, sadece konuşur..."

Francis BACON: "80. DOĞUM YILI SERGİSİ" 1909 yılında Dublin'de doğan Bacon, I. Dünya Savaşı sırasında babasının askerde oluşu nedeniyle, ailesi ile birlikte sık sık Dublin ve Londra arasına gidip geldi. Onaltı yaşında ise, ailesinden ayılarak, 1929 yılına kadar Berlin ve Paris'te yaşadı. Bu yıllarda sürekli iç mimar olarak çalıştı.
*Helen Frankenthaler: RETROSPEKTİF SERGİ* Özellikle ilk on yılı kapsayan resimlerin psikolojisi, Miro?nun resminin genel dünyasına da çok yakın duruyor. Elbette birebir karşılaştırmada, bu değerlendiriş yanlış gibi duracaktır. Ancak, resimlerin taşıdığı soyut ekspresyonist dil, psikoloji ve imajinasyonların vardığı yerler, zaman zaman çok yakın birbirine...
Mihail Chemiakin: MİTOLOJİDEN BİYONİK İNSANA... Sovyet sanatçı Mihail Chemlakin, 1971 yılında konformizmi ve Sovyet realizmini sanatında benimsemeyişi nedeniyle, ülkesinde de sanatında büyük başarı kazanmış iken, yirmiyedi yaşında sürgüne gönderildi.
*BÖLÜM 2: BALDESSARİ'DEN AKYAVAŞ'A...* John BALDESSARI: POPÜLER MEDYANIN YENİDEN ÜRETİLMESİ... Sanatçı, birçok farklı zaman, yaşam, sosyal ve ekonomik düzeylerdeki görüntüleri bir arada, farklı boyut ve biçimlerle kompoze etmesiyle de çağrışımlan arttırarak, geniş boyutlu bir imajinasyon dünyasının kapılarını aralıyor ve o ana değin popüler kültürle ilgili edinmiş, olduğumuz imajları alt-üst ediyor.
*RESİM ve YARATICILIK - 2nci Bölüm* "Özgürlük insanın kaygılarından, özellikle gelecek için duyulan kaygılarından, yaratıcılık ise hiçlikten kaynaklanır. Hiçlik ise sonsuz özgürlükten. ...Gelecek kaygısına karşı çıkmak için, özgürlük seçeneğini ve gücünü kullanırsın." - Murat Morova
*RESİM VE YARATICILIK - Soruşturma: 1nci Bölüm* "Resim ve Yaratıcılık" ana başlığında Gösteri dergisinde (Ekim 1989 - Ocak 1990) yayınlanan bu dizide, sanatçılarımıza yönelttiğimiz sorularda amacımız, her bir soruya mutlak yanıt aramaksızın, bu soruların toplamında, onların bu konudaki düşünce ve farklı bakış açılarını ortaya çıkarmak oldu.
*SANATIN LABİRENTLERİNDE... SUNUŞ - 1995* Bu düşünsel ürün, bir bıçakla ikiye aynlmışçasına reddedişler içeren anlayışlara katılmamanın bir uzantısı olarak, öz ve bütünde birbirinden ayrılamaz ürün ve görüşleri bir arada değerlendirerek başka bir perspektiften bir bütünlük oluşturmaya özen gösteriyor.
*ÇAĞDAŞ TÜRK RESİM SANATI SORUŞTURMASI - 1989* “Figüratif-klasik ya da soyut-modernist sanat mı?” üzerine gelişen yoğun tartışmalar sanatçı, galerici ve eleştirmenleri bir klan halinde, karşı karşıya getirerek, yapıcı değil yıpratıcı ve gerilimli bir ortam yaratıldı.

*KADIN GÖZÜYLE SANATTA NÜ: BERNA TÜREMEN - TUBA İNAL - GÜL DERMAN* “Avrupa nü sanatında ressamlar ve seyirci-sahipler erkekti, nesne olarak işlenen kişilerse çoğunlukla kadın. Bu ters ilişki, ekinimize öylesine sinmiştir ki bugün bile sayısız kadın bilincine biçim vermektedir.“ -John BERGER
1. ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ SANAT SERGİLERİ - İSTANBUL (1987) *TORAN *KOMET *GERMANER *ALTAN *GÜN *TOPUZ *ALANTAR *FÜRTUN *ZURİO *RAİNER *PISTOLETTO Uluslararası İstanbul Çağdaş Sanat Sergileri organizasyonu içerisinde yer alan, “80’li yıllarda Fransız Sanatı Sergisi” ile 14 genç sanatçının “komiserliğini” yükümlenen Mario Toran ile sergi hazırlıkları aşamasında görüşüyoruz.
*BÖLÜM 1: SANATIN LABİRENTLERİNDE...* Işığı Ararken... “Güzel çirkini yendiği anda büyük üslup da doğar.” --F. Nietzsche
*İÇİNDEKİLER* - Sanat soruşturmaları ve denemeler SANATIN LABİRENTLERİNDE... genel çerçevesi itibariyle, Bircan Ünver'in 1987-1989 yılları arasında Sanat Olayı ile Cönk dergisinde yayınlanan yazılarının bir derlemesidir. Aynı zamanda, Amerika'daki bazı çalısmalarından seçmelere de yer vererek, "En Kutsalı Yaratmak" kitabıyla başlayan, yayınlanmış yazılarını kitaplaştırma sürecinin hem bir devamı hem de Türkiye-Amerika yaşam köprüsü ve arayışlarIndan kesitleri de içermektedir.

*SON GİRİŞ & GİRİŞ: ALTI YIL SONRA... 2001* 1994’te, "En Kutsalı Yaratmak" kitabının yayınına paralel başlayan bu kitabın öyküsü, aynı yıl içindeki bir örnek baskıya da rağmen bir türlü bugüne değin yayınlanamayarak, “yayıncılık labirentlerinde…” takılıp kalmasına bir türlü gönlüm razı olmadı! Bunun sonucu olarak, e-kitap olarak gün ışığına çıkabildik nihayet!

*E-KİTAP - İTHAF* Bu kitap EROL AKYAVAŞ ve ATİLLA İLHAN'a ithaf edilmistir. EROL AKYAVAŞ'ın "LABİRENT PROJESI": (1) Dördül bir alanda cam duvarlar Allah sözcüğünü dört kez yazar. Dört giriş vardır. Bunlar metaforik girişlerdir. Normal bir labirentin taş ya da tuğla duvarları vardır; bunun duvarları camdır.

Yazı

BÜYÜKELÇİ NAMIK TAN: "BİZ HERŞEYİMİZİ ATATÜRK'E BORÇLUYUZ." "Biz herşeyimizi Atatürk'e borçluyuz. O olmasaydı, biz de burada olmayacaktık. ...Aynaya baktığımızda, kendimizi gördüğümüzü düşünüyoruz. Ama aslında gördüğümüz Atatürk'tür." ..."Atatürk, sadece 20.nci yüzyılın en büyük liderlerinden değil, aynı zamanda 21.nci yüzyılın ve hatta belki gelecek yüzyılların da en büyük liderlerindendir."

BM, YENİ TARİHSEL BİR DÖNÜM NOKTASININ İLK RESMİ ADIMINI ATTI... Dünya Kadınlar Günü'nün 100.ncü Yıldönümü öncesi (8 Mart) BM-Genel Kurul Salonu'nda, "Kadının Statüsü Konseyi" paralelinde görkemli, coşku ve heyecan içinde, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Genel Kurul Başkanı Joseph Deiss, BM-Kadın Birimi Başkanı Michelle Bachelet tarafından, BM-KADIN Birimi resmen açıldı.

BABAM, ATATÜRK TÜRKİYE'SİNDE Kİ 'KADIN'IN YERİNE ÖZLEM ve KÖY ENSTİTÜLERİ... Babam'ın düşlerime serpiştirdiği tohumları; sınıfımızdaki Atatürk portresi ve Atatürk'ün bizlere emanet etmiş olduğu Türkiye'nin geleceğine ait idealler, düşüncelerimde birbirini tamamlıyordu.. Ek bölümler ile son günceleme tarihi: 17 Kasım 2010

AMERİKA'nın ÖĞRETTİĞİ "Evren Boyunca/Across the Universe" Konformizmi, hatta çok saygın bir üniversitede öğrenimi yarım bırakarak, kendini arayışların öne çıkmasından ülke adına savaşı tercihe kadar geniş bir yelpazede, Beatles'ın müzikleri merkezinde çarpıcı efektlerle ve müzikal türde, 1960'lardan bir kesit verirken, o kesiti bugün ve yarına bağlıyor..

FÜGEN GÜLERTEKİN'le İSTANBUL'da İLK YÜZ YÜZE TANIŞMA Fügen, çok farklı, zor, acı ve yaşamından 9 yılını alan ve yaşamını tümüyle alt-üst eden bir tecrübe yaşamıştı. Bunun sonucu olarak, Fügen, büyük bir transformasyondan geçmişti. O uzun yillar icinde ve sonucunda, en olumsuzu ve herkesin "Allah Korusun" demekte çok haklı olacagı acı ve haksız bir tecrübeyi "olumlama"yı başarmıştı.
TURKIYE'nin NEDEN BIR EINSTEIN'I, SAGAN'I, FREUD'U, CHOMSKY'SI ya da bir MICHAEL MOORE'u HENUZ YOK? Nicin boyle bir baslik! Son gunlerde kafamu kurcalayan bir konu, biz, ulke ve Turk insani olarak, kendilerini dunya capinda yucelten kisi ve toplumlardan neden ornek almiyoruz, sorusuna kafam takildi uzun bir suredir!
BEYİNSEL ZAMAN - BEDENSEL ZAMAN N.M.Ç'ye... Burası Queens, New York... Bugün Thanksgiving... Tanrı?ya Teşekkürler günü... Saat gece yarısı 0.27. İstanbul?da saat sabahın ilk saatleri olmalı... Sri Lanka'da ise öğlen üzeri...

HAYDİ TÜRKİYE, NÜKLEER'de REFERANDUMA! - İkinci Bölüm En başta, ABD'nin dünya platformunda nükleer silahlanma yarışını tırmandırmak yerine durdurmaya yönelmesi, küresel barış için önkoşuldur. Aynı zamanda, kendi sahip olduğu tüm nükleer bomba ve silahlardaki uranyumu boşaltarak, ABD içinde tamamen "nükleer enerji" kullanım amacına kanalize etmesi halinde, "nükleer santral"ların Türkiye'de de barışçıl amaçlarla yapılacağına, ancak o zaman güven duyulabilir!

HAYDİ TÜRKİYE, NÜKLEER'de REFERANDUMA! - Birinci Bölüm Türkiye'de bir nükleer santral yapılacaksa, bunda tek söz sahibi Türk Halkı'dır. Mutlaka, Türk Hükümeti bu konuda bir referenduma gitmelidir, aynı Cumhurbaşkanlığı seçimi için gittiği gibi.. Anne rahmine düşen her bebekten - her yaş ve kuşaktan yedi değil - yetmiş değil - yedibin kuşak, tüm Türkiye'yi ve Türkiye'de yaşayan/yaşayacak ve Türkiye'li olan herkesi ve de tüm Ortadoğu'yu temelden ilgilendiren ve ilgilendirecek olan, "Türkiye'de Nükleer Santrallar" yapılması konusu; bütün zamanlar ve ülke halkı için birinci derecede çok kritik bir konudur. Bu çok kritik ve hassa konu, IŞI bir an önce kopartmak ve sonuçlandırmak anlayışıyla, bir oldu bittiye getirilmemeli ve getirilemez!!!

ONUNCU KÖY Boşlukta elips, yumurta kabuğu şekliyle bir ada var. Bu ada okyanusta değil boşlukta, uzayın içinde biryerlerde... Bu adayı uzak bir mesafeden, boşlukta ve yukarılardan_ öncelikle yatayına yan yamaçlardan görüyorum. Düzenli yemyeşil ağaçlar arasında yoğun bir yaşama trafiği soyut bir resim gibi izleniyor.. İnsanları değil ama sadece genel canlılığı, dinamiği şeçebiliyorum.

ISIKBINYILI & LIGHTMILLENNIUM 7. YILINI KUTLUYOR… Organizasyonun anafikrinin dogus hikayesi… Amerika’ya ilk ayak bastigim 1989 yilinda, takipeden dort yil, Türkiye’ye hiç gidemedim. Bunun içinde, aileme biraktigim o donem 8 yasinda olan oglum Baris’i da hiç goremedim.

NUKLEER ENERJI'de MASKE DÜSÜYOR MU? "Nukleer Enerji" dizisiyle, Milliyet Gazetesi yazarlarindan sayin Meral TAMER'in, Londra'dan yazdigi ve 5 bolum halinde yayinlanan yazilari, 'nukleer" konusunu daha objektif olarak ele aliyor. Ayni zamanda, gerek Ingiltere gerek ABD ve gerekse Rusya perspektivinden, 2020 ve 2023 yilina kadar Ingiltere ve ABD'de, "nukleer enerji" konusunda, hangi kararlarin alindigi ve nasil bir yol izlediklerini de berrak olarak anlatiyor. (Meral Tamer'in Enerji Dosyasi dizisinde yayinlanan yazilarinin linki, bu yazinin bitiminde verilmistir.)

“Yabancilastirildik” & “Yalniz Degiliz… Herkes yazmali, sadece "yazarlar" degil. Yazi yazmayan insan kendi guzellik ve caresizligini tam net olarak goremiyor bence. Televizyon seyretmekle de anlasilmiyor hersey. Kalem, kagidin uzerinde gitmeye baslayinca aciliyor ancak bazi pasli kapilar…
Dünyanin Durdugu Gün yada Yeryuzunun Dondugu Gün! Gokyüzünden yeryüzüne dogru, o gune degin hiç gorulmemis bir suratle bir cisim yaklasmakta... Basta Amerika olmak üzere Bati'dan Dogu'ya yeryüzünde, tüm askeriye tesisleri alarm halinde, yeryüzüne dogru hizla yaklasmakta olan bu cismi izlemekte..

Şiir

KARLI BİR NEW YORK GÜNÜNDE, YENİLENEN UMUTLAR VE YENİ YIL... Yeni bir hayat defterinin sanki hiç yazılmamış sayfaları gibi.. Şimdi gözlerim, beynim, yüreğim ve tüm hücrelerim New York'u kapsayan kar örtüsü gibi bembeyaz artık.. Ve herşeyin yanıtının doğada olmasından olsa gerek..
50 YAŞ'IN ÖZETİ & ADAK Yukarıkale'den (Sivas) İstanbul ve New York'a uzanan ve İstanbul - New York gelgitlerinin 50 yıla sığan bir özeti
"Kimisi kurban keser / kimisi sadaka verir / kimisi dilek tutar / kimisi biri yada memleketi adına..."
*YILDIZ TOZU; VARIŞ NOKTASINDA… & RAFLARDAKI TOZ ve OLMAYAN...* *İnsan olmaya
İnsan olarak yücelmeye
Adanmış
Bir yıldız tozuyum,
Bir yıldız tozuyuz…
*KADER MİYDİ? *Yoğun 
Sisler içinde başladık yolculuğa

Bulutların arasında

Işıklı yollardan geçtik
...*
SAKLI KALMIS NOTLARDAN... Icten simsicacik bir gülümseyisle içimde iz birakan adamin ses tonu - anlatimindaki ifadeler, beynimde yankilanmaya devam ediyor.
© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works